Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/8780 E. 2021/18914 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8780
KARAR NO : 2021/18914
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, hakaret
HÜKÜMLER : Yerel mahkeme kararı kaldırılarak yeniden kurulan mahkumiyet

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hükmedilen cezanın tür ve süresi itibarıyla koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme istemi 5271 sayılı CMK’nun 299. maddesi uyarınca yerinde görülmeyerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız bozulmasını istediği temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz dilekçesinde gösterilen hususlar ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden CMK’nın 288 ve 289. maddeleri kapsamında olduğu belirlenerek anılan sebebe yönelik yapılan incelemede;
I-Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin reddi ek kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Hükmolunan cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-b maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını arttırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizleri mümkün olmadığından, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin 23/01/2018 tarihli 2017/1298 esas ve 2017/1816 karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik sanık … müdafiinin temyiz itirazının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanık hakkında katılan …’ya yönelik 21.01.2017 tarihli nitelikli yağma, 25.01.2017 tarihli yağma, 27.01.2017 tarihli nitelikli yağma; katılanlar …, … ve …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulaması yönünden, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasa’nın 10. maddesinin infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiştir.
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında katılan …’ya yönelik 21.01.2017 tarihli nitelikli yağma, 25.01.2017 tarihli yağma, 27.01.2017 tarihli nitelikli yağma; katılanlar …, … ve …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, sanık … müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden;
Usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesinin 15.12.2017 gün ve 2017/1298 esas ve 2017/1816 sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
III-Sanık hakkında 27.01.2017 tarihinde katılan …’e yönelik yağma; 27.01.2017 tarihinde katılan …’a yönelik nitelikli yağma suçlarından kurulan hükümlerin incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
27.01.2017 günü gündüz vakti, sanığın, sokak üzerinde katılan …’in yakasından yapışıp iteklemek suretiyle 50 TL parasını alması şeklinde gelişen olayda; sanığın katılan …’e yönelik eylemi hakkında TCK’nın 148/1, 168/3-2, 62/1. maddeleri kapsamında mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin değer azlığı indirimi de uygulanmamıştır.
Yine sanığın aynı gün katılan …’ın kafasına silah dayayarak cep telefonunu aldığı, daha sonra diğer katılan …’dan 400 TL para getirmesi karşılığında telefonu rızai iade olmadan mağdura geri vermesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın katılan …’a yönelik eylemi hakkında TCK’nin 149/1-a, 168/3-1, 62/1. maddeleri kapsamında mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin değer azlığı indirimi de uygulanmamıştır.
TCK’nın “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
TCK’nın 145. maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur.
Y.C.G.K.’nın 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 145. (veya 150/2) maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
TCK’nın 145 ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, TC Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34, 223, 230 ve 289. maddeleri
uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.
Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaylar değerlendirildiğinde,
Katılan …’e ait 50 TL para mağdura cebir kullanmak suretiyle alınmış olsa bile, suç tarihi olan 27.01.2017 itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.
Yine katılan …’dan yağmalanan cep telefonunun suç tarihindeki değeri tespit edilerek sonucuna göre sanığa verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle;
1-Sanık hakkında 27.01.2017 tarihinde katılan …’e yönelik yağma suçundan kurulan hüküm bakımından;
5237 sayılı TCK’nin 150/2. maddesiyle sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması hususunun gözetilmemesi,
2-Sanık hakkında 27.01.2017 tarihinde katılan …’a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan hüküm bakımından;
a-Sanığın katılan … yağmaladığı cep telefonunu diğer mağdur …’dan 400 TL para getirmesi karşılığında telefonu rızai iade olmadan mağdura geri verdiği anlaşıldığından, somut olayda sanığın etkin pişmanlık iradesi ile hareket etmediğinin kabulü gerekirken, “etkin pişmanlık” müessesesine yanlış anlam verilerek 5237 sayılı TCK’nın 168/3-1. maddesi ile indirim yapılmak suretiyle noksan ceza tayini,
b-Katılan …’dan yağmalanan cep telefonunun suç tarihindeki değeri tespit edilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 150/2 maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmesine, CMK’nın 307/4. maddesi uyarına ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 07.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.