YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/17606
KARAR NO : 2023/13027
KARAR TARİHİ : 04.10.2023
Çardak Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2021 gün ve 2020/203 Esas, 2021/459 Karar sayılı ilamı ile, sanık …’in silahla tehdit suçundan eylemine uyan TCK’nun 106/2-a maddesi uyarınca 3 yıl 6 ay hapis, mala zarar verme suçundan eylemine uyan TCK’nun 151, 52/2-4 maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün süresi içerisinde sanık ve o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edildiği, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 11.03.2022 tarihli tebliğname ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin süre yönünden reddinin, sanık …’in temyizine yönelik olarak mahkeme hükmünün onanmasına görüşü ile incelenen dosya üzerine Dairemizin 21.06.2023 gün ve 2023/11960 Esas, 2023/11759 Karar sayılı ilamı ile o yer Cumhuriyet savcısının 15 günlük süre içerisinde kararı temyiz etmesi nedeniyle temyizin süresinde olduğu kabulü ile dosya incelenerek karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.07.2023 tarih ve 4-2022/24970 sayılı yazısı ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle itiraz talebinde bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz sebebi ile bağlı olarak yapılan inceleme ile gereği görüşülüp düşünüldü.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19.07.2023 tarih ve 4-2022/24970 sayılı yazısı itiraz istemi yerinde olduğundan KABULÜ ile;
O yer Cumhuriyet Savcısının temyizine yönelik 21.06.2023 gün ve 2023/11960 Esas, 2023/11759 Karar sayılı “Onama” kararı KALDIRILARAK yeniden yapılan incelemede;
İstinaf öncesi temyizlerde Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun temyize ilişkin yerleşik içtihatlarında temyiz süresi için 5271 sayılı Kanunun temyiz sürelerini değil yürürlükten kalkan ve sadece belli bir süre yürürlükte bulunan 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu 310/1 maddesi uyarınca hesaplama yapılması gerektiği yönündeki yerleşik uygulamalarına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2020 gün ve 2019/13-145 Esas 2020/122 Karar sayılı ilamı ile “Ceza muhakemesi sistemimizde hükümlerin temyiz edilebilmelerinin kural, temyiz edilememelerinin ise istisna oluşu, hukuk normlarının yorumlanmasında, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen “Hak arama hürriyeti” ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde hüküm altına alınan mahkemelere erişim hakkının gözetilmesi gerekliliği, Sözleşmeye ilişkin Ek 7 numaralı Protokolünün “Cezai Konularda Temyiz Hakkı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında; ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğuna ilişkin düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, kamu davasının asli bir süjesi olan sanığın, adil yargılanma ilkesi çerçevesinde etkin bir şekilde temyiz kanun yoluna başvurma hakkı olduğunda herhangi bir tereddüt bulunmamakla birlikte, 5271 sayılı CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı CMUK’nın yürürlükten kaldırılmasına rağmen 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası ile, bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete’de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağına ilişkin istisnai bir düzenlemeye yer verilmesi nedeniyle, somut olayda, 5271 sayılı CMK’nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, temyiz süresinin 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddesine göre bir hafta olduğu, ayrıca, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlama tarihinden sonra 5271 sayılı CMK’nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hâllerde, temyizde sebep gösterme zorunluluğunu da dikkate alan kanun koyucu, 7035 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinde değişiklik yaparak 05.08.2017 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından temyiz süresini yedi günden on beş güne çıkarmış ise de, 1412 sayılı CMUK’nın temyiz süresine ilişkin hükümlerine de atıf yapma imkanı bulunduğu hâlde bilinçli bir şekilde bu yönde bir düzenlemeye yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, incelemeye konu son karar tarihi 10.07.2018 olmakla birlikte bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce dosyanın Yargıtay denetiminden geçmesi nedeniyle sanığın, yüzüne karşı tefhim edilen ve kanun yolu bildirimi de yasaya uygun şekilde yapılan karara yönelik sekizinci günde gerçekleştirdiği temyiz isteminin süresinden sonra olduğu kabul edilmelidir. ” kararı doğrultusunda o yer Cumhuriyet Savcısının, usulüne uygun şekilde tefhim edilen ve kanun yolu bildirimi de yasaya uygun şekilde yapılan karara yönelik sekizinci günde gerçekleştirdiği temyiz isteminin süresinden sonra olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz tarihinin 1412 sayılı Kanun’un 310/1. maddesindeki bir haftalık temyiz süresi geçtikten sonra olduğu anlaşılmakla; temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, gereğince tebliğname gerekçesine aykırı olarak olarak REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
04.10.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
K A R Ş I O Y
Uyuşmazlık konusu; Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın duruşma yapılan mahkemelerce verilen kararları, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz etmesi hâlinde, temyiz süresi ve başlangıcının ne olduğu konusundadır.
