YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2975
KARAR NO : 2023/11738
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/136 E. 2016/382 K.
SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2016 tarihli ve 2016/341 Soruşturma No.lu iddianamesi ile sanık hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 86 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2…. 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2016 tarihli ve 2016/136 Esas, 2016/382 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama ve tehdit suçundan 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin Temyiz Sebepleri
1.Sanığın atılı suçları işlemesi karşısında , kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde tüm dosya kapsamı ile de doğrulandığı üzere sanığın, eşi katılanı darp edip tokat atarak kasten yaraladığı ve eşi katılana hitaben “seni öldürürüm” diyerek tehdit ettiği iddiası ile sanık hakkında kamu davası açılmış ise de; olay tarihinden 6 gün sonra yaptığı şikayet beyanı dışında her türlü şüpheden uzak inandırıcı delil bulunmadığı, katılanın sanığın kendisine cinsel saldırıda bulunduğu iddiası nedeniyle alınan raporunda da şikayetinde belirtilen yaralama eylemlerine ilişkin bir tespitin bulunmadığı belirtilerek atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince mahkemesince sanığın BERAATİNE karar verilmiştir.
2.Katılan mahkemede; “Olay günü sanık kulaklarıma tokat attı,saçımı yoldu, ayrıca beni “çocuğu aldırmazsan seni öldürürüm dedi, şikayetçiyim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Sanık aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
4. Katılana ait 07.01.2016 tarihli adli muayene raporunda; “boyun sağ tarafında ısırıkla oluşan morluk” olduğu belirtilmiştir.
IV.GEREKÇE
1. Dosya kapsamı incelendiğinde katılan vekilinin iddiasını destekleyecek görgü tanığı ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delil mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Yasanın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2016 tarihli ve 2016/136 Esas, 2016/382 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.