YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6200
KARAR NO : 2023/11409
KARAR TARİHİ : 08.06.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/566 E., 2022/145 K.
SUÇLAR : Hukuki alacağını tahsili amacıyla tehdit ve kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 19.11.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 150. maddesi delaletiyle 106/1.1.cümle, 53. maddeleri (iki kez), 86/2, 53. maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2016 tarihli ve 2015/393 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hukuki alacağın tahsili amacıyla kasten yaralama suçundan şikâyet yokluğu nedeniyle düşme, hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan ise beraatine karar verilmiştir.
3. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2016 tarihli ve 2015/393 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 07.10.2021 tarihli 2020/11205 Esas, 2021/15137 Karar sayılı ilâmıyla;
“Mağdurun sanığın dayısının oğlu olduğu ve aralarında miras meselesi yüzünden anlaşmazlık bulunduğu, 21.09.2015 tarihinden yaklaşık üç hafta kadar önce, mağdurun yanında eşi olan tanık … varken, motosikletle ikametlerine gittikleri bir sırada, sanık tarafından durdurulduğu, sanığın devamla mağduru çekiştirip sırtına yumruk ile vurduğu ve ona “Aranızda toplayarak 30.000 TL vereceksiniz, yoksa hepinizi öldürürüm” dediği, 21.09.2015 günü saat 18.10 sıralarında ise, sanığın mağduru telefonla arayarak “Seni öldüreceğim, müteahhide yeri vermişsiniz ortakların hepsi bana 10.000 TL vereceksiniz” dediği, ardından sanığın kendisine ait av tüfeğini alarak mağdurun çalışmakta olduğu otogara gittiği, ancak mağduru orada bulamadığı ve tüfeği tevcih edemeden söz konusu mahalden ayrıldığı olayda; sanığın miras ihtilâfında hukuken alacak sahibi olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre, eylemlerin kül hâlinde yağmaya teşebbüs mü teşkil ettiği, yoksa TCK’nin 150/1. kapsamında mı kaldığının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile kasten yaralama suçu yönünden şikâyet yokluğuna bağlı olarak düşme, tehdit suçu yönünden ise … adlı tanığın kovuşturmada kısmen değişen beyanlarına itibar edilerek beraat kararı verilmesi..”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma sonrası Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli ve 2021/566 Esas, 2022/145 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hukuki alacağın tahsili amacıyla kasten yaralama suçundan şikâyet yokluğu nedeniyle düşme, hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan ise beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. O yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Sanık ile katılan arasında tanzim edilmiş bir miras sözleşmesi bulunmadığı gibi usulüne uygun düzenlenmiş bir bağış sözleşmesi de bulunmadığı halde eylemine uyan suç nedeniyle cezalandırılması cihetine gidilmesinin gerekirken ceza tayin yoluna gidilmemesi hukuk ve yasaya aykırılık teşkil ettiğine.
