YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/19487
KARAR NO : 2023/15513
KARAR TARİHİ : 21.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/193 E., 2016/39 K.
SUÇLAR : Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma,
basit yaralama, hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 28.09.2023 tarihli ve 2023/2644 Esas, 2023/12854 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2023 tarihli ve 4-2016/235650 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Katılan sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, Cizre 1. Asliye Ceza Mahkemesince 31.03.2016 tarihinde tefhim edilen hükme karşı, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından tefhim tarihinden itibaren bir aylık süre içinde 12.04.2016 tarihinde temyiz başvurusunda bulunulduğu, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin süresinde olduğu, itirazın kabulüne ve hükmün hakaret ve tehdit suçları yönünden onanması, tehdit suçu yönünden bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.12.2022 tarihli ve 2022/6-537 Esas, 2022/802 Karar sayılı ilamı doğrultusunda 5271 sayılı Yasa’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Yasa) yürürlükten kaldırılmasına rağmen 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Resmî Gazete’de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Yasa’nın 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddelerinin uygulanacağına ilişkin emredici ve istisnai nitelikte bir düzenlemeye yer verilmesi karşısında, her ne kadar 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca 28.06.2014 tarihi itibarıyla sulh ceza mahkemeleri yürürlükten kaldırılmış ise de, kanun koyucunun, bu mahkemelerin temyiz süresine ilişkin hükümlerine de atıf yapma imkanı bulunduğu hâlde bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemesi de dikkate alınarak, 1412 sayılı Yasa’nın 305 ila 326 ncı maddelerinin uygulanması gereken hâllerde, Cumhuriyet savcılarının duruşmalarına iştirak etmediği Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına yönelik temyiz süresinin bu Kanun’un 310. maddesinin üçüncü fıkrası kıyasen uygulanmak suretiyle belirlenmesi gerektiği ve bu sürenin tefhim tarihinden itibaren bir ay olduğu, 6217 sayılı Kanun ve devamında 6572 sayılı Kanun’un 45 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 9 uncu madde uyarınca duruşmalara iştirak etmeyen o yer Cumhuriyet savcısının 24.12.2015 tarihinde tefhim olunan hükme yönelik 12.01.2016 tarihinde temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakla temyiz isteminin süresinden olduğu kabul edilerek yeniden yapılan incelemede;
III. KARAR
A. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ muhalif üye … ve muhalif üye … dışındaki üyelerin oy çokluğu ile KABULÜNE,
B. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 28.09.2023 tarihli ve 2023/2644 Esas, 2023/12854 Karar sayılı Reddi ilâmının KALDIRILMASINA,
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2644 Esas, 2023/12854 Karar sayılı temyiz isteminin süre yönünden reddine dair verilen kararın kesinleşmesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabul edilip kesinleşmenin kaldırıldığı tarih aralığında zamanaşımı süresinin durduğu, bu nedenle zamanaşımının dolmadığı belirlenmekle gereği düşünüldü:
C. Cumhuriyet savcsının temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;
1.Sanık Hakkında Hakaret Suçu Yönünden Yapılan İncelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
2. Sanık Hakkında Yaralama ve Tehdit Suçları Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;
A. Mağdur …’ye Yönelik Nitelikli Yaralama Suçu Yönüden;
1. Sanık …’ın yeni doğan bebeğin ağlamasına sinirlenerek evdeki eşyaları sağa sola fırlattığı ve fırlattığı eşyalardan ışıldağın annesi …’ı yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda; sanığın eylemini kasten işlendiği anlaşılmakla, eylemin şikâyete tabi olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde düşme kararı verilmesi,
2. Eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilerek hükümden sonra 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 ve devamı maddeleri gereğince sanık hakkında yeniden hukuki değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması gerektiğinin gözetilmemesi,
B. Mağdur …’a Yönelik Nitelikli Yaralama ve Tehdit Suçları Yönünden
1. Sanığın sinirle fırlattığı eşyaları mağdur …’ı hedef alarak attığına dair dosyada yeterli delil olmadığından beraati yerine, sanık hakkında taksirle yaralamaya teşebbüs suçundan şikayet yokluğundan düşme kararı verilmesi,
2. Sanığın mahkemedeki ikrarı ve mağdur …’ın aşamalardaki beyanından sanığın eşi olan mağdur …’a karşı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1. cümlesindeki tehdit sözlerini sarfettiği anlaşılmakla eylemin sabit olması nedeniyle;
a) Hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren ve 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanun’un 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirmesinde zorunluluk bulunması,
b) Uzlaşma sağlanamaması halinde:
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 ve devamı maddeleri gereğince sanık hakkında yeniden hukuki değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
21.12.2023 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310., 5235 sayılı Kanun’un 20/1, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 38, 260/3. ve 291 inci maddeleri gereğince, yokluğunda karar verilen Görüldü Savcısının, 05.08.2017’den önce verilen o yer veya mülhakat Asliye Ceza Mahkemesi kararlarını temyiz süresinin, kararı temyize hakkı olan diğer süjelerle eşit biçimde ve tebliğden itibaren bir hafta olması ve inceleme konusu olayda, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan araştırma sonucunda … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2015 günlü ve 2015/657 Esas, 2015/952 Karar sayılı kararının 31.12.2015 tarihinde Hakim tarafından imzalanarak, Görüldü savcısı ekranına gönderildiği, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından 12.01.2016 tarihinde temyiz dilekçesi gönderildiğinin anlaşılması karşısında, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz tarihinin 1412 sayılı Kanun’un 310/1 inci maddesindeki bir haftalık temyiz süresi geçtikten sonra olduğu anlaşılmakla; temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, reddine karar verilmesi gerektiğinden itirazın kabülü yönünde sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.