YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13210
KARAR NO : 2023/9934
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2008 tarihli ve 2007/1170 soruşturma sayılı iddianamesi ile; sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Sulh Ceza Mahkemesinin, 06.11.2009 tarihli ve 2008/212 Esas, 2009/189 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 12.03.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3. Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2015 tarihli ve 2015/571 Esas, 2015/830 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğine ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca tabi tutulduğu 5 yıllık denetim süresi içinde 18.11.2014 tarihinde cinsel taciz suçunu işlediğine ilişkin Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2014 tarihli ve 2014/674 Esas, 2014/712 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verilerek bu kararın, 18.11.2014 tarihinde kesinleştiği belirlenip ihbarı üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’ un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2015 tarihli ve 2015/571 Esas, 2015/830 Karar sayılı kararının sanığın temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21.01.2018 tarihli ve 2017/6956 Esas, 2018/3228 Karar sayılı kararı ile;
“1.Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiillerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak, Anayasanın 141/3. ve 5271 sayılı CMK’nın 34, 230, 232, 289/1-g (1412 sayılı CMUK’nin 308/7. maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hüküm kurulması,
2.Kabule göre de;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2018/214 Esas, 2020/317 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’ un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2018/214 Esas, 2020/317 Karar sayılı kararının katılan … vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13.09.2021 tarihli ve 2020/33189 Esas, 2021/21505 Karar sayılı kararı ile;
” 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
7. Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2022 tarihli ve 2021/809 Esas, 2022/32 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’ un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.06.2022 tarihli ve 2022/56511 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine,
2. Katılan kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine,
3. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan ile sanığın eski sevgili oldukları, ayrıldıktan sonra 28.09.2007 tarihinden itibaren sanığın, katılanın ev telefonu arayarak katılana hitaben “Elimde CD lerin var bunları internet de yayınlayacağım, silah siparişi verdim seni öldüreceğim” dediği, telefona katılanın annesi tanık H.C. baktığında “Kızının başına daha çok işler açacağım, kızınızın ayrılığına neden olacağım” dediği, katılanın cep telefonuna “…..iftiranın bedelini çok ağır bir şekilde ödeteceğim, kiminle yatarsan yat zaten seni rezil edeceğim kadar ettim internete verdim videoyu beni atlattığına pişman edeceğim” şeklinde mesaj göndererek yine katılanın arkadaşı tanık H.U’ ya “silah siparişi verdiğini,şikayetçinin elinde uygunsuz resimleri olduğu internette vereceğini ayrıca getirip işyerindeki arkadaşlarına göstererek rezil edeceğini, ona … vermeyeceğini ve işten attıracağı” şekilde beyanlarda bulunarak zincirleme tehditte bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Katılanın aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
3. Katılanın 21.01.2008 tarihinde Cumhuriyet savcılığındaki beyanında, sanığın kullandığı telefondan katılanın kullandığı telefonlara gönderdiği mesajların da tutanak altına alındığı görülmüştür.
4. Tanıklar H.C., H.U., B.A.’ nın katılanın iddiaların destekleyen beyanları dava dosyasında mevcuttur.
5. Sanığın üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği belirlenmiştir.
6. Uzlaşma görüşmeleri sonrasında işlemleri olumsuz sonuçlandığı ve tarafların uzlaşamadıklarında ilişkin uzlaştırma raporu dosya içerisinde mevcuttur.
7. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
8. Mahkemece gerekçeli kararda Hukukî Süreç başlığı altında (6) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına ilişkin olarak “Sanığın üzerine atılı suç 7188 Sayılı Yasayla değişik 5271 Sayılı Yasanın 251 maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabi suçlardan olmakla birlikte yargılamada gelinen aşama nazara alındığında, basit yargılama usulünün uygulanmasının teknik olarak mümkün olmaması, 251 maddeye göre basit yargılama yapma hususunun mahkemenin takdirine bırakılmış olması nazara alınarak sanık hakkında takdiren basit yargılama usulü uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.” şeklindeki yasal ve yerinde gerekçe ile basit yargılama usulünün uygulanmama sebebinin gösterildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Takdiri İndirim Uygulanmaması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece, sanığın yargılama sürecindeki iyi hal ve davranışları, duruşma tutanaklarına olumsuz bir halinin yansımaması, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle takdiri indirim sebebi uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde 3 numaralı bentde açıklanan nedenle Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2022 tarihli ve 2021/809 Esas, 2022/32 Karar sayılı kararına yönelik katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.