2. Vesaire,
İlişkindir
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdur … ile sanık …’nın akraba oldukları, bozma sonrası tarafların mahkeme huzurunda alınan ve hemfikir oldukları beyanlarından da sabit olduğu üzere mağdur …’in babasından kalan arsayı müteahhite verdiği, kendi payından sanığa para vereceği yönünde vaatte bulunduğu, ancak işlerinin bozulması nedeniyle sanığa para vermediği, 21.09.2015 tarihinden yaklaşık üç hafta kadar önce mağdurun eşi olan tanık … ile motosikletle ikametlerine gittikleri esnada sanığın mağduru durdurduğu, ardından çekiştirerek sırtına yumruk ile vurduğu ve mağdura paramı vereceksiniz dediği, bunun üzerine tarafların birbirlerini karşılıklı olarak darp ettikleri, mağdurun basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralandığı, 21.09.2015 günü saat 18.10 sıralarında sanığın kullanmakta olduğu 0541……. numaralı telefondan mağdurun kullanmış olduğu 0536 ……. numaralı telefonu arayarak kendisine söz verdiği parayı vermesini istediği, hususları sabit olup tüm bu hususlar mahkememizin kabulüdür. Her ne kadar, 21.09.2015 tarihinden yaklaşık üç hafta kadar önce mağdurun, eşi ile birlikte motosikletle ikametlerine gittikleri esnada sanığın mağduru durdurarak, sırtına yumruk ile vurduğu ve mağdura “Aranızda toplayarak 30.000 TL vereceksiniz, yoksa hepinizi öldüdürüm.” dediği iddiası ile sanığın üzerine atılı hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçundan eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun’un 150/1 maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 106/1-1.c, 86/2 maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmişse de, olayın tek görgü tanığı olan, mağdurun eşi tanık …’nin, “Eşimin sırtına 2 kez yumruk ile vurdu. 30.000 TL parayı vereceksiniz ya bana bir şey olacak ya sana bir şey olacak” şeklindeki beyanından, sanığın mağduru öldürmekle tehdit etmediğinin anlaşıldığı, hem mağdurun hem de sanığın olay günü karşılıklı olarak birbirlerini darp ettiklerini kabul ettikleri ancak yargılama sırasındaki beyanlarında, sanığın, ölümle tehdit ettiğine dair bir anlatımda bulunmadıkları, tüm dosya kapsamına göre sanığın “Aranızda toplayarak 30.000 TL vereceksiniz, yoksa hepinizi öldürürüm.” demek suretiyle hukuki alacağının tahsili amacıyla mağduru tehdit ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilemediği, yine 21.09.2015 günü saat 18.10 sıralarında sanığın, mağduru, babasının satmış olduğu arazide kendisinin de payı olduğu inancı ile arayarak, “Seni öldüreceğim, müteahhide yeri vermişsiniz ortakların hepsi bana 10.000TL vereceksiniz” dediği iddia edilerek üzerine atılı hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan cezalandırılması talep edilmişse de, olayın tek görgü tanığı olan, mağdurun eşi tanık …’nin yargılama sırasındaki yeminli beyanında, “Sanık telefonda eşime “seni garajda bulamadım ama evde bulurum” dedi. Ancak ben “seni öldüreceğim, mütaahite yeri vermişsiniz, ortakların hepsi bana 10.000 TL vereceksiniz” dediğini duymadım. Ancak telefonda 30.000 TL vermesi gerektiğini söyledi.” şeklindeki beyanından, sanığın mağduru öldürmekle tehdit etmediğinin anlaşıldığı, olay günü sanığın, tüfekle, mağdurun çalıştığı otogara gitmesine rağmen, mağdurun iş yerinde olamaması nedeniyle, eylemini gerçekleştiremeden geri dönmesinin, tek başına, sanığın olay günü mağduru arayarak, öldürmekle tehdit ettiğini kabul etmeye yeterli olmadığı, mağduru telefon ile aradığında şüphe bulunmayan sanığın, tehdit içerikli bir söz söylediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinin, kabulü ile karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Mağdur …’in aşamalardaki ifadelerinde özetle, “.. akrabalarım olan KF, SK ve annem HŞ’ye ait arsayı 21.09.2015 tarihinde ortak olarak … isimli şahsa kat karşılığı verdik noterden sözleşme yaptık, halam …’nın torunu olan … beni ve ortaklarımı arsada payım var diyerek uzun süredir tehdit ediyor akrabalık bağı nedeniyle şikayetçi olmamıştım. …’in dedesi bu arsanın yanında bulunan arsadaki hissesinin … … isimli şahsa satmıştı bizim kat karşılığı verdiğimiz arsada payı yoktur sanığın babasının burada miras hakkı yoktur çünkü 15 sene önce mütaahite verilen arsa zaten satılmıştı. Buna rağmen … benden satıştan elde edilen paranın bir kısmını istiyordu. 