Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/12859 E. 2023/9972 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12859
KARAR NO : 2023/9972
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2011 tarihli ve 2012/31441 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi gereği cezalandırılması ve hak yoksunluklarına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.02.2014 tarihli ve 2013/249 Esas, 2014/220 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddenin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 6 ay ve 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 20 TL’den 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

3. … 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.02.2014 tarihli ve 2013/249 Esas, 2014/220 Karar sayılı kararı sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20.02.2017 tarihli 2014/52962 Esas ve 2017/4970 Karar sayılı kararı ile;
“1-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle başkaca yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

4. … 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/193 Esas, 2017/590 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddenin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 6 ay ve 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 20 TL’den 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

5. … 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/193 Esas, 2017/590 Karar sayılı kararı sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16.03.2021 tarihli 2018/1255 Esas ve 2021/9368 Karar sayılı kararı ile;
“Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiştir.
Ancak bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddenin (d) bendi ile; “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” hükmü getirilmiştir.
Konuyu somut norm denetimi yoluyla inceleyen Anayasa Mahkemesi (25.06.2020,2020/16,2020/33; R.G. 19.08.2020, Sayı:31218), sözü geçen geçici 5/d maddesindeki hükmün, “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görerek iptaline karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında, hükme bağlanmış dosyalarla ilgili iptale karar verilmemiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 2/1 -(f) maddesince hükme bağlanmış dosyalarla ilgili olarak kovuşturma evresinin kesinleşmeye kadar devam etmesi ve aynı Yasanın 251/3. maddesi gereği mahkumiyet hükmü verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir indirim öngörülmesi, bu durumunda temyiz incelemesi devam eden dosyalar bakımından lehe düzenleme getirmesi karşısında,
Anayasa Mahkemesinin iptal kararında; sanık lehine getirilen, yeni düzenlemenin, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi gereğince, 5271 sayılı sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddesiyle “kovuşturma evresine geçilmiş” dosyalar bakımından uygulanması gerektiğine işaret edildiğinden, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve 5271 sayılı CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, , “
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

6. … 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli ve 2021/365 Esas, 2021/1029 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddenin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 6 ay ve 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 20 TL’den 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanığa son sözü sorulmadan karar verildiğine,
2. Tehdit suçunun unsurları oluşmadığına,
3. Gerekçe gösterilmeden cezada artırım yapıldığına,
4. Suçun zamanaşımına uğradığına,
5. Şüpheden uzak delil olmadığına,
6. Beraatine karar verilmesi gerektiğine,
7. Vesaireye
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde sanığın eşinin düşük yapması nedeniyle katılanı arayarak “benim karım senin yüzünden düşük yaptı, bebeği kaybettik, pazartesi günü geleceğim, tüp bebek merkezini yakacağım, senin de boğazını keseceğim” diyerek tehditte bulunduğu, katılana iletilmek üzere aynı şekilde katılanla aynı işyerinde çalışan tanık M.Ç ve tanık F.A.’yı da arayarak, katılanın boğazını keseceği şeklindeki sözlerle tehditlerini devam ettirdiğinin kabul edildiği anlaşılmıştır.

2. Sanık kovuşturma aşamasındaki savunmasının sanığın şikâyeti üzerine katılanın işyerinin kapanması aşamasına geldiği ve bu nedenle kendisinden şikâyetçi olduğunu savunmaktadır.

3. Sanık soruşturma aşamasında, kolluktaki ifadesinde özetle, çocuk sahibi olmak için eşi …’la katılanın çalıştığı tüp bebek merkezine başvurduklarını, eşiyle yeni evlenmelerine ve bir yıl geçmemesine rağmen katılanın “geç kalınırsa çocuk sahibi olamazsınız” demesi üzerine hastaneye giriş işlemlerini yaptırdıklarını, katılanın doktor olarak bir kısım işleri atladığını, sonra eşinin hamile kaldığını, ilerleyen günlerde küçük kısmi tahlilleri … ilinde yaptırdıklarını, eşinin rahatsızlanması üzerine katılanı telefonla aradığını, katılanın kendisine tatilde olduğunu söyleyerek telefonu yüzüne kapattığını, bu sinirle katılana mesaj gönderdiğini beyan etmiştir.

4. Katılanın sanıktan şikâyetçi olduğu ve olayla uyumlu beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır.

5. Tanık A.İ.İ.’nin kapatılan … 3. Sulh Ceza Mahkemesindeki beyanında sanığın telefonla eşini tehdit ettiğini sonradan duyduğunu, daha sonra …’da tanık Dr. F.A.’yı ziyarete gittiklerini, Dr. F.A.’nın “ben sanıkla konuşayım” diyerek sanığı telefonla aradığını, F.A.’nın telefonunun hoparlörünü açarak konuşmayı dışarıya verdiğini, konuşma sırasında sanığın yine eşi olan katılana “kafasını koparacağını, öldüreceğini” söyleyerek tehditte bulunduğunu beyan etmiştir.

