YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1192
KARAR NO : 2023/12324
KARAR TARİHİ : 13.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3754 E., 2019/1320 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının, 2018/106 İddianame No.lu iddianamesi ile; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c), (h) bentleri, 109 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasının (f) bendi 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.07.2018 tarihli ve 2018/71 Esas, 2018/213 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5271 sayılı Yasa’nın 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2018/3754 Esas, 2019/1320 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
1. Sanığın nitelikli yağma suçunu işlediklerinin sabit olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinde mağdurlar … ve …’nin olay günü akşam saatlerinde …’ın evine doğru birlikte cadde üzerinde yürüdükleri sırada sanık …’un mağdurları yanına çağırarak telefonlarının olup olmadığını sorduğu, mağdurların telefonlarının olduğunu söylemesi üzerine sanığın telefonları istediği, mağdurların telefonlarını vermek istememesi üzerine sanığın mağdurlara hitaben “verin lan telefonları, dalağınızı sikerim” dediği, mağdurların korkmaları üzerine telefonlarını sanığa verdikleri, bunun üzerine sanık …’ın mağdur …’a telefonun tuş kilidini açmasını söylediği, mağdur …’ın kilidi açmak istememesi üzerine sanık …’ın mağdur …’ın ensesine tokat attığı, sanık …’ın telefonları aldıktan sonra mağdurlara hitaben “konuyla ilgili kimseye bilgi vermeyin, verirseniz ikinizinde kellesini keserim” dediği, sanık …’ın mağdurları alarak telefoncuya götürmek istemesi üzerine mağdur …’ın olay yerinden kaçtığı, bunun üzerine sanık …’ın mağdur …’ı alarak telefoncuya gittiği, sanık …’ın mağdur …’a ait telefonu, mağdur …’ın kimlik bilgileri ile 400,00 TL’ye sattığı ve parayı alarak cebine koyduğu ve diğer telefonu da yanında götürdüğü, mağdur …’ın babasının araması üzerine sanık …’ın mağdur …’a ait telefonu iade ettiği olayda, sanık …’ın mağdurlara karşı cebir ve tehdit kullanarak telefonlarını aldığı, diğer sanıkların iştirak iradesi olmaması nedeniyle hakkında sadece gece vaktinde nitelikli yağma suçu oluşacağının iddia edildiği görülmüştür.
2. Mağdur …’ nin kollukta bilgi sahibi sıfatıyla dinlenildiği, alınan beyanında olay günü yaya olarak yürüdükleri sırada sanıklardan …’un kendilerini yanına çağırdığını, cep telefonu cihazlarını istediğini, cihazları rızalarıyla verdiklerini, diğer mağdurun yanlarından ayrıldığını, kendisinin sanık ile beraber kaldığını, bir telefoncuya gittiklerini, sanığın diğer mağdura ait cihazı sattığını, kendisine ait cihazı ise iade ettiğini, olaylar sırasında herhangi bir cebir veya tehdit eyleminde bulunulmadığını, cihazları korktukları için verdiklerini anlattığı, korkunun nedenine dair bir açıklama yapmadığı, Cumhuriyet savcısının talimatıyla mağdur sıfatıyla da dinlenildiği, alınan beyanında sanıklardan …’un cep telefonu cihazlarını istediğini, vermek istemediklerini, kendilerine bağırdığını, bunun üzerine korktuklarını, cihazları verdiklerini, mağdur …’un yanlarından ayrıldığını, sanığın herhangi bir şikâyet olması halinde cihazı kendisinin satın aldığı yönünde beyanda bulunması yönünde tembihlediğini, yanlarında … Poyraz ve … da olduğu halde telefoncuya gittiklerini, sanık … ile içeriye girdiklerini, sanığın önce kendisine ait cihazı satmak istediğini, 100 TL teklif edilmesi üzerine …’ un cihazını 400, TL bedel ile sattığını, kendi cihazını ise iade ettiğini beyan etmiştir.
3. Sanık …’ un kollukta alınan beyanında suçlamayı kabul etmediği, olay günü … Poyraz ve … ile birlikte olduğu esnada mağdurların yanına geldiğini, mağdurlardan …’nin, mağdur …’a ait cihazı satın almak istediğini, 400 TL bedel ile anlaştıklarını, …’un cihazı teslim edip yanlarından ayrıldığını, … ile birlikte telefoncuya gitiklerini, şahsın telefonu sattığını savunmuştur.
4. Temyiz dışı sanıklardan …’ nün hakkındaki suçlamayı kabul etmediği, olay günü mağdurlardan …’a ait telefon cihazının diğer mağdura satılması hususunda her iki mağdur arasındaki anlaşmaya ve ardından cihazın satılışına tanık olduğunu, kendisinin olayla bir ilgisinin bulunmadığını anlattı görülmüştür.
5. İstinaf dışı sanıklardan … Poyraz’ ın hakkındaki suçlamayı kabul etmediği, her iki mağdur arasında gerçekleşen bir telefon muhabbetine tanık olduğunu, muhabbetin ayrıntısını ve daha sonra gidilen telefoncuda yapılan işlemin mahiyetini bilmediğini beyan etmiştir.
6. Dosya arasında 03.01.2017 tarihli telefon alım tutanağında satan kişi olarak mağdur …’ın adının ve “kendi rızamla sattım” yazılı imasının bulunduğu fotokopinin olduğu anlaşılmaktadır.
7. Dosya 04.01.2017 tarihli tutanağa göre, sanık …’ın yakalandığı görülmektedir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Dosya kapsamı incelendiğinde mağdurların iddiasını destekleyecek belge, görgü tanığı ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delil mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanık ile istinaf dışı sanığın tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmemeleri, savunmaların kendi içerisinde ve karşılıklı olarak uyumlu bulunması, işyeri çalışanı olan tanığın telefon ücretini mağdura ödediğini ve satış belgesine mağdurun imzasını aldığını anlatması, müracaatın olaydan bir süre sonra ve sadece mağdurlardan … tarafından yapılması, bu mağdurun her ikisine karşı gerçekleşen olay tarifinde bulunmasına rağmen diğer mağdur …’nin ilk aşamada bilgi sahibi sıfatıyla alınan beyanında gerek kendisine gerekse diğer mağdura karşı işlenen herhangi bir eylem tarifinde bulunmaması, cihazları rızalarıyla verdiklerini anlatması, olay esnasında korktuklarını söylemekle beraber buna neden olabilecek herhangi bir eylem anlatmaması, mağdurların kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında cihazın kendileri arasındaki borç ilişkisi kapsamında alınıp satıldığını, mağdurlardan …’un babasının tepkisinden korktukları için olayı farklı aktardıklarını anlatmaları karşısında delil yetersizliğine dayalı beraat kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı görüldüğünden sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Yasa’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatlerine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi 30.04.2019 tarihli ve 2018/3754 Esas, 2019/1320 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Yasa’nın 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
13.09.2023 tarihinde karar verildi.