YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7984
KARAR NO : 2023/11839
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/257 E., 2022/163 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/24602 soruşturma numaralı iddianamesi ile; sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının a, d, h bendi, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.07.2010 tarihli ve 2009/426 Esas, 2010/296 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının a, d, h bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.07.2010 tarihli ve 2009/426 Esas, 2010/296 Karar sayılı kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 06.04.2015 tarihli, 2012/28026 Esas, 2015/39264 Karar sayılı kararı ile;
“Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu’nun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Sanığın, annesi olan mağdurdan daha fazla parası olduğunu bildiği halde 20 TL parayı cebir ve tehdit ile isteyerek bu miktar ile yetindiği, daha fazlasını istemediğinin anlaşılması karşısında sanığın özgülenen kastı da gözetilerek hakkında TCK’nın 150/2. maddesinin uygulanmaması,
2-) T.C. Anayasasının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK’nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanıktan, yargılandığı suç nedeniyle baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunman ücretinin alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu savunman ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilmesi,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.06.2015 tarihli ve 2015/140 Esas, 2015/204 Karar sayılı kararı ile (1) numaralı bozma yönünden direnilmesine karar verilerek, sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının a, d, h bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.06.2015 tarihli ve 2015/140 Esas, 2015/204 Karar sayılı kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 01.02.2017 tarihli ve 2017/38 Esas, 2017/122 Karar sayılı kararı ile; dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
6.Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11.04. 2017 tarihli ve 2017/6-93Esas, 2017/222 Karar sayılı kararı ile; “… 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2015 gün ve 140-204 sayılı direnme hükmünün, bozma sonrası sanık usulüne uygun şekilde duruşmadan haberdar edilmeden ve bu suretle bozmaya karşı diyeceklerini bildirme olanağı sağlanmadan yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına,” karar verilmiştir.
7. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2018 tarihli ve 2017/128 Esas, 2018/193 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının a, d, h bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 150 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
8. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2018 tarihli ve 2017/128 Esas, 2018/193 Karar sayılı kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 10.03.2020 tarihli, 2018/3786 Esas, 2020/1355 Karar sayılı kararı ile;
“1-Hakkında neticeten 1 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilen, dosyadaki adli sicil kaydına göre suç tarihi itibariyle mala zarar verme suçundan 800 TL adli para cezası dışında sicil kaydı olmayan, bunun dışında dosyaya yansıyan başka bir olumsuzluğu bulunmayan “Geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri” nden bahisle hakkında TCK’nin 62. maddesi ile indirim hükümleri uygulanan sanık … hakkında; 5237 sayılı TCK’nin 51/1. maddesinde öngörülen cezanın şahsileştirilmesi kıstasları çerçevesinde Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde değerlendirme yapılması gerektiği düşünülmeden “Sanık hakkında başkaca arttırım, indirim,… ertelemeye… yer olmadığına” denilmek suretiyle genel geçişli ifadelere yer verilip yerinde, yeterli olmayan, kendi içinde çelişen gerekçeyle hüküm kurulması,
2-5237 sayılı TCK’nin 35.maddesinin, 150/2.maddesinden önce uygulanması suretiyle aynı Yasanın 61. maddesine aykırı davranılması,
“
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
9. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2020 tarihli ve 2020/110 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının a, d, h bendi, 150 nci maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
10. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 126.11.2020 tarihli ve 2020/110 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 04.11.2021 tarihli, 2021/10308 Esas, 2021/17098 Karar sayılı kararı ile;
“Başka suçtan … Açık Cezaevinde hükümlü olan ve duruşmalardan vareste tutulmaya dair bir talebi de bulunmayan sanığın kısa kararın okunduğu oturuma getirtilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılması,
“
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
11. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2021/257 Esas, 2022/163 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının a, d, h bendi, 150 nci maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
2.Beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3.Gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
4.Kardeşinin ölümünden dolayı alınan tazminattan hak sahibi olduğu için sanık hakkında 5327 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrası maddesinin uygulanması gerektiğine,
5.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
6.Alt sınırdan ceza verilmesi gerektiğine,
7.Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın evde bulundukları sırada saat 00.00 sıralarında annesi olan mağdurdan para istediği, mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine sanığın mutfaktan aldığı bıçağı mağdura doğru tuttuğu ve “seni öldüreceğim” dediği akabinde mağdurun kollarını ve boğazını sıkarak kendisine 20,00 TL para vermesini istediği, mağdurun parayı vermemesi üzerine “vermezsen seni öldüreceğim, illa vereceksin bu parayı” dediği, mağdurun parası olmaması nedeniyle sanığa para veremediği, anlaşılmıştır.
2. Sanığın aşamalarda alınan savunması dosya arasında mevcuttur.
3. Mağdurun aşamalarda alınan beyanı dosya arasında mevcuttur.
4. Mağdura ait adli muayene raporunda, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı görülmüştür.
5. Sanığa ait adli sicil kaydı dosya arasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Suçun Unsurlarının Oluşmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olayın Olay ve Olgular başlığı altında (1) paragrafında izah edildiği şekilde kabul edilmesi ve Hukukî Süreç başlığı altında bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmlarına uyulması suretiyle kurulan hükümde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Mağdurun aşamalardaki beyanları, adli muayene raporu, sanığın savunmaları, Hukukî Süreç başlığı altında bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmları karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Gönüllü Vazgeçme Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun’un Gönüllü vazgeçme başlıklı 36 maddesi “Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.” demektedir.
Somut olayda, mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine sanığın mağduru bıçakla tehdit ederek, darp ettiği, mağdurun parası olmaması nedeniyle sanığın parayı alamadığı anlaşıldığından koşulları bulunmadığından ilgili kanun hükmünün uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Kardeşinin Ölümünden Dolayı Alınan Tazminattan Hak Sahibi Olduğu İçin Sanık Hakkında 5327 Sayılı Kanun’un 150 nci Maddesinin Birinci Fıkrasının Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’ un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır.
5237 sayılı Kanun’ un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçu temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’ un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’ un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.5237 sayılı Kanun’ un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’ un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir.
Bu hak hukuki ilişki kurulunca; kurulan hukuki ilişkinin tarafı olan kimseleri kapsar ve onlar yararlanabilir, bunun dışındaki kimseleri kapsamamaktadır.
Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; mağdurun oğlu olan sanığın uyuşturucu kullanması nedeniyle kendisinden sürekli para istediğini, olay günü de yine 20,00 TL para istediğini beyan ettiği, sanığında kovuşturma aşamasında ki savunmasında kardeşinin ölümü nedeniyle tazminat parasının annesinde bulunduğunu kendisine vermediğini ileri sürmüş ise de aynı savunmasında olay günü annesinden harçlık istediğini beyan ettiği anlaşılmakla eyleminin nitelikli yağma suçunu oluşturduğunu kabul eden ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve Erteleme Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun’un, “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; “Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir. “şeklinde düzenlemeye yer verildiği, ” yine Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu yönünden ise; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin alıtnıcı fıkrasının (b) bendinde “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Mahkemece “sanığın kişilik özellikleri, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum edilmiş olması nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşmadığından sanığa verilen hükmün CMK 231 maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, …Sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık göstermediği, tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşmadığından sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK nun 51. maddesi gereğince ertelenmesine takdiren yer olmadığına,
” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile lehe hükümlerin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
F. Alt Sınırdan Ceza Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Gece vakti, konutta silahla nitelikli yağma suçu işlediği anlaşılan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak belirlenen cezanın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
G. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2021/257 Esas, 2022/163 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
21.06.2023 tarihinde karar verildi.