21.09.2015 tarihinde saat 18.10 sıralarında benim 536 …….. nolu telefonumu sanığın kullandığı 541 ………. nolu telefondan aradı, “Seni öldüreceğim müteahhide yeri vermişsiniz ortakların hepsi bana 10.000,00 TL vereceksiniz” diyerek tehdit etti, ben çalıştığım otogardan eve geldim bi süre sonra otogardan … beni aradı, “… tüfekle otogara geldi seni arıyor, seni vuracakmış dikkatli ol” dedi.. bu olaydan üç hafta kadar önce de eşim … ile motosiklet ile sanığın iş yerinin önünden geçerken önüme geçip beni durdurdu bana yine üç kişi bana aranızda para toplayıp 30.000 TL vereceksiniz yoksa hepinizi öldürürüm” diyerek tehdit etti bu tartışma neticesinde önce o bana vurdu, bende ona vurdum. Şikayetimden vazgeçiyorum, düşmanlık istemiyorum..” bozma ilamı sonrası alınan beyanında ise, “..olay tarihinde benim sanık ile aramda miras meselesinden kaynaklı herhangi bir husumet yoktu sadece ben sanığa para vereceğimi söz vermiştim. Ben babam …’den kalan arsamı müteahhide vermiştim. Bu payımdan sanık …’e de verecektim. Ama benimde işim bozulunca kendisine veremedim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. Sanık …’in bozma ilamı sonrası alınan ifadesinde, ” mağdur benim dayımın oğlu olur. Bizim ortak bir miras bırakanımız yoktur. Müştekinin babasından kendisine kalan evde biz yaşamaktayız. Bu sebeple müşteki bana bu evde sizinde hakkınız var dedi. Bu sebeple bana 10.000,00 TL vereceğini söyledi. Ancak daha sonra vermedi.” Bozma öncesi kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde, “.. hakkımızı istemek amacıyla bu şekilde 21.09.2015 tarihinde konuşmak amacıyla av tüfeğini alarak müştekinin çalışmakta olduğu otogara gittim. Ancak kendisini bulamadım. Yine otogara gitmeden 3-4 hafta önce aramızda çıkan tartışmada müştekiye vurmuştum. Oda bana vurdu. O motosiklet ile geçiyordu. Yanında eşi de vardı. Ben durdurdum ve bu meseleyi konuşurken, aramızda kavga yaşandı. Ben ona vurdum oda bana vurdu. Önce kim kime vurdu bilmiyorum. İddianame de bahsi geçen telefon ile konuşma olayını hatırlamıyorum. Ancak kesinlikle tehdit etmedim. Benim amacım kesinlikle tehdit ve zorla para almak değildir mütaahite verilen arsanın payından, mağdurdan başka diğer mirasçılarında bana para vermelerini istemektir. Mirasçı ben değilim aslında babamdır.” şeklinde beyanlarda bulunmuş, Soruşturma aşamasında alınan ifadesinde ise özetle, “.. 21.09.2015 günü babamın teyzesinin oğlu olan KF, babamın ağabeyi olan S.K ve mağdurun annesi …’nin kat arşılığı bir müteahhide verdiklerini öğrendim. Bu kat karşılığı verilen arsa dedem olan …’ya aitti, bu evde daha önceden biz oturuyorduk. Babam ile yukarıda ismini verdiğim şahıslar anlaşmışlar ve bu arsalardan babama da pay vereceklerini söylemişler. Bunun üzerine yaklaşık olarak iki yıl kadar bu arsanın içerisinde bulunan evi boşalttık. Biz evi boşaltırken mağdur bana “Bu arsaların payından sana ve ağabeyin…’a vereceğim.” dedi. Benim ağabeyim yaklaşık 18 aydır bitkisel hayatta olduğundan ve babam bu işlerden tam anlamadığından dolayı böyle işleri ben takip etmek zorunda kalıyorum. Neticede benim babamın bu arsa üzerinde hukuken mirastan alacağı vardır, kendisi de benim babam olduğu için dolayısıyla benimde burada hakkım olduğunu düşünüyorum. Fakat … İnşaat’ın müteahhiti ile babam yada ben bir sözleşme yapmış değiliz.Bu sözler üzerine bizde evi boşalttık. Ayrıca belirtmek olduğum bir husus vardır. … İnşaatın ismini bilmediğim yetkilisi bana 10.000.00 TL nakit elden ödeme yaptı. Çünkü eğer ben ve babam dava açarsak inşaat yapma süreci uzayacaktı. Ben 21.09.2015 günü arsanın müteahhide verildiğini öğrenmem üzerine av tüfeğini alarak mağdurun çalışmakta olduğu otogara gittim, ancak bulamadım, amacım zarar vermek değildi Olay tarihinden üç hafta kadar önce benim iş yerimin önünden motosikletleri ile geçen mağdura durmasını söyledim ve kendisine “benim arsalardan olan payımı ne zaman vereceksin, bizim arkamızdan niçin durmuyorsun” dedim. Ben kendisine başkaca bir şey demedim. Ayrıca kendisine fiziki bir müdahalede de bulunmadım. Ben kendisini olay günü olan 21.09.2015 günü kullanmakta olduğum 0541 …… numaralı telefondan aradım. Ancak kendisini tehdit etmedim, sadece bana verdiği sözün arkasında durmasını söylediğini” belirterek suçlamaları kabul etmemiştir.
