Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/3058 E. 2023/9309 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3058
KARAR NO : 2023/9309
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2015 tarih 2015/338 No.lu iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli yağma ve nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1(a-c), 168/1-3, 109/2, 3 (a-b), 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Yapılan yargılama sonucu … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli ve 2015/273 Esas, 2016/66 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli yağma ve nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatlerine, kasten yaralama suçundan ise sanık …’ın 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 52 nci maddeleri uyarınca 5.400,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına, sanık …’in 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 62, 52 nci maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 2015/273 Esas, 2016/66 sayılı kararının sanıklar müdafii, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizleri üzerine Dairemizin, 03.03.2020 tarihli ve 2017/1649 Esas, 2020/1047 Karar sayılı ilâmıyla;
“Sanık …’ın olay günü 11.30 sıralarında, katılan …’nın tanık …’a mesaj atması mevzuunu konuşmak üzere, yanına diğer sanık …’i de alarak, … ilinden araçla katılanın çalıştığı …’taki iş yerine gittiği, sanık …’ın burada konuşmak için katılanı dışarı çıkmaya davet ettiği, katılanın davete uyup sanıkların aracına bindiği, sanık …’ın kullandığı aracı Berdan Köprüsü civarında katılanın rızası hilâfına toprak yola soktuğu, daha sonra da durdurup torpido gözünde bulunan tabancayı çıkarıp katılanın göğsüne dayayarak ondan cep telefonunu istediği, katılanın korkup cep telefonunu verdiği, sanık …’ın telefonu araç içerisinde bırakıp tabancayı da beline takarak katılanı araçtan indirdiği, sonrasında ise katılana tanık …’la ilişkisi olup olmadığını sorduğu, katılanın ilişkisi olmadığını söylemesi üzerine, sanık …’ın katılanı tehdit ettiği, taraflar arasında tartışma başladığı ve sanık …’ın katılana yumruk attığı, sanık …’in de araçtan inerek katılana yumruk attığı, katılan ile sanık … boğuştuğu esnada, sanık …’ın bahse konu tabanca ile katılanın kafasına vurduğu ve devamında da katılanı korkutmak amacıyla ateş ettiğinin iddia edilmesi karşısında; eylemlerin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile yağma suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden sanıkların mahkûmiyeti yerine beraatine; yağma suçu yönünden ise, sanıkların eyleminin yağma suçunun unsuru niteliğinde olan kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmesine rağmen, mahkemece eylemin bölünerek yağma suçundan beraat, kasten yaralama suçundan ise mahkûmiyet kararı verilerek, iki kesin sonuç doğuracak ve infazda tereddütlere yol açacak şekilde hüküm kurulması,

Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2020 tarihli ve 2020/96 Esas, 2020/152 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149/1(a-c), 168/1-3, 62, 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanıkların nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise; 5237 sayılı Kanun’un 109/2, 3 (a-b), 62, 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 7 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve 2020/96 Esas, 2020/152 sayılı kararının sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 08.04.2021 tarihli ve 2020/10113 Esas, 2021/7089 Karar sayılı ilâmıyla;
“Bozma sonrası son oturumun yapıldığı 30.09.2020 tarihinde sanıklar müdafiinin, COVID-19 şüphesine ilişkin mazeret dilekçesi sunarak duruşmaya katılamayacağını bildirmesine rağmen, sanıklar müdafiinin mazeretinin yasal olmayan yetersiz gerekçelerle reddine karar verilip sanıklar müdafiinin yokluğunda hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 289/1-h (1412 sayılı CMUK’un 308/8) maddesine muhalefet edilmesi,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

6. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/163 Esas, 2021/227 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149/1(a-c), 168/1-3, 62, 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanıkların nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise; 5237 sayılı Kanun’un 109/2, 3 (a-b), 62, 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 7 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.04.2022 tarihinde tanzim olunan ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanıklar hakkında daha fazla ceza verilmesi gerektiğine,
2. Takdiri indirim ve yasal indirim nedenlerinin sanıklar hakkında uygulanmaması gerektiğine,
3. Vesaire
İlişkindir.

