YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/19844
KARAR NO : 2023/15109
KARAR TARİHİ : 20.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/52
SUÇ : Silahla tehdit, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Bozma
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 6.Ceza Dairesinin, 09.10.2023 tarihli ve 2023/3381 Esas, 2023/13162 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2023 tarihli ve KD-2016/74815 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/01 2016 gün ve 2015/52 Esas, 2016/6 karar sayılı ilamı ile 3.000 TL adli para cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 5271 sayılı Kanun’un 231/12. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olduğu, sanık …’ın bu suç yönünden itirazının, itiraz merciince incelenmesi gerektiğinden bahisle iade kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden Yüksek dairenin kasten yaralama suçuna ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kaldırıp bozma yapamayacağı ve yine Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.10.2023 günlü ve 2023/3381 Esas, 2023/13162 Karar sayılı ilâmında incelenen kararın mahkemesinin Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesi yerine Siverek 5. Asliye Ceza Mahkemesi yazılmasının yerinde olmadığına yöneliktir.
II. GEREKÇE
1. İncelenen Kararın Mahkemesinin Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesi Yerine Siverek 5. Asliye Ceza Mahkemesi Yazılmasının Yerinde Olmadığına İlişkin İtiraz Nedeni Yönünden
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.10.2023 günlü ve 2023/3381 Esas, 2023/13162 Karar sayılı ilâmında incelenen kararın mahkemesinin Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesi yerine Siverek 5. Asliye Ceza Mahkemesi yazılmasının yerinde olmadığı anlaşıldığından bu yönden itirazın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının İtiraz Yoluna Tabi Olduğuna İlişkin İtiraz Nedeni Yönünden
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.01.2016 günlü ve 2015/52 Esas, 2016/6 Karar sayılı ilâmı ile 3.000,00 TL adli para cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a, 43/2 ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Gerçek içtimanın istisnalarından biri olan bileşik suçta; suçun alt bileşenlerinin hatalı bir biçimde ayrı ayrı değerlendirilip bileşen suçlardan herhangi birisi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde, bu karar itirazı kabildir, düşüncesiyle temyiz denetimi dışında bırakılmamalıdır.
Nitekim Dairemiz, yağma suçunda tehdit, yaralama ve/veya konut dokunulmazlığını bozma suçları ile hırsızlık suçu birlikte yağma suçunu oluşturduğu hâlde yanlış nitelendirmeyle, hırsızlıktan temyizi kâbil bir mahkûmiyet hükmü kurup, diğer suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kaldırmak suretiyle fiilin bütünü ve bunlarla ilgili olarak verilen bütün hükümleri kapsar biçimde temyiz incelemesi yapmaktadır. (Örn; Y. 13. CD’nin 03.07.2019 günlü, 1381-11817 esas ve sayılı kararında olduğu gibi …)
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.05.1983 günlü ve 65/119 Esas -karar, 02.05.1994 günlü ve 97-126 Esas-karar sayılı ve CGK 2011/370 E., 2011/302 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirlemek için hüküm tarihindeki yasal düzenlemelerin dikkate alınması gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarih ve 2013/15-509 E. 2014/170 K. sayılı ilâmlarında ve yine CGK 27/12/2011 tarih 370 E. 302 K., ve yine CGK 06/12/2011 tarih 185 E. 249 K. Sayılı kararları başta olmak üzere pekçok kararında dagösterildiği üzere; miktar itibarıyla kesin nitelikteki hükümlerin, kesinlik sınırını aşar nitelikle yaptırım öngörmesi halinde suç vasfına yönelik temyiz üzerine, temyiz incelemesine konu olabileceklerine işaret edilmiştir.
Kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermesi ya da isnat edilen eylemin başka bir suça dönüşmesi olasılığının bulunması halinde temyiz edilebilirlik niteliği kazanacaktır.( CGK 2011/370 E., 2011/302 K.)
1412 sayılı CMUK’nun 315. maddesinde, temyiz talebinin kabule değer olup olmadığı ön incelemesinin ilk derece mahkemesince yapılması öngörüldüğü halde, 317. madde ile aynı incelemenin Yargıtay’ca da yapılması hüküm altına alınmıştır.
