YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/121
KARAR NO : 2023/142
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Hükümlü hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Hükümlü … ve suç arkadaşları hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.1995 tarihli ve 1995/313 Esas sayılı iddianamesi ile nitelikli hırsızlık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.12.1998 tarihli ve 1995/300 Esas, 1998/671 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 493 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ve 522 nci maddesi uyarınca 8 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve hükümlü tarafından temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
3. Suç tarihinden sonra 01 Haziran 2005 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi üzerine duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması neticesinde adı geçen Mahkemenin 21.06.2018 tarihli ve 2017/391 Esas, 2018/278 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 143 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna; gece vakti iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan ise uzlaşma yönünden düşürülmesine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 30.12.2021 tarihli ve 2019/69324 sayılı tebliğname ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Hükümlü Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Suçun hükümlü tarafından işlediğine dair somut delilin bulunmadığına,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
A. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2015 tarihli, 2013/804 Esas ve 2015/204 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama) yargılaması, asıl ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmün kesinleşmesinden sonra, ancak infazın tamamlanmasından önce yürürlüğe giren bir ceza yasasının, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisi bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkin ve esas itibariyle infazı ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Ancak bu yargılamanın amacı, kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması ile sınırlı olduğundan, yeniden bir olay yargılaması yapılmasını gerektiren ayrıksı durumlar dışında, önceki yargılamada iddia ve savunma olarak ileri sürülen görüşler ile delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Temel özelliği, talî yargılama olmasıdır. Bu talî yargılamada, aslî ceza yargılaması sürecinde kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacak, oradaki suça konu sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması halinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için, infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir. Bu sebeple hükümlü müdafiinin suçun hükümlü tarafından işlendiğine dair somut delil bulunmadığına ilişkin temyiz sebeblerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Ancak;
5237 sayılı Kanunu’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerin karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile sayılı Kanun’un 493 üncü maddesinin birinci fıkrasının son kısmında yer alan hırsızlık suçunun öğelerinin farklı olduğu, hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin yanından aynı Kanun’un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde tanımlı olan gece vakti birden fazla kişi ile birlikte iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunu da oluşturacaktır. 5237 sayılı Kanun’un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde tanımlı gece vakti, birden fazla kişi ile birlikte iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunun uzlaştırma kapsamında yer alan suçlardan sayılmamıştır.
Bu açıklamalar ışığında;
Adı geçen mahkemenin 31.12.1998 tarihli ilk hükümdeki ceza süresini aşmamak koşuluyla infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı da dikkate alınarak hatalı değerlendirme ile 5237 sayılı Kanun’un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde tanımlı gece vakti, birden fazla kişi ile birlikte iş yeri dokunulmazlığının ihlal suçunundan yazılı şekilde düşme kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı Kanun’un 493 üncü maddesinin birinci fıkrasının (son) ile 01.06.2005 tarihinden yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinici fıkrasının (b), 143 üncü maddesi, 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bentleri ayrı ayrı ve bir bütün olarak olaya uygulanması ile hükümlü yararına olan yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünün B başlıklı bölümünde açıklanan nedenle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2018 tarihli ve 2017/391 Esas, 2018/278 Karar sayılı kararında hükümlü müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.