Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/24222 E. 2023/9949 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24222
KARAR NO : 2023/9949
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkûmiyet

Sanık … müdafii ve katılan vekili, süre tutum dilekçelerini verdikten sonra, gerekçeli kararın sanık … müdafiine 10.07.2018 tarihinde, katılan vekiline 05.07.2018 tarihinde tebliğinden sonra sanık … müdafiinin 09.04.2019 tarihinde, katılan vekilinin 19.07.2018 tarihinde hükümleri temyiz ettikleri anlaşılmakta ise de; 15.05.2018 günlü oturumda sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin yüzüne karşı tefhim edilen kısa kararın sonuç bölümünde, “Sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin yüzlerine karşı tefhim tarihinden itibaren (15) on beş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesi uyarınca temyiz yasa yolu açık olmak üzere.” denildiği ve 5271 sayılı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasındaki yedi (7) günlük süreden hiç söz edilmediği için, yanıltma nedeniyle temyiz başvuruları süresinde kabul edilerek yapılan inceleme,

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2017 tarihli iddianamesi ile; sanıklar …, … ve … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delaletiyle 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c), (d), (e) ve (h) bentleri ve 53 üncü maddesi uyarınca hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

B. … 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2017 tarihli ve 2017/20 Esas, 2017/166 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (h) bentleri, 168 inci maddesinin üçüncü ve ikinci fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2. Sanıklar … ve … hakkında nitelikli yağma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanıkların 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.

C. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 15.05.2018 tarihli ve 2018/2526 Esas, 2018/1043 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,

2. Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına, sanık …’un nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c), (d) ve (h) bentleri, 168 inci maddesinin üçüncü ve ikinci fıkraları, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

3. Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına, sanık …’ın nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasınin (c), (d) ve (h) bentleri, 168 inci maddesinin üçüncü ve ikinci fıkraları, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri;
Sanık …’ın yağma suçuna iştirak ettiği, eksik araştırma sonucu sanık … hakkında beraat kararı verildiğine ilişkindir.

2. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
Sanık …’in diğer sanık … ile birlikte yağma suçunu işleme kararının bulunduğunu gösterir hiçbir delil bulunmadığı, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğuna ilişkindir.

3. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
Suçun nitelendirilmesinde hataya düşüldüğü, sanık …’nın teşdiden cezalandırılmasının hukuka uygun olmadığına,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık …’ın 81 yaşındaki katılan …’ın kiracısı olduğu, diğer sanık …’ın da sanık …’ın amcasının oğlu olduğu, olay günü saat 20.30 sıralarında sanık …’ın ev kirasını ödemek üzere katılana ait eve gittiği, bir süre sonra da diğer sanık …’yı çağırdığı, adı geçen sanıkların katılana ait eve alkollü olarak gittikleri, evde de alkol almaya devam ettikleri, bu sırada sanık …’ın katılana o ayın kirası ve gelecek ayın kirası olan toplam 625,00 TL’yi verdiği, sanık …’nın bir ara evden dışarı çıktığı, çıkarken de katılana ait evin anahtarını aldığı, daha sonra anahtar ile kapıyı açarak tekrar eve geldiği, kapı zilini çalmadan eve nasıl girdiği sorulunca da “ben her kapıyı açarım” şeklinde cevap verdiği, sanıklar … ve … bir süre daha oturup alkol aldıktan sonra saat 22.30 sıralarında sanık …’nın katılanın evinden ayrıldığı, katılanın dış kapı anahtarının bulunmadığını fark etmesi üzerine sanık …’a durumu söylediği, sanık …’ın sanık …’yı arayarak anahtarı getirmesini söylediği, ancak sanık …’nın anahtarın kendisinde olmadığı şeklinde cevap verdiği ve sanık …’ın da katılanın evinden ayrıldığı, sanık …’nın aynı gün saat 23.00 sıralarında daha önceden tanıdığı taksicilik yapan sanık …’i telefonla arayıp kendisini bulunduğu yerden almasını istediği, sanık …’in taksisine binip, katılanın anahtarını üzerinde unuttuğundan bahsederek “geri verelim” dediği, aşırı alkollü olduğundan sanık …’in de kendisi ile gelmesini istediği, birlikte katılanın evine çıktıkları, sanık …’nın yanında bulunan anahtar ile kapıyı açtığı, sanık …’nın aşırı alkollü olduğunu, beş dakika dinlenmek istediğini söylemesi üzerine katılanın sanıkları içeri davet ettiği, bir süre oturdukları ve sohbet ettikleri, katılanın istirahat edeceğini söyleyerek gitmelerini istemesi üzerine sanık …’nın ani bir hareketle katılan …’ın kafasına vurduğu, sanık …’in korkarak kapıya yöneldiği, bu sırada sanık …’nın katılanın hırkasının cebinden sanık …’ın kira bedeli olarak verdiği 625,00 TL parayı alarak evden ayrıldığı, katılanın zararının kovuşturma evresinde giderildiği anlaşılmıştır.

