YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2975
KARAR NO : 2023/92
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/26454 soruşturma sayılı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. … 1. Çocuk Mahkemesinin 12.04.2016 tarihli ve 2014/799 Esas, 2016/157 Karar sayılı kararıyla suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine, 2 yıl 1 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
3. … 1. Çocuk Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2014/799 Esas, 2016/157 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 07.06.2021 tarihli ve 2021/13033 Esas, 2021/10786 Karar sayılı kararı ile;
“5271 sayılı CMK’nın 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, suça sürüklenen çocuk …’in istinabe suretiyle sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. … 1. Çocuk Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2021/208 Esas, 2021/398 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine, 2 yıl 1 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Koşulları oluştuğu halde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,
2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine,
3. Suça konu olayın gerçekleştiği yerin açık alan olması halinde uzlaşmaya tabi 5237 sayılı Kanun’un 141 inci maddesine uyduğunun tartışılmaması,
4.Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suça sürüklenen çocuğun, mağdurun han içerisinde bulunan işyerine müşteri gibi giderek, girişin sol tarafındaki raflarda bulunan cep telefonunu çalışanlar görmeden çaldığı ve 150,00 TL karşılığında tanık A.P’ye sattığı, A.P.’nin telefonun içindeki fotoğraflardan mağduru tanıdığı, mağdurun işyerine giderek telefonu 75,00 TL karşılığında mağdura verdiği ve olaydan oniki gün sonra suça sürüklenen çocuğu mağdurun işyerine getirerek yakalanmasını sağladığı anlaşılmıştır.
2. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 02.12.2014 tarihli ve 2014/3340 sayılı, suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiğini bildirdiği rapor dava dosyasında mevcuttur.
3. Suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olarak geliştiğini tespit eden, psikolojik danışman tarafından 24.01.2016 tarihinde düzenlenen sosyal inceleme raporu dosyada içerisinde mevcuttur.
4. Çalınan suça konu telefonun değerinin 1,896.00 TL olduğunun anlaşıldığı 08.05.2013 tarihli fatura dosya arasında bulunmaktadır,
5. Kolluk tarafından düzenlenen, suça sürüklenen çocuğun yakalanmasına ilişkin 23.02.2014 tarihli tutanak dosyada bulunmaktadır.
6. Mağdurun tüm aşamalarda tutarlı beyanda bulunduğu ve suça sürüklenen çocuğun bozma öncesi yasal müdafii huzurunda alınan savunmalarında suçu ikrar ettiği anlaşılmıştır.
7. Suça sürüklenen çocuğun mağdurun işyerinden telefonu çaldığına ilişkin görüntü kaydının bulunduğu CD dava dosyası içerisindedir.
IV. GEREKÇE
1. Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanmamasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede;
5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinden yararlanabilmek için; çalınan malın üçüncü kişiye satılması halinde, failin, bizzat pişmanlık göstererek, mağdurun zararını tazmin etmesi yanında satın alan iyi niyetli ise, satın alanın zararını da gidermesi; kötü niyetli ise, satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekmektedir
Somut olay incelendiğinde, suça sürüklenen çocuğun mağdurdan çaldığı telefonu 150,00 TL’ye sattığı üçüncü kişinin, mağdura telefonu teslim ettiği, bu sırada mağdurdan 75,00 TL aldığı anlaşılmakla suça sürüklenen çocuk aşamalardaki savunmalarında pişmanlık duyduğunu belirtmişse de iyiniyetli üçüncü kişi ve mağdurun zararını gidermediğinden 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmamış, bu yöndeki temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede;
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddenin beşinci ve altıncı fıkralarına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanmak için, hükmolunan cezanın, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası olması gerektiği, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olunmaması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve sanığın kabul etmesi gerektiği, 231 inci maddenin sekizinci fıkrasında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulacağı belirlenmiştir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (5395 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi incelendiğinde, çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıl olarak belirlenmiştir.
Suça sürüklenen çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uygulanabilmesi için 5395 sayılı Kanun’unda belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde belirtilen tüm şartları sağlaması, bu şartlardan biri olan hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası olması gerekmektedir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde uygulanan denetim süresi sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun’a göre beş yıl iken, suça sürüklenen çocuklar açısından özel düzenleme ile 5395 sayılı Kanun’unda üç yıl olarak belirlenmiştir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli hırsızlık suçundan hükmolunan cezası iki yılın üzerinde hapis cezası olduğu ve mağdurun zararının giderilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle yerel mahkemenin, cezanın süresi dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması maddesinin uygulanmamasına şeklindeki yasaya uygun gerekçesi ve uygulamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Suça Konu Eylemin Uzlaşmaya Tabi Olan 5237 Sayılı Kanun’un 141 inci Maddesine Uyup Uymadığının Araştırılıp, Tartışılmamasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede;
Suça konu eylem, dosya arasında bulunan olaya ilişkin görüntü kaydının bulunduğu CD incelendiğinde işyerinin bina vasfına sahip olup olmadığı tam olarak belirlenememişse de, mağdurun 23.10.2014 tarihinde kollukta alınan ifadesinde belirttiği üzere, Gümrük Han isimli handa bulunan işyerinde gerçekleşmiştir. Suça sürüklenen çocuğun bina vasfında bulunan handa bulunan işyerinden telefon çalması şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendine uyduğu anlaşılmakla, temyiz istemine yönelik aykırılık bulunmamıştır.
4. Vesaire Yönünden Yapılan İncelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Çocuk Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2021/208 Esas, 2021/398 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.