YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2501
KARAR NO : 2023/12321
KARAR TARİHİ : 13.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/962 E., 2016/17 K.
SUÇ : Tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Mağdur … Müdafiinin Temyiz Başvurusunun İncelenmesinde,
Akıl hastası olan mağdur …’ya … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/674 E-2012/1116 K ve 08.08.2012 tarihli kararıyla …’nın vasi olarak tayin edildiği, 05.05.2015 tarihli oturumda mağdur …’in “Sanıktan şikâyetçi olmadığını” beyan ettiği, 08.10.2015 tarihli oturumda dinlenen mağdur vasisinin ise sanıktan şikâyeti olmadığını beyan ettiği ve bu aşamadan sonra mağdur vekili da sanıktan şikâyetçi olduklarına ve davaya katılma taleplerinin bulunduğuna yönelik 19.01.2016 tarihinde beyanda bulundukları ve mahkemece mağdur ve vasisi hakkında davaya katılmalarına ilişkin bir katılma kararının bulunduğunun anlaşılmış ise de mağdur vekilinin katılma sıfatı olmadığından ve temyiz dilekçesinde sanığın beraat etmesini talep etmesi de gözetildiğinde mağdur vekili temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Yasa’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2. Sanığın Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Temyiz İncelemesinde;
a) Hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren ve 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanun’un 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
b) Uzlaşmanın sağlanamaması halinde;
Hükümlerden sonra 19.08.2020 gün ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 gün ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “… kovuşturma evresine geçilmiş …” ibaresinin aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü …” yönünden Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun’un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 nci maddesinin (f) bendinde kovuşturmanın “İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade eder şeklinde tanımlanması karşısında, 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlemeye konu edilen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, mahkemenin kararırına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyin hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.