6. Tanık F.A. kapatılan … 3. Sulh Ceza Mahkemesindeki beyanında katılanın kendisinin çalıştığı tüp bebek merkezinde doktor olarak çalıştığını, sanığın ve eşinin çocuk sahibi olmak için müracaat ettiklerini, katılanın da doktor olarak gerekli tedaviyi yaptığını, sanığın eşinin hamile kaldığını, sanığın eşinin kanamaları olduğunu telefonla katılana bildirdiğini, katılanın da sanığa gerekli önerileri yaparak verdiği ilaçları kullanmasını, kanaması artarsa bir tıp merkezine müracaat etmesini önerdiğini, sanığın eşini …’ya getirmek istemesi üzerine katılana yola çıkmasının uygun olmayacağını, istirahat etmesini, kanaması artarsa bir tıp merkezine müracaat etmesi gerektiğini söylediğini, daha sonra sanığın kendisini telefonla arayarak katılan ile aralarındaki konuşmaları kendisine anlattığını, kendisinin de sanığa gerekli izahatlarda bulunduğunu, sanığın kendisine “iyi ki ben …’da değilim, …’da olsaydım … hanımın kafasını kopartırım” dediğini, kendisinin sanığın hasta psikolojisini anlayarak gerekli ilgiyi göstermeye çalıştığını, daha sonra durumu katılana ve eşine anlattığını, daha sonra evlerine ziyarete gelen katılan ve eşi olduğu halde sanıkla görüşmek için telefonun hoparlörünü açarak aradığını, bu sırada sanığın yine telefonda katılana “… hanımın boğazını keseceğim” gibi sözlerle tehditte bulunduğunu beyan etmiştir.

7. Tanık M.Ç. kapatılan … 3. Sulh Ceza Mahkemesindeki beyanında katılanın da hastanede doktor olarak çalıştığını, sanığın cep telefonundan kendisini arayarak katılanın telefonu yüzüne kapattığını, katılanın kafasını kopartacağını ve boğazını keseceğini söyleyerek tehdit ettiğini, daha sonra durumu tanık F.A.’ya aktardığını beyan etmiştir.

8. Sanığın kullandığı cep telefonundan, katılanın kullandığı cep telefonunu 20.08.2011 tarihinde aradığı, ayrıca mesaj gönderdiğinin tespitine ilişkin TİB Başkanlığından aldırılan görüşme kayıtları dosya içerisindedir.

9. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) ve (5), numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmlarına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanık, katılan ve tanık beyanlarına göre suç tarihinin 20.08.2011 olduğu, 05.10.2011 tarihinin katılanın Cumhuriyet savcılığına şikâyet tarihi olduğu görülmüş bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün bulunmuştur.

1. Tüm dosya kapsamı, katılan beyanları, sanığın savunması, Olay ve Olgular başlığı altında (5), (6) ve (7) numaralı paraflarda beyanları bulunan tanıkların anlatımına göre sanığın katılana yönelik değişik zamanlarda zincirleme şekilde tehdit suçunu işlediği görülmekle sanığın katılana yönelik tehdit içeren sözler söylediği, başkaca araştırılması gereken bir husus olmadığı görülmekle sanık müdafiinin tehdit suçunun unsurları oluşmadığına, şüpheden uzak delil olmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemleri yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

2. Hükmün açıklandığı son celse olan 16.12.2021 tarihinde duruşmada sanığın bulunmadığı müdafiisinin bulunduğu, sanığın o tarihte cezaevinde de olmadığı görülmekle hazır bulunan sanık müdafiine sanığın son sözü yerine geçmek üzere son sözü sorulduğu görülmekle sanık müdafiinin bu temyiz istemi yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

3. Tehdit suçu için, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırlarına göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü bu sebeple suçun zamanaşımına uğramadığı anlaşmış sanık müdafiinin bu temyiz sebebi yönünden hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

4. Sanık hakkında kurulan hükümde, sanığın işlediği suçun özellikleri kasta dayalı kusur durumu nazara alınarak takdiren 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulandığı sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine, sanığın işlediği suçtan inandırıcı şekilde pişmanlık göstermediği, bir daha suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat gelmediğinden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına karar vermek suretiyle gerekçe belirttiği görüldüğünden sanık müdafiinin bu temyiz sebebi yönünden hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli ve 2021/365 Esas, 2021/1029 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

12.04.2023 tarihinde karar verildi.