YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/412
KARAR NO : 2023/11788
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3400 E., 2019/905 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.11.2017 tarihli ve 2017/112621 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) (c) (h) bentleri, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2017/400 Esas, 2018/402 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) (c) (h) bentleri, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 16.04.2019 tarihli ve 2018/3400 Esas, 2019/905 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri
1. Üst sınırdan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna,
2. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdurun 11.11.2017 günü sabah saat 05.00 sıralarında para yatırmak için ATM’ye geldiği, bu sırada sanıkların mağdurun yanına geldikleri ve biber gazı sıkıp kafasına yumruk atmak suretiyle mağduru etkisiz hale getirdikleri ve cebinde bulunan 2.100,00 TL para ile ayrıca cüzdanını alarak kaçmaya başladıkları, mağdurun ise bağırarak peşlerinden kovaladığı, o sırada gördüğü güvenlik güçlerine olayı anlattığı, sanıkların güvenlik güçleri tarafından görülerek yapılan kovalamaca sonucu yakalandıkları ve kademeli güç kullanılarak etkisiz hale getirildikleri, sanıkların üzerinden ise mağdura ait cüzdan ve paranın çıkarak mağdura teslim edildiği olay maddi vakıa kabul edilmiştir.
2. Sanıklar atılı suçu ikrar etmişlerdir.
3. Yakalama tutanağı dosya arasındadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Cezanın Üst Hadden Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Mağdura ait para ve cüzdanı gece vakti, silahla ve birden fazla kişi ile birlikte alarak nitelikli yağma suçu işledikleri anlaşılan sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak belirlenen cezanın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
5237 sayılı TCK’nın 168 inci maddesinde yer alan “etkin pişmanlık” hükmünün uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi ve failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerekmektedir. Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, 5237 sayılı TCK’nın 168 inci maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır.
Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 11.11.2017 tarihli yakalama tutanağına göre; mağdurun cüzdan ve parasını yağmalayan sanıkların peşlerinden kovaladığı, bu sırada sokakta gördüğü kolluk birimlerine durumu bildirdiği ve sanıkların kolluk görevlilerince yapılan kovalama sonucu suça konu eşyalarla birlikte yakalandıkları anlaşılmakla etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulları bulunmadığından kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
3. Mağdurun kolluk aşamasında verdiği beyanında, sanıkların kendisine biber gazı sıkarak ve bıçak doğrultarak cebindeki cüzdan ve 2.100,00 TL parasını aldıklarını ve hızlı bir şekilde kaçtıklarını, sanıkları kaçtıkları istikamete doğru takip ettiğini bu sırada sokak içerisinde bekçilerin kendisini gördüğünü, yardım ettiklerini ve sanıkları kovalayarak yakaladıklarını söylemiştir. 11.11.2017 tarihli yakalama tutanağında ise, sanıkların, mağdurun olayı anlatması akabinde kolluk görevlileri tarafından görülerek kovalanmaya başladıkları ve yakalanarak etkisiz hale getirildikleri, sanıkların üzerinden mağdurdan yağmaladıkları para ve cüzdanın alınarak mağdura teslim edildiği belirlenmiştir.
