Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/10337 E. 2023/10123 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10337
KARAR NO : 2023/10123
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çayeli Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2011 tarihli ve 2011/263 Soruşturma nolu iddianamesi ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca iki kez cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2. Çayeli Sulh Ceza Mahkemesinin 20.07.2011 tarihli ve 2011/99 Esas, 2011/209 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında, tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 08.09.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

3. Çayeli Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24.04.2013 tarihli ve 2013/10 Esas, 2013/96 Karar sayılı kararı ile, sanığın tabi tutulduğu 5 yıllık denetim süresi içinde 20.12.2012 tarihinde işlediği suç nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın 24.04.2013 tarihinde kesinleştiğinin ihbar edilmesi üzerine, Çayeli Sulh Ceza Mahkemesinin 17.02.2014 tarihli ve 2013/192 Esas, 2014/68 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilmiştir.

4. Çayeli Sulh Ceza Mahkemesinin 17.02.2014 tarihli ve 2013/192 Esas, 2014/68 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 30.03.2017 tarihli ve 2015/17186 Esas, 2017/9943 Karar sayılı ilâmıyla;
“02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. Bozmaya uyan Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2017 tarihli ve 2017/99 Esas, 2017/274 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

6. Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2017 tarihli ve 2017/99 Esas, 2017/274 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11.02.2021 tarihli ve 2018/153 Esas, 2021/4673 Karar sayılı ilâmıyla;
“1- Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçların, TCK’nın 106/1-1. cümlesi ve 125/1. maddesi uyarınca hükmolunan tehdit ve hakaret olması, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesiyle, TCK’nın 106/1. maddesinin ilk cümlesinde düzenlenen ve sanık hakkında beraat kararı verilen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, hakaret suçu yönünden ise suç tarihinde, CMK’nın 253/3. maddesinde engel bulunduğu gözetilerek yeni düzenleme karşısında, hakaret suçu yönünden de uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
2- Basit Yargılama Usülü yönünden değerlendirme yapılması gerekliliği”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

7. Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2021 tarihli ve 2021/216 Esas, 2021/279 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1.Beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2.Vesaire;
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanların yanlarında tanık A.M. ile birlikte sanığa ait araziden geçerek arazilerine gittikleri sırada aralarında husumet bulunan sanığın yolu kapatarak “Almus ailesi buradan geçemez, bu yolu kullanamayacaksınız” dediği, katılan …’nin yoldan geçmek için ısrar etmesi üzerine Sabri’nin yanında olan katılan …’yı kastederek “senin annenin ağzını yırtarım, buradan defolun gidin, bu yolu kullanmayın” dediği, anlaşılmıştır.

2.Tanık A.M.’nin katılanların beyanlarını destekleyen beyanları dava dosyasında mevcuttur.

3. Sanığın tevil yoluyla ikrarda bulunduğu görülmüştür.

4. Tarafların uzlaşamadığı anlaşılmıştır.

5. Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (4) ve (6) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmlarına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığın tevilli ikrarı, katılanların beyanları, tanık A.M’nin beyanı ve Hukuki Süreç başlığı altında (4) ve (6) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmlarına uyulması karşısında, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2021 tarihli ve 2021/216 Esas, 2021/279 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

25.04.2023 tarihinde karar verildi.