Esasen Ağır Ceza Cumhuriyet savcısının mülhakat asliye ceza kararlarını temyiz etmesi hâlini de birlikte ifade etmek gerekirse, “görüldü savcısı”nın mülhakat asliye ceza mahkemesi kararları ile savcının katılmadığı aynı yer veya mülhakat tek hakimli çocuk ceza ya da asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz süresi ve başlangıcı konusunda çoğunluk oluşturan üyeler ile görüş ayrılığı bulunmaktadır.
Bilindiği üzere 1412 Sayılı CMUK, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile birlikte yürlükten kaldırılmıştır. Ancak söz konusu CMK İstinaf sistemine göre düzenlenmiş olması ve istinaf mahkemelerinin hazırlanıp faliyete geçmesinin ileriki döneme bırakılması nedeniyle 1412 sayılı CMUK temyize ilişkin kısmının istinaf mahkemeleri faliye başlayıncaya kadar uygulanması yönünde yasal düzenleme yapılmıştır. Ayrıca İstinaf mahkemeleri faliyete geçse bile Yargıtay incelemesindeki tüm dosyaların iadesi ve dolaysıyla İstinaf mahkemelerinin tıkanmasını engellemek için ise Yargıtayın elinde bulunan dosyaların kesinleşinceye kadar bakması ve istinafa görevsizlik vererek göndermemesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Dolaysıyla Yargıtay elinde istinaf öncesi dönemden kalan dosyalar tamamlanıncaya kadar 1412 sayılı CMUK hükümlerinin Temyize ilişkin kısımlarının uygulanacağı konusunda tereddüt yoktur. Uyuşmazlık konusu sonradan yapılan düzenlemeler nedeniyle değiştirilen temyiz süresine ilişkindir. Yasal mevzuatı hatırlamak ihtilafın anlaşılmasında önem arzedecektir.
1412 sayılı CMUK’nın “Temyiz Talebi ve Süresi” başlıklı 310. maddesi uyarınca;
“Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik ettirilir.
Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu süre tebliğ tarihinden başlar.
Sulh mahkemelerinin temyizi kabil kararları, yargı çevresi içinde bulundukları asliye ve ağır ceza mahkemeleri nezdindeki Cumhuriyet savcıları tarafından, tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz edilebilir.”
469 sayılı Mehakimi Şer’iyenin İlgasına ve Mehakimin Teşkilatına ait Ahkâmı Muaddil Kanun’un 5/2 ve 825 sayılı Ceza Kanunu’nun Mevkii Mer’iyete Vaz’ına Müteallik Kanun’un 28/2. maddeleri uyarınca, o yer ya da mülhakat asliye (veya savcısız duruşma yapan tek hakimli çocuk) ceza mahkemesi kararlarını görüldü savcısının temyiz süresi ise; tefhimden itibaren 30 gündür.
01.06.2005 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5271 CMK’nın “Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılacak Tebligat” başlıklı 38. maddesi uyarınca;
“Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.”
CMK’nın “Kanunyollarına Başvurma Hakkı” başlıklı 260. maddesinin 2. fıkrası uyarınca;
“Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin -28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 SK ile ‘sulh ve’ ibaresi metinden çıkartılmıştır- asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.”
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un “Cumhuriyet Savcısının Görevleri” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrası uyarınca;
“Cumhuriyet savcısının görevleri şunlardır:
1. … Kanun yoluna başvurmak, …”
Aynı Kanun’un “Kaldırılan Hükümler” başlıklı 54. maddesi uyarınca, 469 sayılı Kanun’un ve 825 sayılı Kanun’un uyuşmazlık konusuyla ilgili 28. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
CMK’nın “Temyiz İstemi ve Süresi” başlıklı 291. maddesi uyarınca;
“(1)Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün 05.08.2017 tarihli RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 SK ile ‘yedi’ ibaresi ‘on beş’ olarak değiştirilmiştir içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime imzalattırılır.
(2)Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkında bulunanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.”
CMK’nın “Adlî Tatil” başlıklı 331. maddesinin 4. fıkrası uyarınca;
“(4)Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.”
