YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6175
KARAR NO : 2023/14852
KARAR TARİHİ : 30.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/150 E., 2021/919 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2014/132 Esas, 2016/212 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2014/132 Esas, 2016/212 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22.02.2021 tarihli ve 2018/3293 Esas, 2021/3272 Karar sayılı kararı ile,
“Sanığın babası …’in 12.08.2013 tarihinde savcılığa sunmuş olduğu dilekçesinde oğlu sanık …’in, …, … ve … tarafından kandırılarak mağdurenin boynundaki altını aldığını ifade ettiğinin anlaşılması karşısında; …’in tanık olarak dinlenip, olaya ilişkin bilgisi bulunup bulunmadığı tespit edilerek, sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,” Nedeniye bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/150 Esas, 2021/919 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sağır, dilsiz olan ve beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan katılan …’nın olay günü saat 20.30 sıralarında evde yalnız bulunduğu sırada, evin kapısının açık olduğu ve suça sürüklenen çocuğun içeri girerek, katılanın boynunda bulunan ucunda cumhuriyet altını olan zinciri kopararak kaçmak istediği, katılanın engel olmak istemesi üzerine suça sürüklenen çocuğun katılanın elbisesini yırttığı ve olay yerinden kaçtığı iddiası ile kamu davası açılmış ise de, dosyada bulunan … Devlet Hastanesi’nin 20.11.2013 tarihli ve 2013/46979 sayılı adli raporu uyarınca katılanın boynunda herhangi bir darp cebir izine rastlanmadığının bildirildiği, yargılama sürecinde katılan ile suça sürüklenen çocuğun yüzleştirilmesine karşın katılanın bu aşamada da kuşkuları ortadan kaldıracak biçimde teşhiste bulunamadığı, bozma ilâmı sonrası dinlenen tanıkların da kovuşturma konusu eyleme ilişkin bilgi ve görgülerinin bulunmaması nedeni ile suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları işlediğinde dair cezalandırılmasına yetecek kesin, somut, inandırıcı bir delilin bulunmaması gerekçesiyle Mahkemece suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
2. Suça sürüklenen çocuğun aşamalarda üzerine atılı suçlamayı inkar ettiği görülmüştür.
3. Tanık R.A.T.’nin beyanı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçlamaları kabul etmemesi, katılanın iddiasını doğrular tanık beyanı veya başkaca delil bulunmaması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de göz önünde bulundurularak, suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere;
“Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Yasa’nın 223/2-e maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Vesaire Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/150 Esas, 2021/919 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
30.11.2023 tarihinde karar verildi.