YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3534
KARAR NO : 2023/9748
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2015 tarihli ve 2015/85812 Soruşturma No.lu iddianamesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 125 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
2. … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/593 Esas, 2016/333 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; hakaret suçundan 125 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/593 Esas, 2016/333 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine 10.07.2018 tarihli ve 2017/13874 Esas, 2018/13778 Karar sayılı ilâmıyla;
“02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu, hakaret suçu yönünden ise, uzlaşma önerisinin yapıldığı tarihte 5271 sayılı CMK’nın 253/3. maddesinde engel bulunduğu gözetilerek, yeni düzenleme karşısında bu suç yönünden de uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Uzlaşmanın sağlanamaması üzerine … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2018/479 Esas, 2019/471 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; hakaret suçundan 125 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. GEREKÇE
7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde basit yargılama usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu sebebiyle hukuka aykırılık görülmüştür.
III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2018/479 Esas, 2019/471 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı oy)
K A R Ş I O Y
Basit Yargılama Usulünü düzenleyen CMK 251/1 maddesine göre “…basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki açık düzenleme ile mahkeme hakimine mutlak bir takdir yetkisi verilmiştir. Mutlak takdir yetkisi verilen durumlarda Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre de TCK 50, 51, 62 ve CMK 231. maddede olduğu gibi açık bir talep olması halinde gerekçe yazma zorunluluğu olup, uygulama yapma zorunluluğu bulunmadığı kabul edilmektedir. Açık talep olmaması halinde hakimin takdirine bırakılan konularda gerekçe yazmak bile gerekmediği oturmuş yerleşik içtihatlarımızdandır. Kanun metninde de açıkça görüldüğü gibi tamamen hakimin takdirine bırakılmış olan basit yargılama usulünü uygulayıp uygulamama nedeniyle kararın bozulamayacağı kanaatinde olduğumuzdan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Kaldı ki CMK 251. maddede 08.07.2021 tarihinde yapılan değişiklikle duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulamayacağı yönündeki açık kanun hükmü de dikkate alındığında zaten hakim tarafından usul hükümlerinin derhal yürürlük ilkesi nedeniyle başkaca yapacak bir işlem bulunmadığı da açıktır. Bu nedenle kararın esasına girilip esastan değerlendirme yapılarak onama kararı verilmesi gerekirdi.