Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/12009 E. 2023/9542 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12009
KARAR NO : 2023/9542
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2011 tarihli 2011/1446 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık … hakkında mağdurlar … ve …’ya yönelik tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. Polatlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2013 tarihli ve 2011/320 Esas, 2013/498 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.

3. Polatlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2013 tarihli ve 2011/320 Esas, 2013/498 Karar sayılı kararının O yer cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 30.06.2020 tarihli ve 2020/2784 Esas, 2020/6577 Karar sayılı ilâmıyla;
” …Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi”nde, onarıcı adalet ulaşılması gereken önemli hedeflerden birisidir. Bu sebeple kabul edilen yeni müesseselerden en önemlisi uzlaş(tır)ma olup, 5271 sayılı CMK.’nın 253 ve 254. maddelerinde düzenlenmiştir.
Başarılı bir uzlaştırma, ceza davasını önleme sonucuna ek olarak, cezanın infazı problemlerini, muhtemel hukuk davasını ve icra takibini önleyeceği gibi, yeni suçların işlenmesini de önler. Böylece toplumsal barışa çok yönlü bir katkıda bulunur.
Bu düşüncelerden hareketle CMK’nın 253. maddesinin 3. fıkrasında, “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” denilerek istisnada dahi istisna kabul edilmek suretiyle, uzlaştırmanın mümkün olduğu ölçüde geniş ve yaygın bir şekilde uygulanması hedeflenmiştir.
Maddenin âmir hükmü uyarınca, mağdure …’ye yönelik TCK’nın 86/2 ve 86/3-a maddesi kapsamındaki yaralama suçu, uzlaştırma kapsamında olmadığından aynı Kanun’un 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçundan da uzlaştırma prosedürünün işletilmemesi hukuken doğru ve yerindedir.
Diğer mağdure …’ya karşı tehdit suçunun 6763 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 253/1. b) bendinin 3. alt bendi uyarınca uzlaştırma kapsamına alındığında da kuşku bulunmamaktadır.
Dairemize göre, bu suç dolayısıyla aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanması sonucu sanığa tehdit suçundan bir ceza verilip, bu cezanın TCK’nın 43/2. maddesi yollamasıyla aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca artırım yapılması, kanun değişikliği sonrasında genişletilen kapsama giren TCK’nın 106. maddesinin 1. fıkrası kapsamındaki mağdure …’ya yönelik tehdit suçundan uzlaştırma işlemlerine tevessül edilmesi zaruretini etkilemeyecek, uzlaşma gerçekleştiği takdirde sanık hakkında yalnızca mağdure …’ye yönelik tehdit suçundan ceza verilmesiyle yetinilecektir.
Aynı Kanun’un 253. maddesinin 7. fıkrasında “Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırmayoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.” denilmektedir.
Bu fıkra hükmüne göre, söz gelimi TCK’nın 151/1. maddesi kapsamında zarar verilen eşya dört(4) kardeşin müşterek mülkiyetinde ise, dört(4) kardeşin de uzlaşmayı kabul etmesi hâlinde uzlaştırmanın uygulanması mümkündür. Bu düzenlemenin aynı neviden fikri içtima hâliyle bir ilgisi yoktur.
Nitekim bu düşüncelerden hareketle, 05/08/2017 tarihli RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği”nin 7/4 maddesinde “Birden fazla suç olmasına rağmen kanunda tek ceza öngörülen hâllerde her suç için ayrı ayrı uzlaştırma yapılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 106/1-1 maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre sanığın mağdure … …’e yönelik uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın sübuta eren … …’e yönelik tehdit suçundan, aynı neviden fikri içtima dolayısıyla TCK’nın 43/2-1. maddesi uyarınca artırım yapılıp yapılmayacağının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Polatlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2021 tarihli ve 2020/467 Esas, 2021/69 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdur …’ya yönelik tehdit suçundan uzlaşma sebebi ile düşme kararı verildiği, mağdur …’ye yönelik tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz Sebepleri;
1. Dava zamanaşımının dolduğuna,
2. Denetimli Serbestlik yasası hükümlerinden faydalandırılması gerektiğine,
3. Vesaire,
İlişkindir

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdur …’nin sanığın eşi olduğu, sanığın sürekli kendisine şiddet uyguladığı gerekçesi ile annesi olan mağdur …’nın evine yerleştiği, suç tarihinde tarafları barıştırmak için akraba olan tanıkları ile sanığın mağdurun bulunduğu eve geldiği ve sanığın mağdur … ile tartışmaya başladığı, yumruk ile vurarak evdeki …’ya ait sehpayı kırdığı, daha sonra …’yi yere yatırarak vurmaya başladığı, boğazını sıktığı, mağdur … ve tanıklar tarafından …’nin sanığın elinden kurtarıldığı, sanığın mağdurlara yönelik olarak “hepinizi öldüreceğim, hepinizi sinkaf edeceğim” diyerek mağdurları tehdit ettiği anlaşılmıştır.

2. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.

3. Görgü tanıklarının beyanları dosya arasında mevcuttur.

4. Olay görgü tespit tutanağı dosyada mevcuttur.

5. Mağdur …’nin ” boyun sağ ön yan tarafında birbirine parelel 3 tane dikey yüzeysel sıyrık, boyun sol arka tarafta kızarıklıklar, sağ üst dudak iç yüzeyinde minimal morluk olduğu ve Basit tıbbi müdehale ile düzelir” şeklinde adli raporu dosya arasında mevcuttur.
6. Mahkemece, Hukukî Süreç baslığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay
bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın Suçun Dava Zamanaşımına Uğradığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine uyan tehdit suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Kanun’un 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık uzayan dava zamanaşımının suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçmediği anlaşılmış olmakla hükümde bu yönü ile hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Denetimli Serbestlik Yasası Hükümlerinden Faydalandırılması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, sanığın temyiz dilekçesindeki söz konusu talebinin infaz aşamasında ilgili birimlerce değerlendirilmesi gerekeceğinden bu husustaki talebi yerinde görülmeyerek hükümde bu yönü ile hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2021 tarihli ve 2020/467 Esas, 2021/69 Karar sayılı kararı sayılı kararında sanıkca öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

23.03.2023 tarihinde karar verildi.