Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/13487 E. 2023/10568 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13487
KARAR NO : 2023/10568
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gölbaşı (…) Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2012 tarihli ve 2011/2933 soruşturma numaralı iddianamesiyle sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesinin, 22.01.2013 tarihli ve 2013/37 Esas, 2013/15 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 25.02.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

3. Gölbaşı (…) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2014 tarihli ve 2014/318 Esas, 2014/98 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğine ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca tabi tutulduğu 5 yıllık denetim süresi içinde 22.04.2013 tarihinde aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlali suçunu işlediğine ilişkin Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesinin 24.04.2014 tarihli ve 2013/746 Esas, 2014/270 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verilerek bu kararın, 27.05.2014 tarihinde kesinleştiği belirlenip ihbarı üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

4. Gölbaşı (…) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2014 tarihli ve 2014/318 Esas, 2014/98 Karar sayılı kararının üst Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhe temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.10.2017 tarihli ve 2015/20068 Esas ve 2017/22669 Karar sayılı kararı ile;
“1-Denetim süresi içerisinde kasten işlenerek açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, TCK’nın 233/1.cümle maddesi uyarınca hükmolunan aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçu olması, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen bu suç önceden de uzlaşma kapsamında ise de, 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü İhlal suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
2-Mahkemece kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu, açıklanması geri bırakılan hükümdeki 5 ay hapis cezasının seçenek yaptırımlardan biri olan adli para cezasına çevrilmesi,
3-Kabule göre de; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle diğer yönleri incelenmeden bozulmasına karar verilmiştir.

5. Gölbaşı (…) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2018/34 Esas, 2019/594 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

6. Gölbaşı (…) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2018/34 Esas, 2019/594 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.03.2022 tarihli ve 2020/2680 Esas ve 2022/7184 Karar sayılı kararı ile;
“17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

7. Gölbaşı (…) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2022/286 Esas, 2022/400 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.11.2022 tarihli ve 2022/111253 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. GEREKÇE
Sanık hakkında, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.10.2017 tarihli ve 2015/20068 Esas, 2017/22669 Karar sayılı kararının (1) nolu bozma gerekçesinde de belirtildiği üzere, “Denetim süresi içerisinde kasten işlenerek açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, 5237 sayılı Kanun’ un 233 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmolunan aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçu olması, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’ un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen bu suç önceden de uzlaşma kapsamında ise de, 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle, 5271 sayılı Kanun’ un 253 üncü maddesinin yirmidörtcü ve yirmibeşinci fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Kanun’ un 2 nci ve 7 nci maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,” nedeni ile bozulduğu, Gölbaşı (…) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2018/34 Esas, 2019/594 Karar sayılı kararının gerekçesinde de “.. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden ihbara konu suçun herhangi bir uyarlama yargılamasına tabi tutulmadığının anlaşıldığı belirlendiğinin” belirtildiği halde bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeyerek, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen Gölbaşı (…) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2022/286 Esas, 2022/400 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.