YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6524
KARAR NO : 2021/17598
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ve sanık … müdafiinin nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Anayasamızın Kanun Önünde Eşitlik başlıklı 10/2-3 maddesinde; Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz hükmüne yer verilmiş yine 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2/d maddesinde yer alan şiddet tanımında ise; şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı ifade ettiğini, aynı Kanun’un 20.maddesinin 2.fıkrasında da davaya katılma konusuyla ilgili olarak Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir hükmüne yer verilmiştir.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 13.12.2019 gün, 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile özetle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca, bu kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Somut olayda pozitif ayrımcılığa tabi tutulan mağdurun 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olması nedeniyle Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aynı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılmasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu husustaki temyiz isteminin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; hükmolunan ceza miktarına göre 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi gereğince duruşmasız olarak yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Nitelikli yağmaya teşebbüs suçunun gece vakti saat 02.00 sıralarında işlendiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında temel ceza uygulanırken TCK’nın 149/1. madde ve fıkrasının (a) ve (d) bentlerinin yanı sıra (h) bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 10/11/2021 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Katılan Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin sanık … hakkında katılan …’e yönelik nitelikli yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Mağdur hukuk düzenince korunan hakkı ihlal edilen tabi veya hukuki kişidir. 5271 sayılı CMK’ da mağdurların hakları konusunda yasal düzenlemeler getirilmiş. Mağdura bir takım haklar verilmiş. Bunlar ayrıcalıklı değil sadece daha önce sanığa tanınan haklardan mağdurların da yararlandırılması olgusudur. Mağdur kovuşturma ve soruşturma aşamalarının her birinde ve/veya tamamında kendisine barodan bir avukat atanmasını isteyebilir.
Suçtan zarar görmekle mağdurun davaya katılma hakkı doğmuştur. Davaya katılma hakkı olanın dava açma mecburiyeti olmadığı gibi davayı yürütme mecburiyeti olmaması neticesi katılma davasını her zaman geri alabilir.
Mağdur davaya katılma talebinde bulunup, kamu davasına katıldığında talebi halinde yine barodan kendisine bir Avukat görevlendirilir.
Mağdur; çocuk, sağır ve dilsiz, kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde Avukat görevlendirilmesi için istemi de aranmaz. (CMK. 239. madde)
Aile içi şiddet; genelde ”fiziksel şiddet”, “cinsel şiddet”, “duygusal şiddet”; “ekonomik istismar” olarak kategorilere ayrılır. Anayasanın 41. maddesi ailenin korunmasına yer verdiği gibi ailenin korunmasına Uluslararası belgeler ve mevzuat düzenlemeler vardır. Ailenin korunmasına dair kanun, Türk Medeni kanununun ve TCK’da yer almıştır. TCK’da aile içi şiddet 82/1-d, 86/3-a, 102/3(c), 109/3(e) maddelerinde yer almıştır. Ailenin korunması kanunuyla bir takım tedbirler alınmıştır. Önlemler arasında “şiddete son verme”, “ortamdan uzaklaştırma”, “şiddet uygulayan aile bireylerini yaklaştırmama”, “diğer aile bireylerinin eşyalarına zarar vermeme”, “rahatsız etmemek” için koruyucu tedbirler ön görülmüştür.
Mal varlığına karşı işlenen suçlar içinde yer alan yağma suçları; 5237 sayılı TCK’nın 149 ile 150. maddelerinde düzenlenmiştir.
Yağma başkasının zilyetliğinde taşınabilir malı zilyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit kullanmak suretiyle almasıdır. Yağma suçunda bir çok hukuki değer korunmaktadır. Amaç suç; faydalanmak için malın alınması, araç suçlar ise cebir, tehdittir.
Yağma suçunda, suçtan yara aldığı düşünülen kamu yararından ziyade asıl zarar gören kişilerdir. Kanun koyucu bu nedenle yağma suçunun aile içi işlenmesi ile ilgili özel bir düzenlemeye yer vermemiştir.
6284 sayılı Kanun gereği, ayırt etme gücüne sahip bireyin lehine koruyucu ve/veya önleyici herhangi bir tedbir alınmayan durumlarda; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının aile içi işlenen yağma suçunda doğrudan ve/veya dolaylı bir zarar gören konumunda kabulü olanaklı bulunmadığı dikkate alınarak somut dosyamıza dönecek olursak;
Yağma ve yağma suçuna vücut veren suçların cümlesi için doğrudan zarar görmeyen ve suçları takip görevi bulunmayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının mağdurlara yönelik işlenen yağma suçları ile ilgili davalara katılmaya hak ve yetkisi bulunmadığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının istinaf talebi üzerine istinaf başvurusunun reddi kararına karşı … Bölge Adliye Mahkemesi 16.Ceza Dairesinin yanılgılı değerlendirmesinin idarenin davaya müdahil olarak kabulü ile idareye temyiz davası açma hakkı vermeyeceğinden; Katılma hakkı somut olayda bulunmayan Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılma taleplerinin kabulü ile katılma kararı verilmesinin bu bağlamda hukuken geçerli olmadığından, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince REDDİ,
Bu nedenle aleyhe temyiz olmadığından yerel mahkemece yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temel ceza uygulanırken TCK’nın 149/1. madde ve fıkrasının (a) ve (d) bentlerinin yanı sıra (h) bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi eleştirisiyle usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASI,
Gerektiği düşüncesinde olduğum için sayın çoğunluğun kararın BOZULMASI, gerektiği hususundaki görüşüne iştirak etmiyorum.