YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3561
KARAR NO : 2023/15077
KARAR TARİHİ : 07.12.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/299 Esas, 2019/2925 Karar
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2017 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148/1, 149/1. c, 37/1, 53/1, 58 maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.
2.Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2017/144 Esas, 2018/368 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a, c, h, 62, 53 ve 58 maddeleri gereğince 10’ar yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık …’in mükerrir olduğuna ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2019/299 Esas, 2019/2925 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıkların müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebeplerinin
Suçu işlemediklerine, mahkûmiyeti gerektirir yeterli delil bulunmadığına şüpheden sanık yararlanır ilkesince beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2.Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebeplerinin
Suç işleme kastının olmadığına, suça karışmadığına, mahkûmiyeti gerektirir yeterli delil bulunmadığına şüpheden sanık yararlanır ilkesince beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3.Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Suçu işlemediğine, TCK’nun 39 ve 168 maddelerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanıklar Müslüm, …, Songül ve temyiz dışı sanık Muhammedin şikâyetçiyi yağmalamaya karar verdikleri, sanık …’ün bayan ismi altında açtığı facebook profilini kullanarak şikâyetçi ile mesajlaştıkları, devamında sanık …’ün şikâyetçi ile olay günü saat 19.30 sıralarında telefon görüşmesi yapıp evine gelmesini sağladığı, şikâyetçinin bu şekilde konuta girip sanık … ile sohbet ettikleri esnada sanıklar … ve Muhammet’in konuta girdikleri, sanık …’in kendisini Songül’ün ağabeyi, diğer sanığın da gerçekte olduğu gibi eşi olarak tanıttığı, devamında sanıkların şikâyetçiyi tehdit edip baskıladıkları, bu aşamada sanık …’in bıçakla şikâyetçiyi tehdit ettiği, daha sonra yine önceki plan doğrultusunda sanık …’ün şikâyetçiye yardımcı olacağı izlenimi uyandırılarak olay mahalli konuta çağrıldığı, sanık …’in şikâyetçiden 5.000,00 TL para istediği, bu para çıkarılmayınca diğer sanıklarla eylem birliği içerisinde hareket eden sanık …’in tehdit yolu ile baskıladığı şikâyetçinin elinden suça konu cep telefonunu aldığı, daha sonra sanık …’ün şikâyetçiye samimi oluğu izlenimini uyandırmak için aracının ruhsatını sanık …’e verdiği, şikâyetçinin sanık … tarafından olay mahalline geldiği araçla birlikte olay yerinden uzaklaştırıldığının, kabulü ile karar verildiği anlaşılmıştır.
2.Şikâyetçi Ümit aşamalardaki ifadelerinde olay bölümünün (1) nolu bendinde belirtildiği gibi beyan etmiştir.
3.Sanık … ve temyiz dışı sanık … aşamalarda alınan ifadelerinde, diğer sanıklarla birlikte yaptıkları plan dahilinde suçu işlediklerini ikrar etmişlerdir.
4. Sanık … soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde özetle, “.. Olay günü saat 23.00 sıralarında ismini … olarak tanıtan bir şahıs aradı. “Burada biri var, Tireli olduğunu söylüyor” dedi. Telefonu Ümit aldı sesinden tanıdım bana başının dertte olduğunu söyleyerek gelmemi istedi tarif edilen adrese gittim. Muhammet bana hitaben “ben eve geldiğimde Songül ile Ümit’i içki içerken yakaladım”dedi. Ben de bu iş nasıl olacak dedim. … ben Ümit’i öldürürsem başıma bela olacak dedi. İçerden gelip bir çocuk alıp getirdi, çocuğu havaya kaldırırak “bundan da mı utanmadınız” dedi. Arkadaşım Ümit’te ben masrafınız ne ise karşılayayım diyerek IPhone 7 marka telefonunu verdi. Ben olaylara çok müdahale ettim diye Muhammet benden de teminat istedi. Ben de aracımın anahtarını ve ruhsatını …’a verdim. Ümit kendi rızasıyla telefonu verdi. … isimli şahıs da sobanın yanında oturuyordu. Hiç bir şeye karışmadı. Sadece bu esnada Ümit’e hitaben “dua et ki seni seven bir arkadaşın var” dedi. Ayrıca olay yerinde yani evde ortada açık vaziyette bir bıçağın olduğunu gördüm. Her ne kadar bıçak desem de bu bıçak çakı şeklindeydi. Bu çakı şeklinde bıçağı kimin kullandığını görmedim. Fakat açık vaziyette ortada duruyordu…” şeklinde beyan ettiği, kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde ise, “telefonla aranması üzerine gidilen adreste mağduru alıp evden ayrıldığını cep telefonunun alınması, tehdit olayına şahit olmadığını, bıçak görmediğini..” belirterek suçlamaları kabul etmemiş mahalli mahkeme tarafından soruşturma aşamasında alınan ifadeleri sorulduğunda ise soruşturma aşamasındaki ifadelerine benzer beyanlarda bulunmuş ancak bıçak ile ilgili anlatımlarının olmadığı anlaşılmıştır.