B. Sanıklar Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanıklar hakkında nitelikli yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Nitelikli yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının unsurlarının oluşmadığına,
3. Nitelikli yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının nitelikli hallerinin uygulanamayacağına,
4. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’ın Adanada’ki özel bir okulun kampüs müdürü, sanık …’in aynı okulda öğretmen ve tanık K.A.Y.’nin yine aynı okulda ilkokul müdürü olarak çalıştığı, katılanın ise …’da bulunan bir bayiide araç satış danışmanı olarak çalıştığı, tanık K. A. Y.’nin ve sanık …’ın, katılanı kendisinden araç satın almaları nedeniyle tanıdıkları, katılanın suç tarihinde tanık K.A.’nın cep telefonuna ”pişşt” şeklinde mesaj attığı, masanın üzerinde duran cep telefonuna gelen mesajı gören sanık …’ın birkaç dakika sonra kendi telefonundan katılanı aradığı ve mesajla ilgili görüştüğü, bu olaydan 20 gün sonra, sanık …’ın aynı gün yanına sanık …’ı da alarak …’dan araçla katılanın çalıştığı …’taki iş yerine gittiği, sanık …’ın konuşmak bahanesiyle katılanı iş yerinden dışarı çıkmaya davet ettiği, daha önceden de sanığı tanıdığı için durumdan şüphelenmeyen katılanın sanığın bu teklifini kabul ettiği, akabinde katılanın sanıkların geldikleri araca bindiği ve oradan ayrıldıkları, sanık …’ın aracı Berdan Köprüsü civarında katılanın rızası hilafına toprak yola soktuğu ve anayoldan 50-60 metre kadar uzaklaştıkları, sanığın aracı durdurarak torpido gözünden çıkardığı tabancayı katılanın göğsüne dayadığı ve cep telefonunu istediği, katılanın korkarak cep telefonunu sanık …’a verdiği, akabinde sanık …’ın tabanca ile birlikte araçtan indiği, katılana tanık K.A.Y. ile ilişkisinin olup olmadığını sorduğu, katılanın ilişkilerinin olmadığını söylemesi üzerine katılanı tehdit ettiği ve tartışmaya başladıkları, sanık …’ın katılana yumruk attığı, tartışmayı gören sanık …’ın da araçtan inerek yanlarına geldiği ve katılana yumruk attığı, sanık …’ın bu esnada belinde bulunan tabancayı çıkararak kabzasıyla katılanın kafasına vurduğu ve devamında katılanı korkutmak amacıyla iki el ateş ettiği, yaşanan arbede sırasında katılanın bir şekilde sanıkların elinden kurtularak olay yerinden kaçtığı anlaşılmıştır.

2. Katılan aynı gün polis merkezine başvurmuş ve sanıklardan şikâyetçi olmuştur.

3. Katılanın olay nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığına dair 18.09.2015 tarihli hastane raporu dosya içerisinde mevcuttur.

4. Tanık M.M.G’nin olay öncesi ve sonrasına dair katılanın beyanları ile uyumlu anlatımlarda bulunduğu görülmüştür.

5. Tanık K.A.Y’nın sanığın kendisine katılana iade edilmek üzere vermiş olduğu suça konu cep telefonunu suç tarihinde 17.45 sıralarında ilçe emniyet müdürlüğüne gelerek görevli polis memurlarına teslim ettiğine dair 18.09.2015 tarihli muhafaza altına alma tutanağı dosya içerisinde yer almaktadır.

6. Sanık …’ın olay günü kamera saatine göre 10.51 sıralarında beyaz bir araçla katılanın çalışmış olduğu iş yerine geldiği, araçtan indikten sonra iş yerine girdiği, katılanla birlikte iş yerinden çıktıkları ve kısa bir süre konuştuktan sonra birlikte sanık …’ın aracına binerek iş yeri önünden ayrıldıklarına dair katılanın çalışmış olduğu iş yerine ait güvenlik kamera kayıtlarının görevli kolluk personelince incelenip fotoraflanması ile oluşturulan cd çözüm tutanağı dosya içerisinde yer almaktadır.

7. Sanıklar aşamalardaki savunmalarında özetle; Hakan’ın katılanın çalıştığı iş yerinden araç alımından ötürü, yüksek fiyattan satış yapmasına bağlı olarak bir miktar zararı olduğunu, bunu konuşmak için iş yerine gittiklerini, arabada bu mevzu konuşulurken tartışma çıktığını, katılanın küfrettiğini, sonra da kaçarken düştüğünü, telefonu olay yerinde bulduklarını ifade ederek suçlamaları kabul etmemişlerdir.

8. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (5) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanıklar … ve … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri yönünden;
a) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olarak;
Katılanın beyanı, hastane raporu, cd çözüm tutanağı, muhafaza altına alma tutanağı, tanık M.M.G’nin anlatımı karşısında, sanıkların eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkin olarak;

5237 sayılı TCK’nın altı fıkra halinde düzenlenen “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlıklı 109 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrası; “(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak suretiyle hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde olup, maddenin birinci fıkrasında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında ise, suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi nitelikli hal olarak kaleme alınmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasında altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında, suçun netice sebebiyle ağırlaşmış haline, beşinci fıkrasında, cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise, suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi halinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Olay ve Olgular başlığı altında (1) numaralı paragrafında izah edildiği şekilde gerçekleşen sanıkların eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

c) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli hallerinin uygulanamayacağına ilişkin olarak;
Suç tarihinde sanıkların birlikte …’dan araçla katılanın çalıştığı …’taki iş yerine geldikleri, sanık …’ın konuşmak bahanesi ile katılanı arabaya davet ettiği, bu şekilde hile ile götürüp zorla özgürülüğünün sınırlandırıldığı, devamında silahla tehdit ederek katılanı darp ettikleri dava konusu olayda sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cebir, tehdit ve hile kullanmak suretiyle, birden fazla kişi ile birlikte, silahla işledikleri anlaşılmakla hakklarında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının a ve b bentlerinin uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Katılan vekilinin temyiz sebepleri yönünden;
a) Sanıklar hakkında daha fazla ceza verilmesi gerektiğine yönelik;
Yerel mahkemece suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, işlenmesindeki özellikler, sanıkların güttükleri amaç ve saik, meydana gelen zarar ve tehlikenin boyutu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle temel ceza tayin edilmiş, ve bu temel cezanın üzerinden nitelikli hallerin gerçekleşmiş olması nedeniyle bir kat arttırım yapıldığı görülmüştür. Nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun birden fazla bendinin ihlal edilmiş olması, hak ve nesafet kuralları ile 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan orantılılık ilkesi gözetildiğinde alt sınırdan makul ölçüde uzaklaşarak temel cezayı belirleyen yerel mahkemenin takdirinde her hangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sanıkların dava konusu eylemleri yasal mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde cezalarının arttırılmasına esas teşkil edecek başkaca bir nitelikli halin ve yahut arttırım maddesinin de uygulanamayacağı anlaşılmakla sanıklar hakkında kurulan hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

b) Takdiri indirim ve yasal indirim nedenlerinin sanıklar hakkında uygulanmaması gerektiğine yönelik;
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece, sabıkasız sanıklar lehine, hükmolunan cezanın gelecekleri üzerindeki olası etkileri şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle takdiri indirim sebebi uygulandığı belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerde yerel mahkemece takdiri indirim maddesi dışında sanıklar hakkında başkaca bir indirim maddesinin de uygulanmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin bu husustaki temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

3.Vesaire Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istekleri reddedilmiştir.

B. Sanıklar … ve … Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık Müdafiinin ve Katılan vekilinin Diğer Temyiz Sebepleri Yerinde Görülmemiştir.
Ancak;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 Esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 Esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 Esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 Esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 Esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 Esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle;
“5237 sayılı TCK’nın 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, 2 nci fıkrasında senedin yağması, 3 üncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149 uncu maddesinde nitelikli yağma, 150 inci maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu işlemesi ile yağma da değer azlığı düzenlenmiştir.
Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK’nın 148/1 inci maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.
Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.
765 sayılı TCK döneminde “gasp” olarak ta adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilâve unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır.
Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.
Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.
“Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur…
Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır.
Yarar sağlamak kavramıyla, sadece malvarlığındaki artışları anlamamak gerekir. Failin elde etmeyi umduğu her türlü tatmin ve haz yarar kavramının içinde düşünülmesi gerekir. Örneğin, bir kimsenin nişanlısına hediye etmek için bir yüzük, bir bahçeden gül çalması da yarar kapsamında değerlendirilmelidir.
Failin amaçladığı yarar kendisine olabileceği gibi, başkasına da yönelik olabilir (… Tahsin GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5005–5006).
“Cebir ve tehdit, malvarlığına karşı işlenen suçta araç olduğundan, yağma suçuna malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümünde yer verilmiştir (… Tahsin GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5242–5343).”
Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde;
Dairemiz somut olayda sanıkların katılandan cep telefonunu alması fiilinde nitelikli yağma suçunun oluşmayacağı, zira sanıkların, Kanun’un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, bu nedenle müsnet suçun manevi unsurunun oluşmadığı görüşündedir.
Açıklanan nedenlerle;
Sanıkların katılandan telefonunu faydalanmak maksadı ile aldıkları hususu sabit olmadığından, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı ancak sanıkların eylemlerinin kasten yaralama ve silahla birden fazla kişi ile tehdit suçlarını oluşturduğunun gözetilmemesi hukuka hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanıklar Hakkında Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2021 tarihli ve 2021/163 Esas, 2021/227 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiince ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2021 tarihli ve 2021/163 Esas, 2021/227 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

15.03.2023 tarihinde karar verildi.