4. Tanık VŞ’nin kolluk ifadesinde, “.. Sanık eşim ve diğer ortaklarından 10.000 TL olmak üzere toplam 30.000 TL para istemektedir bu gün yani 21.09.2015 tarihinde saat 18.30 sıralarında eşim eve geldi cep telefonu çaldı sanık aradı ben konuşulanları duydum, “bana para vermedin niçin imza attın pompalı tüfek ile oraya geliyorum” dedi eşimde buyur gel dedi polise haber verdik. Bu olaydan 1 ay önce biz eşim müşteki ile motosiklet ile gidiyorduk. Bizi sanık durdurdu. Hatta eşimi motosikletten çekerek yere düşürdü. Eşimin sırtına 2 kez yumruk ile vurdu. 30.000 TL parayı vereceksiniz ya bana bir şey olacak ya sana bir şey olacak dedi. Daha sonra sanığın babası geldi sanığı tuttu” bozma öncesi kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde benzer anlatımlarına ek olarak “Ben daha önce polise ifade vermiştim. O ifademi aynen tekrar ederim suç tarihinde sanığın telefonda eşime “seni garajda bulamadım ama evde bulurum” dedi. Ancak ben “seni öldüreceğim, mütaahite yeri vermişsiniz , ortakların hepsi bana 10.000 TL vereceksiniz” dediğini duymadım. Şeklinde beyanda bulunmuş, bozma sonrası duruşmada ise, tanıklıktan çekilmiştir.
5. Tanık DK’nin kolluk ifadesinde, “sanık benim oğlum olur bahse konu arsa benim babama aitti …, … ve abim … müteahhide arsayı vermişler bunu olay günü öğrendim, …’in oğluma senin hakkını da vereceğim merak etme dediğini sonradan öğrendim, oğlumun evi ayrıdır, ben durumu olay günü öğrendim otogara gidip oğlumu gördüm, olayın içeriğini sonradan oğlumun anlattığı kadar biliyorum..” şeklinde beyanda bulunmuş, sonraki aşamalarda ise tanıklık yapmaktan çekilmiştir.
6. Tanıklar S.E ile M.S’nin sanığın otogarda tüfekle gördüklerine ilişkin beyanlarını içeren ifadeleri dosya içerisindedir.
7. Kolluk tarafından düzenlenen teslim/muhafaza tutanağı ile otogar güvenlik kamerası inceleme tutanakları dosya içerisindedir.
