YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24220
KARAR NO : 2023/9974
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
1. Sanık müdafiinin yokluğunda verilip 25.07.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 03.09.2020 tarihinde sanığın temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2017 tarihli ve 2017/3195 İddianame numarası ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2018 tarihli ve 2017/214 Esas, 2018/209 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanunun 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) bentleri, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 7 yıl 2 ay ve 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 18.07.2018 tarihli ve 2018/2283 E., 2018/1718 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1-f maddesi gereğince düzeltilebilir nitelikte bir hukuki yanılgı olduğundan;
“Yargılama giderleri ile ilgili olarak, CMK.nun 324. maddesinin 2. fıkrasında “Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.” şeklindeki açık hükmü ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 26/05/1935 gün ve 111/7 sayılı “yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmelidir” ve yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 02/05/1966 gün ve 4/3 sayılı “tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktarda yükleteceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığın yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiğini” belirten kararları karşısında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, sanığın yükümlülüğünü öğrenmesi ve buna göre yargılama giderleri yönünden istinaf yoluna başvurup başvurmayacağı hususunda karar vermesine imkan tanımak için, yargılama giderlerinin kime yükleneceğinin ve bu yükümlülüğün ne miktar olacağının belirtilmesi gerektiği halde kısa kararda yargılama giderleri ile ilgili miktar açıklanmadan , gerekçeli kararda ise dökümü yapılmaksızın 173 TL nin sanıktan tahsinile şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı ançak, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan yargılama gideri ile ilgili “Yargılama için yapılan (173 – ) TL giderin sanıktan alınarak hazineye gelir yazılmasına,” bölüm hükümden çıkartılarak yerine “Hüküm tarihine kadar suçüstü ödeneğinden yapılan 9 tebligat gideri 112,50 TL ile karar kesinleşinceye kadar suçüstü ödeneğinden yapılacak yargılama gideri toplamının sanıktan alınarak hazineye irad kaydına” şeklinde,
Düzeltilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükme ilişkin olarak istinaf başvurusunda bulunanın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK.nın 303/1-h 280/1-a maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı özet olarak Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığının davaya katılma hakkı bulunmadığından temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1 inci maddesi gereği reddine karar verilmesi görüşünü içeren 16.11.2021 tarihli 2018/74489 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebepleri;
1. Suçlamayı kabul etmediğine,
2. Suçun sicilinden silinmesi talebine,
B. Katılan vekilinin Temyiz Sebepleri;
1. Üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine,
2. İndirim uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Suç tarihinde saat 07.30 sıralarında mağdurun evinde uyuduğu sırada sesler üzerine uyandığı, sonrasında evde iki erkek şahsın olduğunu gördüğü, sanık …’ın bağırmaması için mağdura bıçak çekip tehdit ettiği, diğer şahsın ise evde bulunan Iphone 7 ve Iphone 6 marka cep telefonlarını aldığı, mağdurun kendisine hakim olamayıp çığlık atması sebebiyle sanığın ve tespit edilemeyen diğer şahsın evden çıkıp kaçtıkları anlaşılmıştır.
2. Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Dosya içerisinde mevcut 17.06.2017 tarihli Teşhis tutanağına göre sanığın teşhis edildiği görülmektedir.
4. Dosyada bulunan 04.062018 tarihli dekonta göre sanığın zararı giderdiği görülmektedir.
5. 15.05.2018 tarihli duruşmada sanık ve şikâyetçinin aynı celsede oldukları ve şikâyetçinin sanığı tekrar canlı olarak da teşhis ettiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğnamede Belirtilen (1) Numaralı Görüş Yönünden
Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10/2-3 maddesinde;
“Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un (6284 sayılı Kanun) 2/d maddesinde yer alan “şiddet” tanımına göre;
“Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı” ifade eder.
Aynı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasında da davaya katılma konusuyla ilgili olarak;
“Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
6284 sayılı Kanun’un 20/2 nci maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 13.12.2019 gün, 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile özetle; 6284 sayılı Kanun’un 20/2 nci maddesi uyarınca, bu kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olayda pozitif ayrımcılığa tabi tutulan mağdurun 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olması nedeniyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aynı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılmasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu husustaki temyiz isteminin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Cezanın Üst Sınırdan Verilmesi ve İndirim Uygulanmaması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 18.07.2018 tarihli ve 2018/2283 Esas, 2018/1718 Karar sayılı kararının 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak belirlenen cezanın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır. İki sınır arasında cezayı belirleme Hakime ait ise de bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması bu bağlamda suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması zorunludur. Bu açıklamalar ışığında mahkemenin 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca ölçülülük ilkesine uygun bir biçimde temel ceza belirlediği anlaşılmakla ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
1. Sanığın Temyiz İtirazının İncelenmesinde;
Giriş bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin yokluğunda verilip 25.07.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 03.09.2020 tarihinde sanığın temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Katılan Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Ceza Dairesi 18.07.2018 tarihli ve 2018/2283 Esas, 2018/1718 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden ve 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.