Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/1223 E. 2023/9505 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1223
KARAR NO : 2023/9505
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gölbaşı (Adıyaman) Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2019 tarihli ve 2019/71 Esas sayılı iddianamesi ile sanık … hakkında eziyet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır.

2. Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2019 tarihli, 2019/102 Esas, 2019/564 Karar sayılı kararı ile … hakkında eziyet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

3. Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2019 tarihli, 2019/102 Esas, 2019/564 Karar sayılı kararının sanık, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin,16.11.2021 tarihli ve 2020/143 Esas, 2021/21591 Karar sayılı kararı ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde;
“…İddianamede …’in müşteki …’in torunu olduğu, bir yaşından beri müşteki … tarafından bakılıp büyütüldüğü, şüphelinin herhangi bir iş sahibi olmaması ve kumar alışkanlığı bulunması nedeniyle paraya veya başka bir şeye ihtiyacı olduğunda başkaca kimsesi olmadığından müştekiden talepte bulunduğu, şüphelinin talepleri kabul edilmediği zaman müştekiye eliyle ve ayağıyla vurarak darp ettiği, olay tarihinden birkaç gün önce de ikametin tavanına emanette bulunan siyah renkli ip astığı ve talepleri kabul edilmediği zamanlarda müştekiye bu ipi göstererek “seni bu ipe asarım, seni öldürürüm, bana para vereceksin ve bu ipi buradan indirmeyeceksin” şeklinde tehditlerde bulunduğu, en son tarihli olayda ise müştekiden yine para talep ettiği ve bu talebi müşteki tarafından kabul görmeyince müştekiyi eliyle darp ettiği ve tavandaki ipi göstererek “seni asacağım, seni öldüreceğim” dediği ve odasına gidip yattığı… ” şeklinde iddia edilen olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 148/1 maddesi kapsamında öngörülen yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Eziyet suçu serbest hareketli bir suçtur. Bu suçun maddi unsuru eziyet etmektir. Yasada eziyet teşkil edecek davranışlar gösterilmemiştir. Ancak madde gerekçesinde eziyet; bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması olarak tanımlanmıştır. Daha açık bir deyişle, eziyet bedensel acı verse dahi daha çok psikolojik açıdan uygulanan, ruhsal sorunlar doğuran yöntemlerdir. Eziyet teşkil eden bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler.
Eziyeti oluşturan fiilller aslında kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenirlerse eziyet suçu söz konusu olabilir.
Bu açıklamalar ışığında sistematik olma kavramı ele alındığında;
Bir görüşe göre sistematik olmak, az çok bir plan dâhilinde önceden tasarlanmış olarak, birkaç kişi tarafından hiyerarşik yapı içerisinde işbölümü yapılarak belli bir faaliyetin gerçekleştirilmesidir.
Diğer bir görüşe göre, sistematik olarak belli bir süreç içinde uygulanma kriteri, aynı hareketlerin tekrarlanması olarak anlaşılmamalıdır. Farklılık gösterse bile, belli bir süreç içerisinde uygulanan hareketler bütün halinde, “İnsan onuruyla bağdaşmayan” ve “Bedensel veya ruhsal yönden acı çektiren”, “Aşağılayan” hareket özelliği kazanmışsa bu suç oluşacaktır. Bu sistematik hareket eziyeti kesintisiz bir suç haline getirir. Bu arada ilk olarak gerçek içtima hükümleri uygulanarak her bir fiil için failin ayrı ayrı cezalandırılabileceği söylenebilir. Ancak gerçek içtima uygulanabilmesi için fikri içtima koşullarının somut olayda gerçekleşmemesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
1-Sanığın eziyet suçu kapsamında sistematik ve süreklilik arz etiği kabul edilen eylemlerinin neler olduğu denetime imkan verecek şekilde karar yerinde açıklanmadan;
2-Sanığın eylemlerinin TCK’nın 86/2, 86/3-a ve 106/1-1.cümle maddelerinde tanımlı üst soya karşı kasten yaralama ve tehdit suçlarını oluşturup oluşturmadığı yöntemince tartışılmadan;
3-Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden,
Yazılı şekilde hüküm kurulması…”
Nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükümünün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bozma sonrası Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2022 tarihli ve 2022/38 Esas, 2022/241 Karar sayılı kararı ile görevsizliğine, sanık hakkında yağma eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesi gereğince yargılama yapılması için dosyanın görevli ve yetkili Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Görevsizlik kararı üzerine Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.09.2022 tarihli, 2022/319 Esas, 2022/426 Karar sayılı kararı ile … hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

6. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/2164 Esas ve 2022/2079 Karar sayılı kararı ile … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık … ve müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı sayılı Kanun’un 280 inci maddesi birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

7. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2023 tarihli ve 2023/809 Tebliğname numaralı hükmün bozulması görüşlü tebliğnamesi dosya ile Dairemize tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Ağır işitme problemi olan katılanın beyanları dışında sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2. Sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

B. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Sanık hakkında eksik ceza tayin edildiğine,
2. Görevsizlik kararı veren Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesince davaya katılan olarak kabullerine karar verilmiş olmasına karşın katılan kurum lehin evekalet ücretine hükmedilmemesinin isabetsiz olduğuna,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık …’in katılanın öz torunu olup birlikte yaşadıkları, 12.02.2019 tarihinden bir kaç gün öncesinde işsiz olması sebebiyle yaşadıkları ikametin tavanına ip asarak katılanı darp etmek ve “seni bu ipe asarım, seni öldürürüm, bana para vereceksin ve bu ipi burdan indirmeyeceksin” demek suretiyle katılandan zorla para alır, 12.02.2019 tarihinde de belirlenemeyen saat dilimi içerisinde sanığın katılandan para talep ettiği ve bu talebi katılan tarafından kabul görmeyince katılanı elleriyle darp ettiği ve tavana asmış olduğu ipi göstererek “seni asacağım, seni öldüreceğim” şeklinde tehdit ettiği ancak para alamadığı anlaşılmıştır.

