YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4454
KARAR NO : 2023/8985
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2018 tarihli ve 2018/457 Soruşturma numaralı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delaletiyle 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) ve (h) bentleri ile 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2018/66 Esas ve 2018/332 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.02.2020 tarihli ve 2018/4646 Esas ve 2020/363 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı sayılı Kanun’un 280 inci maddesi birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.02.2020 tarihli ve 2018/4646 Esas ve 2020/363 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 31.03.2021 tarihli ve 2020/9795 Esas, 2021/6418 Karar sayılı kararı ile;
“…Oluş ve dosya kapsamına göre; katılan …’i darp etmek suretiyle cep telefonunu alan temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’ın yanında, olay tarihinde suça sürüklenen çocuk …’in de bulunduğunun anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuğun fikir ve eylem birliği içerisinde suça doğrudan katıldığı gözetilmeden mahkumiyet yerine delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi…”
Nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2021 tarihli ve 2021/294 Esas ve 2021/497 Karar sayılı karar ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) ve (h) bentleri, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı yağma eyleminin unsurlarının oluşmadığına,
2. Suça sürüklenen çocuğun diğer temyiz dışı suça sürüklenen çocuk … ile fikir birlikteliği bulunmadığına, yanlış kanaat ile suça sürüklenen çocuğun yağma suçunu işlediğine kanaat getirilse dahi asıl fail gibi diğer temyiz dışı suça sürüklenen çocuk … ile aynı ceza ile cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
3. Beraat etmesi gerektiğine,
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri;
1. Verilen ceza yetersiz olup suça sürüklenen çocuk hakkında üst sınıra yakın bir ceza tayini gerektiğine,
2. Katılanın yüzünde sürekli değişikliğe yol açacak şekilde sabit iz mevcut olduğundan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 87/2-d. Maddesi ile de uygulama yapılması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde gece saat 23.00 sıralarında suça sürüklenen çocuk … ve diğer temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’ın, daha önceden aralarında duygusal arkadaşlık olduğunu bildikleri katılanı suça sürüklenen çocuğun kız kardeşi olan tanık E. Ş. ile birlikte ikametlerinin damında görmeleri üzerine katılanı yumruk ve tekme ile darp etmeleri üzerine yere düşen katılanın her iki suça sürüklenen çocuğun elinde bıçak bulunduğunu gördüğü, suça sürüklenen çocuk …’in elindeki bıçak ile katılanı yaraladığı bu sırada temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’in katılanın cebinden cep telefonun aldığı daha sonra katılanı sürükleyerek kanala attıktan sonra taş fırlattıkları, katılan bir süre kanalda sürüklenerek bilincini kaybettikten sonra katılanı kanaldan çıkararak olay yerinden uzaklaştıkları anlaşılmıştır.
2. Suça sürüklenen çocuk olay gecesi kuzeni olan … ile birlikte evlerinin damında kız kardeşi ile daha önce görüştüğünü bildikleri katılanın alkol aldığını gördüklerini, katılana buradan gitmesini söylediklerini katılanın “senin kız kardeşini dağa kaldırmaya geldim” demesi üzerine yumruk ile vurduğunu, katılan da kendisine vurmaya kalkışınca kuzeni …’in de katılana yumruk ile vurduğunu, katılanın kendisinin dengesini kaybederek kanala düştüğünü, bir kaç metre sürüklendiğini daha sonra katılanı kanaldan çıkardıklarını, …’in katılanın telefonunu alıp almadığına ilişkin bir bilgi ve görgüye sahip olmadığını, ellerinde bıçak olmadığını katılanın plastik kasaların üzerine düşerek yüzünden yaralanadığını savunanarak tevil yoluyla olayı doğrulamıştır.
3. Tanık E.Ş. olayın sıcağı sıcağı alınan kolluk anlatımında; olay gecesi katılan ile ikametlerinin damında görüştüklerini, gece kuzeni olan temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’in yanına gelerek “…’i damda yakaladık bir daha olmasın aşırı alkollü olduğu için kavga ettik, uyanması için kanal suyu ile yüzünü yıkadık gönderdik” şeklinde katılanı doğrular mahiyette beyanda bulunduğu, kovuşturma aşamasında ise suça sürüklenen çocuk …’in kardeşi olması sebebiyle suçtan kurtarmaya yönelik çelişkili beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
4. Katılanın babası olan tanık A.F. olay gecesi oğlunun “Beni dövdüler, gasp ettiler.” diyerek kapıyı çaldığını ve bayıldığını beyan ederek katılanı doğrular mahiyette beyanda bulunduğu görülmüştür.
