YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13637
KARAR NO : 2023/10521
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2010 tarihli ve 2010/3343 Esas sayılı iddianamesi ile sanık … hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 53 üncü maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. Söke 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.12.2010 tarihli ve 2010/482 Esas, 2010/573 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunlukları ve 5271 sayılı Kanunu’nun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Karar 24.01.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Sanığın Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2013 tarihli ve 2011/297 Esas ve 2013/133 Karar sayılı ilamı ile 18.10.2011 tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkrasında yer alan alenen hakaret suçunu işlediği ve neticeten 1.740,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine karar verilerek bu kararın, 30.05.2013 tarihinde kesinleştiği belirlenerek yapılan ihbar üzerine, Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2016/53 Esas ve 2016/252 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2016/53 Esas ve 2016/252 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28.06.2018 tarihli ve 2017/13403 Esas, 2018/12921 Karar sayılı kararı ile;
“…1- Açıklanmasına karar verilecek yeni hükmün Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, Anayasanın 141/3 ve 5271 sayılı CMK’nın 34, 230, 232, 289/1-g (1412 sayılı CMUK’un 308/7.) maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hüküm kurulması,
2- 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması…”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.10.2018 tarihli ve 2018/573 Esas ve 2018/646 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/573 Esas ve 2018/646 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11.04.2022 tarihli ve 2021/43604 Esas, 2022/9759 Karar sayılı kararı ile;
“…17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu…”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
7. Bozma üzerine Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/387 Esas ve 2022/712 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’ınTemyiz Sebepleri
1.Tehdit kastı bulunmadığından cezasının kaldırılması gerektiğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde sanığın eski kız arkadaşı olan katılana “seni yaşatmam, Allah şahidim olsun benim olmadığın sürece önüme her geçeni vurup geçerim, seni ve kendimi gözümü kırpmadan öldürebilirim, ya benimle çıkacaksın ya da gelip seni öldürürüm” şeklinde mesajlar göndermek suretiyle tehdit ettiği anlaşılmıştır.
2. Katılanın aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
3. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiği anlaşılmıştır.
4. Kolluk tarafından tanzim edilen 01.09.2010 tarihli Telefon Mesaj Tespit Tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1. Suç İşleme Kastı Bulunmadığına Yönelik Temyiz Sebebi Yönünden
Tehdit suçu 5237 sayılı Kanun’un özel hükümlere ilişkin ikinci kitabın “kişilere karşı suçlar” başlıklı ikinci kısmının “hürriyete karşı suçlar” başlıklı yedinci bölümünde düzenlenmiştir. Tehdit “gözdağı” olarak ifade edilmektedir.
Tehdit, failin iradesine bağlı gelecekte meydana getirilmesi hedeflenen kötülüktür. Tehdit, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında iki şekilde yaptırıma bağlanmıştır. Mağdurun hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edilmesi ilk yaptırım halidir. İkinci yaptırım hali ise, kişinin mağduru malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair kötülük edeceğinden bahisle tehdit etmesidir. Tehdit suçunun meydana gelmesi için soyut tehlike doğurmaya elverişli eylemin hangi vasıtayla olursa olsun (sözle, mektupla, işaretle vb.) karşı tarafa ulaşması gerekir. Tehdit suçunda önemli olan kullanılan vasıta değil, mağdurun kötülüğe maruz kalacağını bilmesidir. Sözle, yazıyla veya işaretle gerçekleştirilen tehdit eyleminin mağdurun iç huzurunu bozmaya, korku ve endişe meydana getirmeye elverişli olması gerekir. Elverişli olması suçun gerçekleşmesi bakımından yeterlidir. Ayrıca eylem neticesinde mağdurun sübjektif olarak iç huzurunun bozulması, korku ve endişe meydana getirmesi aranmaz. Bu aranan tehditin mağdurun iç huzurunu bozmaya mağdurda korku uyandırmaya elverişli olması yeterlidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; sanığın eski kız arkadaşı olan katılana “seni yaşatmam, Allah şahidim olsun benim olmadığın sürece önüme her geçeni vurup geçerim, seni ve kendimi gözümü kırpmadan öldürebilirim, ya benimle çıkacaksın ya da gelip seni öldürürüm” şeklinde mesajlar göndermek suretiyle tehdit ettiği olayda, katılanın aşamalarda değişmeyen tutarlı iddiaları ve bunu doğrulayan telefon mesaj tespit tutanağı, sanığın aşamalarda ikrarını içeren savunmaları ve Hukukî Süreç başlığı altında (4) ve (6) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Vesaire Yönünden,
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Hukukî Süreç başlığı altında (4) ve (6) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmlarının gereklerinin yerine getirildiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/387 Esas ve 2022/712 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.