Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/12785 E. 2023/9556 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12785
KARAR NO : 2023/9556
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Beraat

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.05.2012 tarihli ve 2012/41588 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1, 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 5. Sulh Ceza Mahkemesinin, 12.11.2013 tarihli ve 2012/1168 Esas, 2013/1067 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/1, 62, 52 nci maddeleri uyarınca 3000.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. … 5. Sulh Ceza Mahkemesinin, 12.11.2013 tarihli ve 2012/1168 Esas, 2013/1067 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 02.10.2017 tarihli ve 2015/5179 Esas, 2017/21077 Karar sayılı kararı ile;
“02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle diğer yönler incelenmeden bozulmasına karar verilmiştir.

4. … 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.09.2018 tarihli ve 2018/11 Esas, 2018/433 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/1, 62, 52 nci maddeleri uyarınca 3000.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

5. … 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.09.2018 tarihli ve 2018/11 Esas, 2018/433 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 23.06.2021 tarihli ve 2018/8042 Esas, 2021/20424 Karar sayılı kararı ile;
“Sanığın aşamalarda suçlamaları kabul etmemesi, bozma öncesinde dinlenen tanığın sanığın tehdit ettiğini duymadığını söylemesi karşısında, mağdurun soyut beyanlarından başka sanığın cezalandırılmasına yeterli delil olmadığı gözetilmeden, hangi beyanın diğerine üstün tutulduğu da açıklanıp tartışılmadan sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

6. … 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2021 tarihli ve 2021/375 Esas, 2021/495 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanığın cezalandırılması gerektiğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Her ne kadar sanık … hakkında tehdit suçundan cezalandırılması talebiyle mahkemede kamu davası açılmış ise de; sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmediği, tanığın da sanığın katılanı tehdit ettiğini duymadığını söylediği, sanığın savunmasının aksini gösterir, atılı suçu işlediğine dair katılanın soyut beyanı dışında sanığı cezalandırmaya yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği bu itibarla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından atılı suçtan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince mahkemesince sanığın beraatine karar verilmiştir.

2. Katılan bozma öncesinde alınan beyanında: “Ben hazırlıkta ifade vermiştim, bu ifademi aynen tekrar ediyourm, olay tarihinde sanıkla Akmerkez avmsinin otoparkında karşılaştık daha önce kendisini hiç tanımıyordum, ben park halinde bulunan arabamı çalıştırıp otoparktan ayrılmaya hazırlandığım sırada ters yönden sanığın kullanımında olan araç geldi birbirimize yol verme yada parketme hususunda el hareketi yaptık, sanık bana el hareketleriyle geçmemi istediği yolda geçseydim ben tersyöne girecektim bunu kabul etmedim sanık arabasından indi, benim yanıma geldi, arabamın camı açıktı, sanık iddianamede yazılı olan sözleri söyleyerek beni tehdit etti ve bana hakaret etti, ben sanıktan şikayetçiyim davayada katılmak istiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. Sanık bozma ilamı öncesinde alınan savunmasında: “Ben emniyette bu konuda ayrıntılı savunma yapmıştım o savunmamı tekrar ederim eğer ifadem varsa okunmasını isterim.” demiş; Sanığın emniyette vermiş olduğu 09/03/2013 tarihli beyanı okunarak sorulduğunda; “Müşteki benim park yerine girmem izin vermeyince otoparktaki trafik bianda benim yüzümden kilitlendi, arkamdan gelen araçlar korno çalmaya başladı müşteki aracını yolu kapatacak şekilde tekrar geri parkettiği için ben ileriye de geçemedim müştekiye sadece aracını çekmesini istedim bunun dısında tehdit ve hakaret edici bir söz söylemedim beni şikayet edeceğini söylediği için esas ben seni şikayet edeceğim dedim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

4. Tanık S.B. bozma ilamı öncesinde alınan beyanında: “Olay tarihinde bende alışveriş merkezine gitmiştim, müşteki … …yü önceden tanıyorum, otoparkta çıktığımız sırada sanık aracıyla, …nün aracının üzerine geldi, daha sonra müştekiye, “O.çocuğu, senin altına bu arabayı babanmı yoksa p. mı çekti” dedi, bu sırada …’ın çocuğu ağlamaya başladı, müştekide güvenlik yokmu diye söyledi, müşteki güvenliği aramaya gitti, daha sonra sanık olay yerinden gitti, tehdit sözlerini ben duymadım.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5. Dosyada mevcut uzlaştırma raporunda tarafların arasında uzlaşma sağlanamadığı bildirilmiştir.

6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (5) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Dosya kapsamı incelendiğinde katılanın çelişki içeren iddiasını destekleyecek görgü tanığı ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delil mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2021 tarihli ve 2021/375 Esas, 2021/495 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.