5.Sanık … soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde özetle, ” sanıklardan Muhammet ve Songül’ü tanıyordum, Müslüm ile şikâyetçiyi tanımıyordum, olay zamanı kahvehanede sanık … ile birlikte oturduğum esnada kendisi bana eşi Songül’ü bir şahsın rahatsız ettiğinden bahsetti, sonrasında konuta gittiğimizde ise Songül ile müşteki Ümit’i oturur vaziyette gördük .. ben bu durum karşısında şikâyetçi Ümit’e ”senin ailen var mı.. sen kardeşini bu vaziyette görsen ne yaparsın’ şeklinde soru sordum, evli olan Songül’le de bu şekilde oturmasının doğru olmadığını söylemek istedim, daha sonra Muhammet, Songül’den ayrılacağını söyledi, bunun üzerine, Ümit, Muhammet’e ayrılma konusu da geçince üzerindeki cep telefonunu çıkarıp verdi, telefonu sat, masraflarını karşıla şeklinde konuştu, telefonu kendi rızasıyla verdi, daha sonra Ümit’le Muhammet karşılıklı konuşurlarken Müslüm’ün ortak arkadaşları olduğu anlaşıldı, bu durum karşısında Ümit’i evden alması için Müslüm’ü kendi telefonumla aradım, Muhammet’in telefonunda kontör kalmadığı için Müslüm’ü telefonla ben aramak durumunda kalmıştım, Müslüm’ün telefon numarasını bana veren kişi de Ümit’ti, Ümit, Müslüm’ü daha öncesinden tanıdığını söylemişti, daha sonra da Müslüm eşi Hikmet’le birlikte eve gelip Ümit’i aldı, birlikte evden ayrıldılar, ayrıca evden ayrılırken de teminat olarak Müslüm’ün araba ruhsatını ve aracının anahtarını Muhammet’e bıraktılar .. Ümit’e yönelik tehdit veya cebir içeren bir davranış olmadı, sadece ilk aşamada eve girip Songül ve Ümit’i baş başa görünce Muhammet sinirlenip Ümit’in üzerine yönelmişti, ..ben de araya girip vurmasını engellemiştim… Müslüm eve geldikten sonra Ümit’le görüştü, Muhammet’e yaşanan olay nedeniyle 5.000,00 TL para vermeyi teklif ettiler, Ümit üzerinde para olmadığından bahisle üzerindeki cep telefonunu verebileceğini söyledi, bu şekilde kendi rızasıyla üzerinde taşıdığı cep telefonunu Muhammet’e verdi, benim dava konusu olay öncesinde yaşanan olaylarla ilgili bilgim yoktu, Songül adı altında Ümit’le internet üzerinden görüşülüp görüşlmediğini bilmiyordum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
6. Tanık A.E. aşamalarda alınan ifadelerinde özetle, “.. telefon alım satımıyla uğraşıyordum olay zamanı 23.30 sıralarında sanık … benim yanıma geldi, yanında şişman, iri yapılı bir şahıs daha vardı, beyaz renkli iphone 7 model telefonu satmak istediğini söyledi 2.000,00 TL üzerinden kendisiyle anlaştık, daha sonra ben kendisine 500,00 TL kapora verip bakiye tutarı da telefonun evraklarını getirdiğinde ise kalan parayı vereceğini söylediğini, daha sonra gelen polislere telefonu geri verdiğini..” beyan etmiştir.
7.Tanık H.H.’nin 04.02.2017 tarihli kolluk ifadesinde, “.. Müslüm ile birlikte yaşadığını hamile olduğunu belirterek ifade vermek istemediğini” beyan etmiş, kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde ise özetle, “.. Müslüm ile birlikte yaşıyorduk telefonda arayan kişi Ümit’ti ben şikâyetçi Ümit’i daha öncesinden tanırdım.. evi hatırladığım kadarıyla … tarif etmişti konuta gittik, eve girdikten sonra ben doğrudan Songül’ün bulunduğu odaya girdim, erkeklerin bulunduğu diğer odaya geçmedim, Songül’le konuştuğumda Ümit isimli şahıstan facebook üzerinden görüştüklerinden ayrıca daha öncesinde de görüşüp konuştuklarından, Muhammet ile …’in de kendilerini evde yakaladıklarından bahsetti, ben içeride neler konuşulduğunu bilmiyorum.. daha sonra birlikte yaşadığım Müslüm’le birlikte evden ayrılıp yakındaki petrol istasyonuna Müslüm’ün sevk ve idaresindeki araçla gittik, aracı Müslüm kullanmıştı, ayrıca daha önceden tanıdığım …’da bizimle birlikte gelmişti, daha sonra Ümit üzerindeki hattı çıkardı ve arama yapmak için bizim kullandığımız telefonu istedi, ancak hat bizim kullandığımız telefona uymadı, bunun üzerine Ümit, petrol istasyonundan bir arkadaşını telefonla aradı.. Müslüm’de ihtiyacı olduğunda benim telefonumu kullanırdı, kendisi başkaca telefon kullanmıyordu. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
8.Kolluk tarafından düzenlenen mesaj tespit tutanağı, yakalama tutanakları dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Suçu İşlemediklerine, Mahkûmiyeti Gerektirir Yeterli Delil Bulunmadığına Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesince Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Mağdurun aşamalardaki kararlı ve değişmeyen beyanları, sanıklar Songül ve temyiz dışı sanık …’in ikrarları, sanıklar Müslüm ve …’in tevil yollu ikrarları, tanıkların ifade tutanakları, kolluk tarafından düzenlenen yakalama, mesaj tespit tutanakları, dikkate alındığında, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı eksik veya araştırılacak bir delil kalmadığı anlaşıldığından belirtilen nedenlerle sanıkların müdafiilerinin temyiz sebeplerine yönelik olarak hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık … Hakkında TCK’nun 39 ve 168 Maddelerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Diğer sanıklar ile birlikte olayın başından itibaren fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, suç ortağının etkinlik ve gücünü arttırdığının anlaşılması karşısında 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca asli fail olarak eylemlere katıldığı ve suçunun sabit olduğu, ayrıca sanık …’in telefonu sattığı …’in zararının giderilmediği ve etkin pişmanlık koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla, sanık … müdafiinin bu yöndeki temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2019/299 Esas, 2019/2925 Karar sayılı kararında sanıkların müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri dışında kararda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
07.12.2023 tarihinde karar verildi.