05.08.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca;
“Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci maddesi ile … temyiz sürelerine ilişkin olarak yapılan değişiklikler, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.”
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8(1). maddesi uyarınca,
“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkileri hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye -01.07.2016 tarihli 6723 sayılı Kanundan değişikliği öncesinde fıkra metninde: “Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar” ibâresi mevcuttu- kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322’nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326’ncı maddeleri uygulanır.”
(Bölge Adliye Mahkemeleri 20.07.2016 tarihinde faaliyete başlamıştır.)
14.04.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 3. maddede ise;
“01.01.2014 -sonradan bu süre de 01.09.2020 tarihine kadar uzatılmıştır tarihine kadar, asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz ve katılma hususunda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaz. Ancak, verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesi amacıyla dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.” denilmektedir. Ayrıca, 5320 sayılı Kanuna, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla eklenen hükümler ile Sulh ceza mahkemeleri kaldırılmış, diğer kanunlarda Sulh ceza mahkemelerine yapılan atfın Asliye ceza mahkemelerine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
Konuyla ilgili mevzuat hükümlerini bu şekilde açıkladıktan sonra süreç içinde ortaya çıkan görüş ve uygulamaları özetleyecek olursak;
1412 sayılı CMUK’a göre, temyiz süresi kural olarak (duruşmalara katılan Cumhuriyet savcısı da dahil olmak üzere) bir haftadır. Karar sanık veya katılanın yokluğunda verilmişse süre tebliğden itibaren işlemeye başlar.
Görüldü savcısının o yer ve mülhakat sulh ceza mahkemelerinin kararlarını temyiz süresi tefhimden itibaren bir ay, asliye ceza mahkemelerinin kararlarını temyiz süresi ise; 30 gündür.
01.06.2005’ten itibaren 5271 sayılı CMK döneminde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı özetle;
469 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olduğundan, görüldü savcılarının o yer ya da mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını hangi sürede temyiz edebileceği konusunda yasal boşluk doğmuştur. Bu itibarla görüldü savcılarının, 5320 sayılı Kanun’un 8(1). maddesi uyarınca hâlen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 310/3. maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle, o yer veya mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını tefhimden itibaren bir (1) ay içerisinde temyiz edebileceği görüşündedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da, 28.04.2009 günlü, 2009/7-27 esas ve 2009/109 sayılı kararı ile 10.06.2014 günlü, 2013/834 esas ve 2014/321 sayılı ve benzeri kararlarında bu görüşü benimsemiştir.
Ancak, duruşmalarda bulunmayan görüldü savcısına, CMUK’nın 310/3. maddesi uyarınca taraflara nazaran daha uzun bir temyiz süresi tanınması fikri uygulamada tam tersine işlediği gibi, “Silahların Eşitliği İlkesi”ne de uygun değildir.
Görüşümüze gelince;
Kanun yoluna başvurma hakkı, AİHS, Anayasa ve kanunlarımız ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma ile iddia ve savunma haklarının en önemli alt başlıklarından biridir. Bu hak, aynı zamanda erişim hakkı kapsamında da mütalaa edilmektedir.
Öte yandan ceza yargılamasına egemen olan en önemli ilkelerden birisi, “Silahların Eşitliği İlkesi”dir.
Nihayet ceza yargılamasında usuli konularda kıyas ve yorum mümkündür. Ancak, “İstisnai Kuralların Genişletici Yorumlanmaması İlkesi” de ceza yargılamasına egemen olan ilkelerdendir.
Bu itibarla, 1412 sayılı CMUK döneminde temyiz süresi ve başlangıcı konusunda kural olarak; sanık ve katılan bakımından kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir haftadır. Aynı şekilde duruşma savcısı açısından da kararın tebliğinden itibaren bir haftalık temyiz süresi geçerlidir. Buna karşılık duruşmalarda hazır bulunmayan Cumhuriyet savcılarına tanınan bir(1) aylık veya otuz (30) gün) sürenin ise istisnaî bir düzenleme olduğu göz önüne alınarak yeni dönemde, istisnaî kuralın genişletici bir yorumla kıyasen uygulanamaması gerekir.
Görüldü savcısının o yer ya da mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz etme süresi ve başlangıcı konusunda, 01.06.2005 tarihinden itibaren bugüne kadar yasal bir boşluk da yoktur.
