YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/401
KARAR NO : 2023/12242
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1572 E., 2019/1255 K.
SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesince kurulan beraat kararlarının kaldırılarak sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çayırlı Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2016 tarihli ve 2016/151 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanıklar … ve … hakkında nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ; sanık … hakkında nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Çayırlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2017 tarihli ve 2016/66 Esas, 2017/17 Karar sayılı kararıyla, sanıklar … ve … hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs ve nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), 35 inci maddesi ve aynı Kanun’ un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası; sanık … hakkında nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrasını oluşturma ihtimaline binayen 5271 sayılı Kanun’ un 3, 4 ve 5 maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine, Erzincan Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2018 tarihli ve 2017/275 Esas, 2018/40 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 17.05.2019 ttarihli ve 2018/1572 Esas, 2019/1255 Karar sayılı kararı ile, sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan …’ un istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulüne karar verilerek, duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanunun 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), bentleri, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanıkların Temyiz Sebepleri
Temyiz etme iradesinden ibarettir
2. Sanıkların Müdafilerinin Temyiz Sebepleri
1. Sanık …’ ın kömür işletmesinin ortağı olması nedeniyle şirketten kömür talep etmesinin yağma suçunu oluşturmayacağına,
2. Katılanların soyut iddiası dışında delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan …’un Çilhoroz Kömür İşletmesine %80 , sanıklardan …’ ın ise % 20 ortak olduğu, 2015 yılında sanık …’ın katılan …’den 400 ton kömür satın aldığı 2015 yılında çıkarılan kömürlerin kalitesiz olduğu iddiasında bulunan sanık …, yanında güvenlik şirketinde ortağı olan sanık … ve şirket müdürü olan sanık … ile birlikte olay günü saat 17.00 sıralarında katılan …’un kömür madeni şantiye binası önüne geldikleri, bu sırada katılanın yanında katılanın dayısının oğlu katılan … ve …’un oğlu katılan …’un bulunduğu, sanık …, katılan …’den “2015 yılındaki zararla tekrar karşılaşmak istemediğini, bu yıl kötü kömür vermemelerini” istediği, bu nedenle aralarında tartışma yaşandığı, sanık …, katılan …’den 2015 yılında zarara uğradığını iddia ettiği kömür miktarından çok daha fazla şekilde “3000 ton ücretsiz kömür vereceksin” dediği, katılan …’in “Ücretsiz kömür vermeyeceğini” söylemesi üzerine sanıklar … ve …’ ın silah çekerek katılanları ölümle tehdit ettikleri, katılanların jandarmayı arayacaklarını söylemeleri üzerine olay yerinden uzaklaştıkları, ancak ilk derece mahkemesi “Mahkûmiyete karar verilebilmesi için maddi gerçeğin ve atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle savunmaları geçersiz kılacak şekilde ispatlanıp ortaya konulmasının gerektiği, tam olarak aydınlatılamamış olayların ve iddiaların sanıkların aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, sanıkların üzerilerine atılı suçları kabul etmedikleri, tanıkların katılanların çalışanları olduğu, bu sebeple taraflı şekilde beyan verebilecekleri, kişinin hissedarı olduğu kömür işletmesinde yağma suçunu işlemesinin hukuken mümkün olmadığı, bu itibarla sanıkların üzerilerine atılı suçu işlediklerine dair de mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından” sanıklar hakkında beraat kararı verdiği görülmüştür.
2. Sanıklardan … ile katılanlardan … ve dava dışı …, … arasında üzenlenen sözleşme içeriği ve ekindeki belgelere göre dava konusu olayın gerçekleştiği kömür ocağında bulunan malzemelerin, araçların, tesisin ve çıkan kömüre göre kâr ile kömür işletmesinin %20 hissesinin sanığa devredildiğine ilişkin sözleşme dosya içerisinde mevcuttur.
3. Tanık olarak ifadeleri alınan mezkur kömür madeni şantiyesinde çay ocağında işçi olarak çalışan tanık B.A ve aşçı olarak çalışan S. Z.’ nin aşamalarda alınan beyanlarında olay yerine gelmiş olan üç yabancı kişi gördüklerini, olay yerine uzak oldukları için ne konuştuklarını duymadıklarını ancak tanık S.Z.’nin gelenlerden birinin belinde silah olduğunu gördüğü daha sonra onları izlemeyi bıraktığı, tanık B.A.’nın ise gelenlerden birinin silahını çıkardığını ve sağa sola doğrulttuğunu gördükten sonra korkup içeri kaçtığı şeklindeki beyanları dosya içerisinde mevcuttur.
4. Katılanın aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
5. Sanıkların üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri belirlenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açarak ve ilk Derece Mahkemesinin kararını kaldırarak katılanlar ve tanıkların beyanlarına üstünlük tanınarak sanıkların 3000 ton kömürü silahla tehdit etmek suretiyle istedikleri sanık … her ne kadar hisse devri ile % 20 oranında şirketin hissedarı olsa da, istediği 3.000 ton kömürün diğer ortakları olan katılanlar ile alacak borç ilişkisine dayanmadığı, sanığın diğer sanıklarla birlikte kendisine 3.000 ton ücretsiz kömür verilmesi için katılanları tehdit ettiği, bu nedenle hakkında TCK’nun 150/1 maddesinin koşullarının oluşmadığı bu nedenle sanıklar hakkında yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gerekçesi ile sanıklar hakkında mahkumiyet kararı kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Sanık …’ın Kömür İşletmesinin Ortağı Olması Nedeniyle Şirketten Kömür Talep Etmesinin Yağma Suçunu Oluşturmayacağına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık …’ın, ortaklık durumu nedeniyle kendisine 2015 yılında verilen 400 ton kömürün kalitesiz olması nedeniyle zarara uğradığını iddia ettiği halde bu miktardan çok daha fazla şekilde 3000 ton kömürü ücretsiz olarak birden fazla kimse ile birlikte silahla ve ölümle tehdit etmek suretiyle istediği arada açık bir nispetsizlik veya aşkın bir talep olduğunun sanık …’ın kolluk savunmasınıyla açıkça anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan yazılı şekilde hükûm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Katılanların Soyut İddiası Dışında Delil Bulunmadığına, Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Uyarınca Sanıkların Beraatlerine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma, başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı zilyedinin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır. 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.
Zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla olduğu yerden alınması hırsızlık suçunu oluşturur.
Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir.
Cebir veya tehdit, ”yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı” şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır.
Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamasına elverişli olması gerekir.
Cebir-şiddet, mağduru, men ederek ve zorlayarak, failin istediği davranışa sokacak fiillerdir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılanların aşamalardaki tutarlı beyanları, tanıklar B.A. ve S.Z.’ nin katılanları destekleyen beyanları karşısında, suçun kesin delillerle sanıklar tarafından işlendiğinin saptandığı, eksik veya araştırılacak bir delil kalmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. 5237 sayılı Kanun’ un 53 üncü maddesinin uygulaması yönünden, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinin infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 17.05.2019 tarihli ve 2018/1572 Esas, 2019/1255 Karar sayılı kararında sanıklar ve müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’ un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda gerekçe bölümünün 3 numaralı paragraflarında açıklanan eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Erzincan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
12.09.2023 tarihinde karar verildi.