Buna göre temyiz başvurusunda bulunulması halinde hükmü veren mahkemece öncelikle temyiz başvurusunun kabul edilebilir olup olmadığı araştırılacak, bu bağlamda da temyiz talebinin süresinde yapılıp yapılmadığı, kararın temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığı ve başvuruda bulunanın hükmü temyiz etmeye hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı incelenecektir.
Mahkemece temyiz isteğinin kabul edilebilir bulunması halinde herhangi bir karar verilmeden aynı kanunun 316. maddesi uyarınca tebligat işlemleri tamamlandıktan sonra dosya temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir.
Temyiz başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra yapılması ya da kararın temyiz edilebilir nitelikte bulunmaması veya başvuruda bulunanın temyiz etme hak ve yetkisinin olmaması halinde ise ilgili Dairece temyiz talebi 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca reddedilecek, temyiz talebinin reddi nedenlerinin bulunmaması durumunda da esas yönünden temyiz incelemesi yapılacaktır.
Dosyanın, hükmü temyiz olunan mahkemece verilen temyiz isteminin reddi kararına karşı yapılan başvuru üzerine yollanması halinde de Yargıtay tarafından; ret kararı usul ve kanuna uygun bulunursa temyizin reddi kararının onanmasına karar verilip dosya mahkemesine geri gönderilecek, ret kararının usul ve kanuna aykırı olduğu tespit edilirse, bu karar kaldırılıp hüküm esastan incelenecektir. Diğer bir anlatımla, temyiz başvurusunun kabul edilebilirliği belirlendikten sonra Yargıtayca yapılacak inceleme ilk derece mahkemesince verilen hükmün esasına yönelik olacaktır. Dolayısıyla, hükmedilen sonuç adli para cezasının miktarı itibarıyla kesin nitelikte bulunan yerel mahkeme hükmüne karşı suç vasfına yönelik olarak yapılan temyiz talebinin Yargıtay ilgili Dairesince kabul edilerek, hükmün temyizen incelenebilir olduğunun belirlenmesinden sonra, hükmün esası incelenerek bir karar verilecek, temyizen incelenebilir olduğu kabul edildikten sonra artık hükmün kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi uyarınca reddine karar verilemeyecektir.
Bütün bu aşamalar geçildikten sonra ise;
Hükmün temyizen incelenmesine geçildikten sonra usul ve kanuna uygun bulunması halinde onanması, hukuka aykırılık belirlenmesi halinde bozulması ya da 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinde yazılı şartların bulunması durumunda ise düzeltilerek onanması, başka bir anlatımla esasa ilişkin bir karar verilmesi gerekir.
Yargıtay Yerleşik Uygulamaları dikkate alındığında bir hüküm kesin bile olsa eğer suçun vasıf ve niteliğiyle temyiz içeriği gerektiriyorsa (kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermesi ya da isnat edilen eylemin başka bir suça dönüşmesi olasılığının bulunması halinde) kesin nitelikteki kararlar kaldırılıp esastan inceleme yapılabileceği duraksamasız kabul edilmektedir.
Hal böyle olunca yani kesin hükmün bile rahatlıkla kaldırılıp incelenebileceğinin kabul edildiği ortamda kesin nitelikte olmayan hatta bir hüküm bile sayılmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kaldırılamayacağının kabul edilmesi söz konusu olmayacaktır.
Mahkemeler tarafından zaman zaman bileşik suç olan yağma bileşenlerine bölünmekte hukuken mümkün olmamasına rağmen bileşenlerine ayrılmakta cebir veya tehditten (TCK 149/2. Maddesinde belirtilen istisna haricinde) ayrıca ceza verilmekte veya HAGB uygulaması yapılmaktadır. Verilen bu kararların çoğu da kesin nitelikte olmaktadır.
Yani tek bir yağma suçu hukuken mümkün olmamasına rağmen hem yağma hem de bileşenleri olan cebir veya tehdit suçundan ayrı ayrı hüküm kurulmasına neden olmaktadır. Bu da sanıkların mağduriyetine neden olmakta aynı suçtan fiilen mükerrer cezalandırılmasına neden olmaktadır.