2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı inkar ettiği anlaşılmıştır.

3. Katılanın aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.

4. Katılanın beyanlarını doğrular şekilde “katılanın vücudunun değişik yerlerinde darp ve cebir izlerine ve maruz kaldığı, basit tıbbi müdahale giderilebilir olduğu, travmalar sonucu stres bozukluğuna rastlanıldığı” görüşü içerir Adıyaman Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen 13/03/2019 tarihli kesin adli raporu dava dosyasında mevcuttur.

5. Kolluk görevlilerince katılan eşliğinde olay yerine gidildiğinde sanığın yatmaktayken yakalandığına, odanın tavan bölümünde bulunan tahtaya bağlı vaziyette plastik malzemeden yapılmış siyah renkli ip görüldüğünün ve muhafaza altına alındığına dair tavana asılı ipin fotoğrafları ile birlikte 13.02.2019 tarihli araştırma tutanağı
dava dosyasında mevcuttur.

6. Katılanın maruz kaldığı suça konu eylem bakımından beden veya ruh bakımından kendini savunmasına engel teşkil edecek derecede klinik bir durumun tespit edilmediğine dair Adıyaman Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 12.02.2019 tarihli rapor dava dosyasında mavcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğnamedeki Görüş Yönünden;
Sanık hakkında kurulan hükümde, suç tarihinin 12.02.2019 ve bu tarihten bir kaç gün öncesi yerine 12.02.2019 olarak yazılması mahallinde giderilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Gölbaşı (Adıyaman) Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2019 tarihli ve 2019/71 Esas sayılı iddianame metninde sanığın 12.02.2019 tarihli eylemi ve 12.02.2019 tarihinden bir kaç gün öncesinde gerçekleştirmiş olduğu eylemlerine yer verilmek suretiyle kamu davası açılmış olup, mahkemenin gerekçe bölümünde sanığın 12.02.2019 ve bu tarihten bir kaç gün öncesi tarihli eylemleri ayrı ayrı değerlendirilerek tüm eylemlerin tek bir menfaat teminine yönelik olması nedeniyle tek bir yağma suçu oluştuğunun kabulüyle hüküm kurulduğu ve yine katılanın 13.02.2019 tarihli kolluk ifadesinde 12.09.2019 tarihinden bir kaç gün önce tarihli yağma eyleminde sanığa korkarak para vermiş olduğunu belirtmiş olması, kovuşturma aşamasında da benzer şekilde beyanlarda bulunduğu anlaşılmakla; sanığın aynı mal varlığına yönelen, özgülenmiş iradesi kapsamında kısa süreli aralıklarla gerçekleştirdiği 12.02.2019 tarihinden bir kaç gün öncesi tarihli tamamlanmış yağma eylemi ile 12.02.2019 tarihli yağmaya teşebbüs eylemi bir bütün olarak tek bir yağma suçunu oluşturduğundan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiş, tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebeplerine İlişkin Olarak;
1. Beraat Talebi Yönünden
Katılanın adli rapor içeriği ile doğrulanan tutarlı beyanları, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik çelişkili savunmaları, araştırma tutanağı, katılanın beden ve ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olduğuna dair adli tıp raporu içeriği ve tüm dosya içeriği karşısında, sanık … müdafiinin bu yöndeki vaki temyiz istemleri yerinde görülmeyerek sanığın suçu sabit görülmüş ve kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Takdiri İndirim Yönünden
Hakim, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkilerinin yanında her somut olayda değişebilecek ve önceden öngörülemeyecek nedenleri değerlendirerek bu hususta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir şekilde uygulama yapacaktır. Hakimin takdir yetkisi sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdiri indirimi uygulama ve uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bu gerekçe hak, adalet, nesafet kuralları ve dosya ile uyumlu olmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında mahkemece “…Sanığın 1. kez mükerrir olması nedeniyle bir daha suç işlemeyeceği kanaati oluşmadığından 5237 sayılı TCK’nın 62/1. Maddesinin takdiren uygulanmasın yer olmadığına…” şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fıkrası gereği takdirî indirim sebebi uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve hükümde bu yönden hukuka aykırlık bulunmamıştır.

C. Katılan Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz Sebeplerine İlişkin Olarak;
1.Verilen Cezanın Az Olduğu Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentlerini ihlal edecek şekilde nitelikli yağma suçunu işleyen sanık hakkında temel ceza belirlenirken gösterilen teşdit gerekçesinin 5237 sayılı Kanun’un 3 ncü ve 61 inci maddelerine göre ölçülü olduğu saptanmıştır.

2. Vekalet Ücreti Yönünden
Kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14. maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümü C paragrafının 2 numaralı bendinde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılan Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/2164 Esas, 2022/2079 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tebliğname gerekçesine aykırı olarak BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasına sanığın mahkumiyetine karar verilen bölümden hemen sonra gelmek üzere “Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 10.250,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

Oy birliğiyle, 22.03.2023 tarihinde karar verildi.