2. Katılan aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunmuştur.

3. Sanıklar … ve … savunmalarında tevil yollu ikrarda bulunmuşlardır.

4. Sanık … aşamalarda alınan savunmalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

5. Tanık Ö.A’nın katılanın beyanlarını doğrulayan beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

6. Kolluk tutanakları dava dosyasında bulunmaktadır.

7. … Ulus Devlet Hastanesi’nin 23.11.2018 tarihli kesin adli muayene raporunda katılanın olay günü alkollü olmadığı, … Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 13.12.2016 tarihli raporunda katılanın yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık …’ın 81 yaşındaki katılan …’ın kiracısı olduğu, diğer sanık …’ın da sanık …’ın amcasının oğlu olduğu, olay günü saat 20.30 sıralarında sanık …’ın ev kirasını ödemek üzere katılana ait eve gittiği, bir süre sonra da diğer sanık …’yı çağırdığı, adı geçen sanıkların katılana ait eve alkollü olarak gittikleri, evde de alkol almaya devam ettikleri, bu sırada sanık …’ın katılana o ayın kirası ve gelecek ayın kirası olan toplam 625,00 TL’yi verdiği, sanık …’nın bir ara evden dışarı çıktığı, çıkarken de katılana ait evin anahtarını aldığı, daha sonra anahtar ile kapıyı açarak tekrar eve geldiği, kapı zilini çalmadan eve nasıl girdiği sorulunca da “ben her kapıyı açarım” şeklinde cevap verdiği, sanıklar … ve … bir süre daha oturup alkol aldıktan sonra saat 22.30 sıralarında sanık …’nın katılanın evinden ayrıldığı, katılanın dış kapı anahtarının bulunmadığını fark etmesi üzerine sanık …’a durumu söylediği, sanık …’ın sanık …’yı arayarak anahtarı getirmesini söylediği, ancak sanık …’nın anahtarın kendisinde olmadığı şeklinde cevap verdiği ve sanık …’ın da katılanın evinden ayrıldığı, sanık …’nın aynı gün saat 23.00 sıralarında daha önceden tanıdığı taksi şoförü sanık …’i telefonla arayıp kendisini bulunduğu yerden almasını istediği, sanık …’in sanık …’yı aracıyla alarak katılanın evine gittikleri, sanık …’nın aşırı alkollü olduğundan sanık …’in de kendisi ile gelmesini istediği, birlikte katılanın evine çıktıkları, sanık …’nın yanında bulunan anahtar ile kapıyı açtığı, sanık …’nın aşırı alkollü olduğunu, beş dakika dinlenmek istediğini söylemesi üzerine katılanın sanıkları içeri davet ettiği, bir süre oturdukları, katılanın istirahat edeceğini söyleyerek gitmelerini istemesi üzerine sanık …’nın ani bir hareketle katılan …’ın kafasına vurduğu, sanık …’in korkarak kapıya yöneldiği, bu sırada sanık …’nın katılanın hırkasının cebinden sanık …’ın kira bedeli olarak verdiği 625,00 TL parayı aldığı, sanık …’in taksisine binerek sanıkların birlikte olay yerinden uzaklaştıkları, taksi şoförü olan sanık …’in sanık …’nın anahtar verme bahanesiyle katılanın evine gittiğinde aracında beklemek yerine katılanın evine kadar gitmesi ve evin içine girmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kaldı ki sanık … ile birlikte katılanın evine girdikten sonra, sanık …’nın katılana vurup elini katılanın hırkasının cebine attığını gördüğü halde olay sonrası sanık …’nın aracına binmesine itiraz etmediği, sanık …’yı aracına alarak ikametine kadar götürdüğü ve sonrasında da olayı kolluğa bildirmediği, tüm bu husular birlikte değerlendirildiğinde sanık …’in sanık … ile birlikte hareket ederek katılana karşı yağma suçunu birlikte işledikleri anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan … Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık … hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

B. Sanıklar … Müdafii ve … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Katılan aşamalardaki tutarlı beyanları, sanıklar … ve …’un savunmalarındaki tevil yollu ikrarları, tanık Ö.A’nın katılanın beyanlarını doğrulayan beyanları, kolluk tutanakları, … Ulus Devlet Hastanesi’nin 23.11.2018 tarihli kesin adli muayene raporu ve … Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 13.12.2016 tarihli raporu karşısında, sanıklar … ve …’ın nitelikli yağma suçuna konu eylemlerinin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Sanık …’ın yağma suçuna konu eylemini gece vakti, konutta, birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c), (d) ve (h) bentlerinin ihlal edilmesi suretiyle birden fazla nitelikli halin aynı anda gerçekleştiği belirlendiğinden, aynı Kanun’un 61 inci maddesi gereğince Mahkemede gösterilen teşdit gerekçesi ile sanığın teşdiden cezalandırılmasına karar verilmesi isabetli görüldüğünden hükümde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen “5271 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerekirken yazılı şekilde tüm yargılama giderlerinden eşit şekilde sorumlu tutulmaları” dışında hükümlerde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 15.05.2018 tarihli ve 2017/2526 Esas, 2018/1043 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 15.05.2018 tarihli ve 2017/2526 Esas, 2018/1043 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin kısmın çıkarılarak; “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı; ortak yargılama giderlerinden de eşit olarak sorumlu tutulmalarına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

11.04.2023 tarihinde karar verildi.