YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/121
KARAR NO : 2023/12024
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/13 E., 2022/440 K.
SUÇ : Silahla yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1. 19.07.2008 tarihli teşhis tutanağına göre, katılan, kendisini bıçaklayanın … olduğunu; öncesinde evde olan kişilerden birinin de … olduğunu, kavga esnasında bulunmadığını belirttiği,
Sanık …’in aşamalarda özetle, katılanı inşaat işleri ile uğraştığı için tanıdığını, olay gecesi kayınbiraderi …’nun evine gittiği sırada burada kahve içen katılanı gördüğünü, bir süre sonra … ile katılanın dışarıya çıktıklarını, kendisinin de bir süre evde beklediğini, daha sonra buradan ayrıldığını, suçlamayı kabul etmediğini savunduğu,
Hakkında alacağın tahsili amacıyla yağma suçundan verilen mahkûmiyet kararı kesinleşen sanık …’nun aşamalarda özetle, katılan ile iş yaptığını, ona mal verdiğini, ancak alacağını alamadığını, bu nedenle tartıştıklarını, 17.07.2008 günü katılanın, evine geldiğini, biraz oturduklarını, evdekileri rahatsız etmemek için katılanın aracıyla dışarı çıktıklarını, o kadar para almasına rağmen neden senedi icraya verdiğini sorduğunu, katılanın ‘Ben sana paramı yedirmem’ dediğini ve bıçakla kendisine saldırdığını, eline vurarak bıçağı düşürdüğünü, elini beline atınca silah çıkaracağını düşünerek bıçakla dizine vurduğunu beyan ettiği,
Hakkında beraat kararı verilen ve kesinleşen … aşamalarda özetle, katılanın, eşinin arkadaşı olduğunu, olay gecesi evlerine geldiğini, bir kahve içip eşiyle evden çıktıklarını, bilmediği bir saatte, kendisi uyurken eşinin eve gelmiş olduğunu, sabah kalktığında eşinin, katılanı bıçakladığını söylediğini, öğle saatlerinde evine polislerin gelmiş olduğunu beyan ettiği,
Öncelikle iddiaların tek sahibi olan katılanın iddiası ile çatışan delillerin varlığı gözetilmeden, mahkûmiyet ve beraat kararı kesinleşmiş sanıkların istikrarlı beyanlarına göre, katılanın 19.07.2008 tarihli teşhis tutanağından farklı olan diğer beyanlarına neden üstünlük tanındığına dair dosyada gerekçe de mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4 üncü maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2 nci maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından sanığın atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
Sanık …’in akrabalık ilişkisi bulunan eniştesi olan sanık … ve katılan arasında alacak verecek meselesi olduğu ve bu kapsamda sanık … Biçerin katılanı darp ederek zorla senet aldığının kabul edildiği olayda, sanığın eylemi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 150/1 inci maddesi yollamasıyla aynı sayılı Kanun’un 86 ncı maddesini ihlal edip etmediğinin araştırılmasının gerekmesi,
Nedenleriyle, mahkemenin kararırına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.