Kanun koyucu zikredilen hak ve özgürlükler ile “Silahların Eşitliği” ilkesinin gereği olarak, 5271 sayılı CMK ile savcı yani iddia makamı da dahil olmak üzere, temyize hakkı olan herkese, eşit bir temyiz süresi belirlemiştir:
7035 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.08.2017 tarihine kadar bu süre bir hafta(yedi gün), bu tarihten itibaren ise; on beş (15) gün …
469 sayılı Kanun’un 5/2 ve 825 sayılı Kanun’un 28/2. maddelerini kaldırmak suretiyle de; geçici bir süreyle sınırlı olarak uygulanması söz konusu olan 1412 sayılı CMUK dönemine ait kuralın istisnalarının uygulama alanını bilinçli bir şekilde daraltmıştır.
Buna göre, 7035 sayılı Kanun değişikliğinden önce taraflar açısından öngörülen temyiz süresi ile görüldü savcısının temyiz süresi aynı olup, 1412 sayılı CMUK m. 310/1 ve 5271 sayılı CMK m. 291’de ifade edilen kavram farklı olsa da bir hafta, yani yedi gündür.
Zira, 5235 sayılı Kanun’un 20/1-1 ve CMK’nın 260/2. maddeleri uyarınca yokluklarında verilen asliye ya da tek hakimli çocuk ceza mahkemesi kararlarını o yer ve/veya ağır ceza savcısının, kısaca ifade etmek gerekirse görüldü savcısının temyize hakkı bulunduğunda da kuşku bulunmamaktadır.
CMK’nın 38. maddesi 01.06.2005’ten beri yürürlüktedir. Bu maddeye göre süreyi tebliğden başlatmak kaydıyla, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar yürürlükte olduğunda kuşku bulunmayan ve temyiz süresinde asıl kuralı belirleyen CMUK’un 310/1. maddesi uyarınca görüldü savcısı açısından da, tıpkı duruşmada hazır bulunan savcı gibi bir haftalık temyiz süresinin geçerli olduğu görüşü, adalete, hakkaniyete ve ceza yargılamasında geçerli olan ilkelere daha uygundur.
Bu arada 6545 sayılı Kanun ile Sulh Ceza mahkemeleri kaldırıldığından Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görüşüne göre kıyasen uygulanan 1412 sayılı CMUK’nın 310/3. maddesi de kadük kalmıştır.
20.07.2016 tarihinde istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte, istinaf savcıları, CMK m. 38 ve 291. hükümleri uyarınca … tebliğden itibaren yedi günde, 5320 sayılı Kanun’un belirlediği istisnai hâllerde ise, ilk derece görüldü savcıları da aynı şekilde tebliğden itibaren CMK m. 38 ve CMUK m. 310/1 hükümleri uyarınca bir haftada asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz edebilirler.
05.08.2017 tarihinden sonrası temyiz süresine gelince;
Bilindiği üzere; 05.08.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunla değişik 5271 Sayılı CMK.’nın 291. maddesi uyarınca, temyiz süresi yedi (7) günden onbeş (15) güne çıkartılmıştır.
Buna mukabil, 5320 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanunla değişik 8. maddesi uyarınca, istinaf mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar verilen kararlar hakkında, bu kararlar kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK.’nın 322. maddesinin 4 ilâ 6 fıkraları hariç, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır. Diğer bir ifadeyle, 20 Temmuz 2016 öncesinde verilen kararlar, bu kararlar kesinleşinceye kadar doğrudan temyize tâbidir.
1412 sayılı CMUK’nın 310/1. maddesi uyarınca, temyiz süresi bir haftadır.
Kanun yoluna başvurma hakkı, savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı ile erişim hakkının en önemli alt başlıklarından birini oluşturmaktadır.
Bu hakkın yaygın ve etkili bir biçimde kullanılabilmesi için herkes tarafından kolayca anlaşılabilecek basit ve yalın yöntemler belirlenmeli ve sürelerin de mümkün olduğunca yeknesak olması görüşü benimsenmelidir.
Ceza Muhakemesinde “Derhal yürürlük ilkesi” geçerlidir. 7035 sayılı Kanunla temyiz süresi yedi günden onbeş güne çıkartılmıştır ve sanık lehinedir.
Kaldı ki, sonradan yürürlüğe giren kanun önceden yürürlükte olan kanunu zımnen ilga edebilir. Bir kısım kararlar yönünden yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddesi 7035 sayılı Kanunla zımnen ilga edilmiştir.
