Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/82 E. 2023/10370 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/82
KARAR NO : 2023/10370
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/4172 İddianame No.lu iddianamesi ile; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (h) bentleri, 143 üncü maddesi 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli 2018/488 (E) ve 2018/636 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, her türlü kuşkudan uzak somut ve inandırıcı kanıt bulunmadığından beraatine karar verilmiştir.

3. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 22.10.2019 tarihli ve 2019/574 Esas, 2019/2116 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Eksik inceleme ile sanık hakkında beraat kararı verildiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Şok Market isimli iş yerine 05.09.2018 tarihinde saat 20.40 sıralarında elinde eldiven yüzü sadece gözleri açıkta kalacak şekilde kapalı elinde tabanca olan erkek şahsın geldiği ve tabancayı markette kasiyer olarak çalışan ve tanık olarak dinlenen F.M isimli kişiye yöneltip yazar kasaları açtırdığı ve her iki yazar kasada bulunan yaklaşık 1.700,00 TL civarındaki parayı oradaki poşete koyarak alıp kaçtığı iddiası ile dava açılmıştır.

2. Sanık aşamalarda istikrarlı bir şeklinde suçlamaları kabul etmemiştir.

3. Tanık olarak dinlenen mağdur … olayı gerçekleştiren kişi ile soruşturmada sesi dinletilen ve kovuşturma aşamasında duruşmadaki sanığın sesinin benzediğini, fiziksel özelliklerinin de sanığa benzediğini beyan etmiştir.

4. 06.09.2018 tarihli tutanakta kamera araştırması yapıldığı ancak olay yerini gören kamera olmadığının tespiti yapılmıştır.

5. Dosyada mevcut 16.08.2018 tarihli tutanağa göre mağaza içi kamera görüntüleri incelenmiş ancak teşhise elverişli olmadığı raporlanmıştır.

6. Görüntü inceleme tutanağı dosya arasında mevcuttur.

7. Suçu işleyenin sanık olduğunun iddia edildiği tutanak dosya arasında mevcuttur.

8. Emniyete gelen ihbar üzerine yapılan araştırma neticesinde, yapılan araştırmada usulünce ev araması ve el koyma yapıldığında sanığın elinde bulunan ele geçen giyim eşyalarından montu, ayakkabısı, yağma yapan maskeli şahsın olay anında giydiği elbiselere benzediği mukayese ve tespit edildiğine ilişkin tutanak dosya arasındadır.
9. CD görüntüleri ve sanığın evinden elde edilen eşyalarla ilgili olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bilirkişinin 24.12.2018 tarihli raporunda sonuç olarak özetle; “olayda kullanılan montun omuz kısımlarının düz siyah renk olduğu, kırmızı çizgi bulunmadığı oysa sanığın evinden alınan montun her iki omuz kısmında kırmızı çizgiler olduğu keza montun sol ön göğüs kısmında yer alan marka ve amblemin sarı renkli olduğu, yağmada kullanılan montun ön sol göğüs kısmındaki marka ambleminin beyaz renkte olduğu , ayrıca yağma olayında giyilen ayakkabının düz siyah renk olduğu oysa sanıktan elde edilen ayakkabıların üzerinde beyaz renkli marka amblemi olduğunun” belirtilmiş olması, yağma olayını gerçekleştiren kişinin yüzünün kapalı olması nedeniyle sanık olup olmadığının belirlenemediği raporlanmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Dosya kapsamı incelendiğinde katılan kurumun iddiasını destekleyecek belge, sanığı net teşhis edebilecek görüntü, tanık ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delilin mevcut olmadığı, araştırılacak da bir hususun bulunmadığı görülmekle; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”

Ceza yargılaması sonucunda mâhkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 22.10.2019 tarihli ve 2019/574 Esas, 2019/2116 Karar sayılı kararında katılan vekilinin öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

03.05.2023 tarihinde karar verildi.