III. GEREKÇE
O Yer Cumhuriyet Savcısının Sanık İle Katılan Arasında Tanzim Edilmiş Bir Miras Sözleşmesi Bulunmadığı Gibi Usulüne Uygun Düzenlenmiş Bir Bağış Sözleşmesi De Bulunmadığı Halde Eylemine Uyan Suç Nedeniyle Cezalandırılması Cihetine Gidilmesi Gerekirken Ceza Tayin Yoluna Gidilmemesi Hukuk ve Yasaya Aykırılık Teşkil Ettiğine, İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Mağdurun aşamalarda alınan ifadelerinde kat karşılığı müteahhide verilen arsada sanığın hakkının olmadığını, suç tarihinde telefonla arayan sanığın kendisinden ve diğer ortaklardan ayrı ayrı 10.000,00 TL vermelerini aksi halde telefonla arayıp kendisini öldürmekle tehdit ettiğini, akabinde de otogarda çalıştığı iş yerine tüfekle giderek kendisini sorduğuna ayrıca bu olaydan bir süre öncede önüne çıkan sanığın üç kişi bana 30.000,00 TL vereceksiniz diyerek öldürmekle tehdit ederek yumrukla saldırdığına ilişkin kararlı ve değişmeyen anlatımlarının, tanık V.Ş’nin beyanlarıyla desteklendiği, tanığın ifadesindeki bazı hususlar değişse de, sanığın katılan olan eşinin sırtına vurup para istediğine ve “ya sana birşey olacak ya bana” şeklinde tehdit ettiğini kararlı anlatımlarla tekrarladığı, sanığın mağdurun iş yerine tüfekle gittiğinin otogar güvenlik kamera görüntüleri ve tanık beyanlarıyla sabit olduğu, sanığı aşamalardaki çelişkili ifadelerinde mağduru telefonla aradığını ancak ne konuştuğunu hatırlamadığını, olaydan öncede aynı konuda kavga ettiklerini kabul ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın mağdura yönelik kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarını işlediğinin sabit olduğu, sanığın mağdura yönelik eylemlerini gerçekleştirirken ailece oturdukları evin bulunduğu arsanın kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhide verilmesi nedeniyle mağdurun kendisine bir miktar para vereceğini söylediği, bu vaadin mağdur tarafından da kabul edildiği, sanık her ne kadar miraççılığını gösteren veya mağdurdan alacaklı olduğuna ilişkin herhangi bir belgeyi sunamamışsa da, hak sahibi olduğu inancıyla mağdurun vermeyi vaad ettiği parayı talep ettiği ve bu kapsamda hukuki alacağın tahsili amacıyla sözkonusu eylemleri gerçekleştirdiğinin kabulü gerekeceği, mahalli mahkemenin, “..hukuki alacağın varlığı husunda hata hali içerisinde bulunduğu görülmekle sanığın söz konusu hatasından yararlanması ve eylemini hukuki alacağının tahsili kastıyla gerçekleştirdiğinin kabulü gerekmektedir. Nitekim Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca da hukuki ilişkinin şekil şartlarına uygun kurulmuş olması aranmamakta alacağın hukuki ve meşru olması yeterli görüldüğüne..” dair gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığı ve Hukuki Süreç bölümünün (3) nolu paragrafında belirtilen bozma ilamı da dikkate alındığında, mağdurun aşamalardaki kararlı ve tutarlı beyanlarının, sanığın tevil yollu ikrarı, tanık beyanları ve dosya içerisindeki kolluk tutanakları ile doğrulandığını anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 150/1 maddesi delaletiyle aynı yasanın 86/2 ve 106/2-(a) maddelerinde düzenlenen kasten basit yaralama ve silahla tehdit suçlarını oluşturduğunun anlaşılması karşısında;
1. Sanık hakkında kasten basit yaralama suçunda, yaralamanın niteliği ve mağdurun sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi nedenleriyle şikâyet yokluğundan kamu davasının düşmesine dair kararda temyiz sebepleri yönünden hükümde,
Hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanığın eylemine uyan hukuki alacağın tahsili amacıyla silahla tehdit suçundan ise mağdur, tanık beyanları, sanığın tevil yollu ikrarı, güvenlik kamerası kayıtlarıyla suçu işlediği sabit olan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yeterli ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle hükümde,
Hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
1. Sanık Hakkında Hukuki Alacağın Tahsili Amacıyla Kasten Basit Yaralama Suçuna İlişkin
Gerekçe bölümü ve aynı bölümün (1) nolu fıkrasında açıklanan nedenlerle Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli ve 2021/566 Esas,2022/145 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Sanık Hakkında Hukuki Alacağın Tahsili Amacıyla Tehdit Suçuna İlişkin,
Gerekçe bölümü ve aynı bölümün (2) nolu fıkrasında açıklanan nedenlerle Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli ve 2021/566 Esas,2022/145 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
08.06.2023 tarihinde karar verildi.