5. Katılanın aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
6. Katılanın babasının şikâyeti üzerine suça sürüklenen çocuğun kolluk görevlilerince ikametinde yakalandığına ilişkin30.04.2017 tarihli tutanak dosya içerisinde mevcuttur.
7. Temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’a olaydan sonra kolluk görevlileri tarafından katılana ait telefonun nerede olduğu sorulması üzerine bahse konu telefonu olay yerinde bulduğunu, cep telefonunu alarak eve götürdüğünü, katılana teslim edebileceğini beyan ederek suça konu cep telefonunu rızaen kolluk görevlilerine teslim ettiğine dair 30.04.2017 tarihli Muhafaza Altına Alma Tutanağı, suça konu cep telefonunun kolluk görevlileri tarafından katılanın babasına teslim edildiğine dair de 30.04.2017 tarihli Teslim Tesellüm Tutanağı dava dosyası içerisinde mevcuttur.
8. Katılan ile tanık E. Ş. arasında olay gecesi 23.00 sıralarında buluşmak üzere görüşme yaptıklarına dair 30.04.2017 tarihli Mesaj Döküm Tutanağı dava dosyası içerisinde mevcuttur.
9. Katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak; … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 15.05.2018 tarihli; “Kişinin yaşamını tehlikeye sokan nitelikte olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; şahısta saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını Orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, kişi hakkında düzenlenmiş tıbbi belgelerde tarif edilen ve kişinin şubemizde yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen nedbe dokusunun belirli bir mesafeden cepheden bakıldığında belirgin bir çaba sarfetmeden fark edildiği görülmek ile yaralanmasının; “Yüzde sabit iz” niteliğinde olduğu, “Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi” niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel kısıtlılık tarif ve tespit edilmediği” görüşünü içerir kesin adlî muayene raporu dava dosyasında mevcuttur.
10. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Suçun Unsurlarının Oluşmadığı Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit edilerek veya cebir kullanılarak bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç, anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılmak suretiyle gerçekleşir. Aynı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasında nitelikli halleri düzenlenmiştir. Hâl böyle olunca suça sürüklenen çocuğun temyiz dışı suça sürüklenen çocuk … ile birlikte iştirak iradesi içinde katılanı silah sayılan bıçak ve taş ile yaralayıp cep telefonunu almaları şeklindeki eyleminin nitelikli yağma suçunu oluşturduğu ve bu yönüyle kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Beraat Etmesi Gerektiği Yönünden
Katılanın olayın gelişimi bağlamında en başından itibaren istikrarlı anlatımları ve katılanın beyanı ile uyumlu tanık beyanları, suça sürüklenen çocuğun aşamalarda tevil yollu ikrarını içeren savunmaları, olaya ilişkin tutanaklar, adli rapor form içeriği ve Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı karşısında, suça sürüklenen çocuğun eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Asli Fail Olmayıp Daha Az Ceza Alması Gerektiği Yönünden
Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmında da belirtildiği üzere; suça sürüklenen çocuğun diğer suça sürüklenen çocuk ile birlikte olayın başından itibaren fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğinin anlaşılması karşısında 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca asli fail olarak eyleme katıldığı ve Mahkemenin aynı sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca ölçülülük ilkesine uygun bir biçimde teme cezayı belirlediği, suça sürüklenen çocuk hakkında etkin pişmanlığa ilişkin indirim hükümleri uygulanırken de indirim oranının en üst hadden 1/2 olarak belirlendiği anlaşılmakla ileri sürülen temyiz sebebi yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri;
1. Ölçülülük İlkesine Aykırılık Yönünden
Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır. İki sınır arasında cezayı belirleme Hakime ait ise de bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması bu bağlamda suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması zorunludur. Bu açıklamalar ışığında mahkemenin 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca ölçülülük ilkesine uygun bir biçimde temel cezayı ve etkin pişmanlığa ilişkin indirim oranını belirlediği anlaşılmakla ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 87/2-d. Maddesi İle De Uygulama Yapılması Gerektiği Yönünden
… Adli Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 15.05.2018 tarihli adli rapor içeriğine göre katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamında yüzde sürekli değişikliğe sebebiyet verecek bir yaralanma tespit edilmediği gibi Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 31.03.2021 tarihli ve 2020/9795 Esas, 2021/6418 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin reddine dair ek kararın “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizleri mümkün olmadığı” gerekçesiyle onanarak kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından ileri sürülen temyiz sebebi yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2021 tarihli ve 2021/294 Esas ve 2021/497 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.