Kovuşturma aşamasında ise mağdurun beyanında: “Olay gece sabaha karşı saat: 05.00 civarında Garanti Bankası’nın yanındaki ATM ye para yatıracaktım, bir anda arkamdaki şahıslar belirince ben dönüp baktığımda arkamda iki şahsın olduğunu gördüm, hatta ben o anda tam yüzlerini de göremeden bu şahıslardan bir tanesi benim yüzüme bir sprey sıktı, birden gözlerim kapandı ve ben yere düştüm, o anda bağırmaya başladım, bu sırada cebime birisi elini sokup parayı aldığını hatırlıyorum, yarı baygın vaziyetteydim, daha doğrusu gözlerim acıdan yanıyordu, ben o anda zaten kimseyi göremez duruma gelmiştim, 2010 TL kadar paramı ve sonradan anladığım kadarıyla cüzdanımı da aldılar, ancak onu tam hatırlayamıyorum, sonra benim bağırmam üzerine birileri oraya geldi, bu sırada hatırlayamıyorum fakat sanıklar kaçmış olabilir, sonra oradakiler bana limon getirdiler, gözlerime limon sıktılar, ben kendime gelir gibi oldum, bu sırada polis geldi ve ben durumu polise anlattım, polis beni alıp karakola götürdü, ben karakola vardığımda huzurdaki her iki sanıkta karakoldaydı, ancak ben kendilerinin gidip gitmediğini veya başka polislerin yakalayıp yakalamadığını bilemiyorum” dediği anlaşılmıştır bu suretle mağdurun soruşturma ve kovuşturma beyanlarının çeliştiği, kovuşturma beyanının ayrıca 11.11.2017 tarihli yakalama tutanağı ile de çeliştiği anlaşılmıştır. Mağdurun duruşmaya çağrılıp tekrar dinlenerek, mevcut çelişkiler açıklattırılarak, tutanağı düzenleyenler de tanık olarak dinlenip tutanak ayrıntılı şekilde açıklattırıldıktan sonra suçun tamamlanıp tamamlanmadığı, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinde düzenlenen teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı belirlendikten sonra hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu tamamlanmış suçtan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 16.04.2019 tarihli ve 2018/3400 Esas, 2019/905 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı oy)
K A R Ş I O Y
Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarih, 2018/18 sayılı kararında “Neticesi hareket ile bitişik bir suç olan yağma teşebbüse elverişli bir suçtur. Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı alamadığı hallerde, yağma suçu teşebbüs derecesinde kalmış sayılır. Yağma suçunda almanın gerçekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koymamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp giderken yakalanması halinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir. (Nur Centel – Hamide Zafer – Özlem Çakmut, Kişilere karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, … 2017, s. 405-406) Belirtildiği üzere yağma suçunda malın alınması ile suçun tamamlandığı öngörülmüştür.
Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Cebir ve tehdit etkisiyle suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koyamayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliği sona ermiştir. Bu aşamada mağdurun yeniden eşya üzerinde zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez.
Somut olayda, ATM’ye para yatırmaya giden …’yı gören sanıklar … ve …’nun mağdur …’e sanıklardan birinin gaz sıktığı, diğerinin de elinde bıçak ile mağduru yere yatırdığı, ensesine sert bir cisimle vurduğu cebinde bulunan cüzdanını alarak kaçtıkları, mağdurun sokak içerisinde yardım edin diye bağırdığı, sanıkların koşmuş oldukları istikamete doğru giderken emniyet bekçilerini gördüğü, onların sanıkları kovalaması üzerine karakolun önünde bekçilerin sanıkları yakaladıkları, 11.11.2017 tarihli tutanağa göre mağdur …’in olayı anlatıp kendisini yağmalayan şahısların Serçekale Sokağına doğru kaçtıklarını söylemesi üzerine sanıkların sokak görevi yapan emniyet bekçileri tarafından görüldüğü, kovalamaca sonucu yakalandıkları,
Kovuşturma aşamasında mağdur …’in olayı detaylandırarak anlattığı, gaz sıkması sonucu gözlerinin kapandığını, yere düştüğünü, düşünce bağırmaya başladığını, yarı baygın vaziyette olduğunu, gözlerinin acıdan yandığını, kimseyi göremez duruma geldiğini, birilerinin olay yerine geldiğini, sanıkların kaçmış olduğunu, gözlerine limon sıkıp, kendisine gelir gibi olunca polise durumu anlattığını, polislerin kendisini karakola götürdüğünü, karakolda sanıkları gördüğünü beyan ettiği,
Sanık savunmaları ile de belirtildiği üzere sanıkların iki sokak arkada bulunan karakolun önünde yakalandıkları sabit olmakla, sanıkların eylemlerini tamamlamış oldukları sabit olduğundan teşebbüs yönünden eksik inceleme nedeni ile bozma isteyen çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.