Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/3621 E. 2023/14205 K. 08.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3621
KARAR NO : 2023/14205
KARAR TARİHİ : 08.11.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/65 E., 2019/341 K.
SUÇLAR : Tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 2014/10746 Soruşturma Numaralı iddianamesi ile; sanık hakkında tehdit ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1. cümle, 43, 123/1, 43, 53 maddeleri uyarınca, kamu davası açılmıştır.

2. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2015/62 Esas, 2015/559 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/1, 43/1, 62 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50/1-a maddesi gereği 3.740,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 123, 43/1, 62 nci maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50/1-a maddesi gereği 1.860,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, karar verilmiştir.

3. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2015/62 Esas, 2015/559 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 17.10.2017 tarihli ve 2015/24133 Esas, 2017/22483 Karar sayılı kararı ile;
“02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun ise, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehditle birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.05.2019 tarihli ve 2018/65 Esas, 2019/341 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/1, 43/1, 62 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50/1-a maddesi gereği 3.740,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 123, 43/1, 62 inci maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50/1-a maddesi gereği 1.860,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.11.2020 tarihli 2019/128853 sayılı,
“I-Sanığın İşlediği Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu Bakımından:
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarı, 14/04/2011 tarihinde yürürlüğe giren 31/03/2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakındaki Kanun’a eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan, sanıık müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİ,
II-Sanığın İşlediği Tehdit Suçu Bakımından:
Hükümden sonra 19/08/2020 gün ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 25/06/2020 gün ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. Maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş….” ibaresinin aynı bentte yer alan “….basit yargılama usulü….” yönünden Anayasa’ya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olması ve CMK’nın “Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesinin (f) bendinde kovuşturmanın “İddianameyi kabulle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade eder şeklinde tanımlanması karşısında, 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlemeye konu edilen CMK’nın 251. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiği hâlde yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı bulunduğundan sanık müdafiinin temyiz talebini kabulü ile hükmün CMUK’nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASI,” görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. GEREKÇE
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 141, 5271 sayılı Kanun’un 34/1, 230 ve 1412 sayılı Kanun’un 308/7 nci maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ve bunların nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır ve Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.05.2019 tarihli ve 2018/65 Esas, 2019/341 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

08.11.2023 tarihinde karar verildi.