Bu nedenlerle Dairemiz sadece yağma suçundan hüküm kurmak gerekirken yağma suçunun unsuru olan ve yağma suçunun içinde değerlendirilmesi gerekip ayrıca hüküm kurulmaması gereken ancak mahkeme tarafından bölünerek ceza miktarı itibariyle kesin hüküm niteliğinde verilen veya HAGB uygulanan durumlar getirtilmektedir. Ve sanığın aleyhine durum yaratmaması için her iki kararlar da kaldırılarak birlikte değerlendirme yapmaktadır. Her ne kadar her birinin kanun yolu farklı olduğu düşünülebilir ise de olağan kanun yolu ile denetleme imkanı varken olağanüstü kanun yollarına başvurulamayacağı o durumun yargılamanın uzaması ve ek masraflara neden olabileceği ve anayasanın ilgili hükümlerine de aykırılık oluşturabileceği düşüncesiyle CGK’nın emsal kararları da baz alınarak birlikte değerlendirme yapılmaktadır. Bu durum hem usul ekonomisine hem mükerrer yargılama ve cezalandırma yapma yasağına uygunluk arz etmektedir. Söz konusu uygulama Yargıtay CGK’nın yerleşik içtihatlarıyla da uyum içerisindedir.
13. CD’nin 03.07.2019 günlü, 1381-11817 esas ve sayılı kararı; “…5237 sayılı TCK’nın 86, 106/1. ve 116/1. maddelerinde düzenlenen müessir fiil, tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçları suça sürüklenen çocuğun işlediği sabit görülen yağma suçunun unsuru ve nitelik hali olduğundan, eylemin parçalanmayacağı ve aynı eylemin bir kısmı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması diğer kısmı için mahkumiyet kararı verilemeyeceği görülerek; sanık hakkında TCK’nın 86, 106. ve 116. maddelerine ilişkin verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları kaldırılarak yapılan incelemede…”
6 CD 2022/3894 E., 2023/ 9023 K.;”… Gerçek içtimanın istisnalarından biri olan bileşik suçta; suçun alt bileşenlerinin hatalı bir biçimde ayrı ayrı değerlendirilip bileşen suçlardan herhangi birisi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde, bu karar itirazı kabildir, düşüncesiyle temyiz denetimi dışında bırakılmamalıdır. Nitekim Dairemiz, yağma suçunda tehdit, yaralama ve/veya konut dokunulmazlığını bozma suçları ile hırsızlık suçu birlikte yağma suçunu oluşturduğu hâlde yanlış nitelendirmeyle, hırsızlıktan temyizi kâbil bir mahkûmiyet hükmü kurup, diğer suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kaldırmak suretiyle fiilin bütünü ve bunlarla ilgili olarak verilen bütün hükümleri kapsar biçimde temyiz incelemesi yapmaktadır. ((Örn; Y. 13. CD’nin 03.07.2019 günlü, 1381-11817 esas ve sayılı kararında olduğu gibi …)
Bu nedenle somut olayda; silahla tehdit suçunun yağma suçunun unsuru olması nedeniyle sanık hakkında … 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2019/276 Esas 2021/195 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a maddeleri uyarınca silahla tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının KALDIRILMASINA…”
Aynı yönde 13. CD 2019/9193 E., 2020/629 K.; 13. CD 2019/11827 E., 2020/2726 K.;
6. CD 2021/3635 E., 2022/131 K.; 6. CD 2021/14360 E., 2022/9030 K., 6. CD 2022/3894 E.,
Bu nedenle somut olayda; kasten yaralama suçunun yağma suçunun unsuru olması nedeniyle sanık hakkında Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/01 2016 gün ve 2015/52 Esas, 2016/6 karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2-3-a, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca kasten yaralama suçundan 3.000,00 TL adli para cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının kaldırmak suretiyle fiilin bütünü ve bunlarla ilgili olarak verilen bütün hükümleri kapsar biçimde temyiz incelemesi yapılması gerektiği gözetilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazınının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca yapmış olduğu, 02.11.2023 tarih ve 2016/74815 sayılı maddi hatanın düzeltmesi istemi yerinde görülmüş olduğundan talebin KABULÜ ile Dairemizin 09.10.2023 tarihli ve 2023/3381 Esas, 2023/13162 Karar sayılı kararının mahkemesinin Siverek 5. Asliye Ceza Mahkemesi yerine Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesi yazılması suretiyle ilâmın düzeltilmesine, diğer kısımların aynen bırakılmasına,
2. Gerekçe bölümünde (2) nolu paragrafta belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
3. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.10.2023 tarihli ve 2023/3381 Esas, 2023/13162 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.11.2023 tarihinde karar verildi.