Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/3346 E. 2023/13946 K. 31.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3346
KARAR NO : 2023/13946
KARAR TARİHİ : 31.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/160 E., 2015/812 K.
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet, düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin ve katılan vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Katılan vekilinin temyizi yönünden;
1412 sayılı Kanun’un 372 nci maddesi ve buna paralel 5271 sayılı Kanun’un 243 üncü maddesindeki, “katılan, vazgeçerse…katılma hükümsüz kalır” şeklindeki düzenleme ile Ceza Genel Kurulu ve Ceza Dairelerinin istikrarlı uygulamalarına göre; soruşturma aşamasındaki şikâyetten vazgeçme sonradan kovuşturma aşamasında kamu davasına katılmaya engel değildir. Ancak, kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçilmesi halinde davaya katılma olanağı kalmayacak, katılma kararı verilmiş ise hükümsüz kalacaktır. Bu itibarla soruşturma aşamasında şikâyetinden vazgeçen müştekinin kovuşturma aşamasında şikâyetçi olması ve davaya katılma talebinin bulunduğunun anlaşılması karşısında katılanın tehdit ve yaralama suçlarından katılma talebinin kabulüne, takibi şikâyete bağlı hakaret suçundan ise soruşturma aşmasında şikâyetten vazgeçme nedeniyle reddine karar verilerek yapılan incelemede;

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendinin uygulanması suretiyle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2015/160 Esas, 2015/812 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan düşme, tehdit suçundan beraat, yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
Kararı temyiz ettiğine,

2. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Yaralama suçu yönünden kararı temyiz ettiğine,

3. O yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Sanık hakkında tehdit suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine,

4. Vesaire,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince; yapılan yargılama neticesinde sanık ile müştekinin karı koca oldukları olay tarihinde sanığın müştekiyi uyuduğu sırada kollarından tutarak “tek hamile sen misin devamlı uyuyorsun” dedikten sonra başına ve bacaklarına tekme ile vurduğu, ertesi gün müştekinin … Devlet hastanesine müracaat etmesi soncunda raporunun düzenlendiği ve hamileliğinin devam etmesi nedeniyle hastaneye yatışının yapıldığı, müştekinin hastanede yatmakta olduğunu öğrenen sanığın servise geldiği, burada müşteki, müştekinin annesi ile konuştukları ve aralarında tartışma yaşandığı, bunun üzerine sanığın olay yerinden ayrıldığı, sanık savunmasında suçlamayı kabul etmediği, ancak yaralama suçu açısından müştekinin alınan adli raporunda çene ve yüz bölgesinde hassasiyet ve bacak bölgesinde ekimoz oluştuğunun tespit edilmesi ve basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığı yönünde rapor düzenlenmesi karşısında sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve üzerine atılı yaralama suçunu işlediğinin sabit olduğu, tehdit suçundan açılan kamu davasında ise sanığın müştekiyi tehdit etmediğini beyan ettiği, müştekinin annesi olan tanık ile daha sonra müşteki tarafından bildirilen aynı odada kalan tanığın müştekinin ifadelerini doğrular beyanda bulunduğu, ancak tanık N.Ç’nin mağdurun annesi olduğu ve mağdurla sanık arasında yaşanan sorunlar nedeniyle kızının yanında hareket etmesinin ve beyanda bulunmasının beklenebileceği, diğer tanık E.Y’nin polisi aradıklarını ifade ettiği, ancak sanık vekili tarafından bildirilen hastanede görevli hemşirelerin böyle bir olaya şahit olmadığını açıkladıkları, getirtilen ihbar tutanağından müştekinin olay tarihinde ihbar hattını saat 20:45 de aradığı, görevli ile l gün önce meydana gelen darp olayı ile ilgili olarak ifade vermek istediğini beyan ettiği, ancak ifadelerinde eşinin kendisini hastaneye gelip tehdit ettiğine dair herhangi bir beyan olmadığı, yine müştekinin soruşturma aşamasında sanık hakkındaki şikayetini geri aldığı, daha sora duruşma safhasında tekrar şikâyetçi olduğu, sanık vekili tarafından olaydan sonraki taraflar arasındaki mesajlaşmaya ilişkin sunulan belge içeriklerinin müşteki tarafından da kabul edildiği, bütün bu sebeplerle müştekinin özellikle tehdit eylemiyle ilgili olarak herhangi bir kuruma olay anında ihbarda bulunmamış olması, yine bu konuda müracaat yapılmadığının anlaşılması, dinlenen görevli tanıkların böyle bir olaya şahit olmadığını açıklamaları karşısında sanığın müştekiyi tehdit ettiğinin somut delillerle ispatlanamadığı ve atılı suçtan beraatine karar verilmesinin gerektiği, sanık hakkında hakaret suçundan da kamu davası açılmış ise de müştekinin soruşturma aşamasında şikayetini geri alması nedeniyle dava şartı olan şikâyet şartının gerçekleşmediği ve kamu davasının düşürülmesinin gerektiği şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Olaya ilişkin katılan, sanık ve tanık beyanları tespit edilmiştir.

3. Katılanın adli raporu temin edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Tehdit Suçuna İlişkin
Mağdurun aşamalarda değişmeyen beyanının annesi tanık N.Ç ve odada bulunan tanık tarafından doğrulandığı halde olaya ilişkin bilgisi olmadığını beyan eden tanıkların beyanına üstünlük tanınarak mahkûmiyeti yerine beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ancak sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık hakkında 15.09.2015 tarihli sorgu işlemi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

2.Yaralama Suçuna İlişkin
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, aynı sayılı Yasa’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “Hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 1401.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Yasa’nın 7 nci ve 5271 sayılı Yasa’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
1.Hakaret Suçuna İlişkin
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2.Tehdit Suçuna İlişkin
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2015/160 Esas, 2015/812 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

3.Yaralama Suçuna İlişkin
Başkaca yönleri incelenmeyen … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2015/160 Esas, 2015/812 Karar sayılı kararının, Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

31.10.2023 tarihinde karar verildi.