Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/2834 E. 2023/12192 K. 11.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2834
KARAR NO : 2023/12192
KARAR TARİHİ : 11.09.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/260 E. 2021/506 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, iftira
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama-düşme

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2011 tarihli ve 2011/39107 Soruşturma No.lu iddianamesi ile sanık hakkında silahla tehdit ve hakaret suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 125 inci maddesinin üçüncü fıkrası, (altı kez ayrı ayrı), 5237 sayılı Kanunun 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

2. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2013 tarihli ve 2011/1229 Esas, 2013/966 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile; 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2013 tarihli ve 2011/1229 Esas, 2013/966 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 22.12.2020 tarihli ve 2019/1273 Esas, 2020/5355 Karar sayılı ilâmıyla; “Sanığın olay tarihinde katılan …’nın evine giderek bıçak göstermek suretiyle ”Senin oğluna para verdim, bu parayı sen bana vereceksin, in aşağı seni öldüreceğim” diyerek tehdit etme eyleminin yağmaya kalkışma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin kanıtların tartışma ve değerlendirilmesinin üst derece ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulması,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. … 13.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2021 tarihli ve 2021/88 Esas, 2021/53 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiştir.

5. … 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/506 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 35 inci, 53 üncü, 54 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile; iftira suçundan 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın atılı suçu işlemediğine
2. Sanık hakkında 150/1 hükümlerinin uygulanması gerektiğine
3. Vesaire
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın olay tarihinde gece vaktinden sayılan zaman dilimi içerisinde mağdur …’nın evine giderek bıçak göstermek suretiyle ”Senin oğluna para verdim, bu parayı sen bana vereceksin, in aşağı seni öldüreceğim” diyerek tehdit ettiği, mağdurun kolluk görevlilerine haber vermesi üzerine olay yerinde kovalamaca sonucunda yakalandığı, yakalandığında yapılan üst aramasında silahtan sayılan bıçak ile bir miktar para ele geçirildiği, ancak sanığın kendini yakalayan polislerin üstündeki parayı çaldıklarını belirterek polis memurlarından şikayetçi olduğu, yapılan soruşturma neticesinde polisler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmasında; “Müşteki …’in oğlu benim çocukluk arkadaşımdı, onun bana borcu vardı, yarısını alabilmiştim, geri kalanını ödememişti, bir gün önce paramı almak için gittim, ancak müştekinin oğlu yoktu, olay günü tekrar alacağımı almak için geldim, seslendim, babasından oğlunun borcunu istedim, üzerimde bıçak da vardı, müşteki zaten 4.kattaki evindeydi, ben evin önündeydim, o da evinin penceresine çıktı, aramızda konuşma oldu, bir tartışma olmadı, daha sonra polise haber vermişler, polisler geldi, polislere ben küfür etmemiştim ama direnç oldu, olay yerine gelmeden önce uyuşturucu madde almıştım, onun etkisindeydim…., polis yakaladığında üzerimdeki paralara el koydu, daha sonra iade etti, önce eksikti, daha sonra eksik olan kısmı ben buldum, ardından da dosyaya bu konuda dilekçe sunmuştum” şeklinde tevilli ikrar içeren beyanda bulunmuştur.

3. Mağdurlar aşamalarda birbiriyle çelişmeyen ve değişmeyen beyanlarda bulunmuştur.

4. Kolluğun 19.10.2011 tarihli tutanakta, sanığın kovalamaca sonucunda yakalandığı, üst aramasında 2 adet bıçak ele geçirildiği tespit edilmiştir.

5. Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

IV.GEREKÇE
1. Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçu Yönünden
a. Atılı suçun işlenmediğine yönelik
Mağdur beyanları, sanığın tevilli ikrar içerene savunması ve kolluk tutanakları karşısında; sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

b.Alacağın tahsili hükümleri yönünden
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır.
5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçu temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’ un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’ un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir.
Bu hak hukuki ilişki kurulunca; kurulan hukuki ilişkinin tarafı olan kimseleri kapsar ve onlar yararlanabilir, bunun dışındaki kimseleri kapsamamaktadır. Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; sanığın borç alacak ilişkisi içinde olamadığı mağdura yönelik silah göstermek suretiyle para isteme eyleminin sabit olduğu anlaşılmakla, eyleminin nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğunu kabul eden ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

c. Vesaire Yönünden
Oluş ve tüm dosya kapsamına göre; nitelikli yağma eylemini gece vakti ve silahla gerçekleştiren sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinin yanı sıra (a) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

2. İftira Suçu Yönünden
a Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 267/1 ve 43 maddeleri uyarınca cezaların türü ve üst sınırına göre; aynı sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

b 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 31.05.2013 tarihli ilk mahkûmiyet kararı olduğu, bozma kararından sonra ikinci mahkûmiyet kararının verildiği 15.12.2021 tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran başkaca işlem bulunmadığından 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği belirlenmiştir.

V. KARAR
1. Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde 1 numaralı paragrafın (a) (b) ve (c) bentlerinde açıklanan nedenlerle … 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/506 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

2. İftira Suçu Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle 2 numaralı paragrafın (a) ve (b) bentlerinde açıklanan nedenlerle … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/506 Karar sayılı kararında yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı sayılı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

11.09.2023 tarihinde karar verildi.