Bu düşüncelerden hareketle, 7035 sayılı Kanunla eklenen geçici birinci maddesiyle; 5271 sayılı CMK.’nın 291. maddesinde yapılan değişiklikler, “Bu (7035) Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ve sonrasında verilen kararlara uygulanır.” denilmek suretiyle, doğrudan ya da istinaf sonrası ayırımı yapmaksızın, 7035 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren verilen bütün kararların onbeş (15) günlük yeni temyiz süresine tâbi olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Usul hükümlerinde derhal yürürlük ilkesinin geçerli olması evrensel bir kuraldır. Bu nedenle temyiz süresinin 7 günden 15 güne çıkaran usul hükümleri değişiklğinin derhal uygulanması gerekeceği açıktır.
Ancak uygulamada bazı duraksamalar olabileceğine ilişkin komisyon tartışmalarından yola çıkan Kanun koyucu yürürlükten kaldırmış olduğ 1412 Sayılı CMUK’nın bazı hükümlerinin karar kesinleşinceye kadar yürürlükte olmasının bazı uygulayıcılarda kavram kargaşasına neden olmasının önüne geçmek için “Bu (7035) Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ve sonrasında verilen kararlara uygulanır “ şeklinde çok açık bir düzenleme yapmıştır. Söz konusu düzenleme ile suç tarihine veya ilk karar tarihine göre değil son kararın verildiği tarihe göre temyiz süresinin uygulanması gerektiğini düşünürek özel düzenleme yapmıştır.
Özetlenecek olursa; daha önce Cumhuriyet Savcısının görüldüsünü düzenleyen 469 sayılı Mehakimi Şer’iyenin İlgasına ve Mehakimin Teşkilatına ait Ahkâmı Muaddil Kanun’un 5/2 ve 825 sayılı Ceza Kanunu’nun Mevkii Mer’iyete Vaz’ına Müteallik Kanun’un 28/2. maddeleri 01.06.2005 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5271 CMK’nın “Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılacak Tebligat” başlıklı 38. maddesi uyarınca Yürürlükten Kaldırılmıştır. Yargıtay 1412 Sayılı Kanunun 310/3 fıkrası uyarınca kıyasan uygulamayı devam ettirmiştir.
Ancak kıyasen uygulanan CMK 310/3. fıkradaki “sulh ceza” mahkemeleri 28.06.2014 Tarihli 6545 Sayılı kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Artık kıyasende uygulanacak bir madde kalmamıştır. Bunun yerine halen Yürürlükte olan 5271 Sayılı CMK 291. maddesi yürürlüktedir. Bu maddenin uygulanması ve 05.08.2017 Tarihine kadar yedi (7) gün olarak kabulu 05.08.2017 ve sonrasında verilen kararlarda, yokluğunda karar verilen “görüldü savcısı”nın o yer veya mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz süresi, kararı temyize hakkı olan diğer süjelerle eşit biçimde ve tebliğden itibaren onbeş (15) gündür.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde,
Çardak Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2021 gün ve 2020/203 Esas, 2021/459 Karar sayılı ilamı ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün Cumhuriyet Savcısının huzurunda verildiği, 04.11.2021 tarihinde usulüne uygun şekilde tefhim edilen hükmün, o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından 14 günlük yasal süre ierisinde 12.11.2021 tarihli dilekçe ile temyiz etmesi nedeniyle, 05.08.2017 günlü ve 30145 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20.07.2017 günlü ve 7035 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi ile, değişik 5271 sayılı Kanun’un 291/1 inci maddesindeki “Yedi gün” olan temyiz süresinin “15 gün” olarak değiştirildiği, incelemeye konu hükmün o yer Cumhuriyet savcısı tarafından Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden 12.11.2021 tarihli temyiz dilekçesiyle temyiz edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, Cumhuriyet başsavcılığının İtirazının reddedilmesi gerekirdi.
Dairemize göre;1412 sayılı CMUK’un 310., 5235 sayılı Kanunun 20/1, 5271 sayılı CMK’nın 38, 260/3 ve 291. maddeleri gereğince, yokluğunda karar verilen “Görüldü Savcısı’nın, 05.08.2017’den sonra verilen o yer veya mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz süresi bir hafta olup o yer Cumhuriyet savcısı temyiz başvurusunu süresinde yapmamış olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı
doğrultusunda temyiz süresi bakımından reddine yönelik “İtirazın kabulu” yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum itirazın reddine karar verilmeliydi.