YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6580
KARAR NO : 2023/9058
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli tehdit, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şuhut Cumhuriyet Başsavcılığının 01.07.2015 tarih 2015/193 No.lu iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli tehdit ve mala zarar verme suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a ve c) bentleri, 151 inci maddesinin birinci fıkrası 53 ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemli kamu davası açılmıştır.
2. Yapılan yargılama sonucu Şuhut Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2016 tarihli ve 2015/247 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli tehdit ve mala zarar verme suçlarından, ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Özetle;
1. Sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın soruşturmaya konu olaydan evvel sanık …’ın karısıyla gönül ilişkisinin olduğu, bu sebeple …’ın eşinden boşandığı, … ile babası olan sanık …’nin açıklanan nedenlerle katılana husumet besledikleri, olay günü akşam saatlerinde … ve …’nin katılanın Ortapınar Köyündeki kahvehanesinin camlarına ateş etmek amacıyla akrabaları olan anlaştıkları temyiz dışı sanık H.S.’den adli emanetin 2012/36 sırasına kayıtlı av tüfeğini aldıkları, sanıkların H.S.’den almış oldukları av tüfeği ve kendilerinde bulunan adli emanetin 2012/35 sırasına kayıtlı av tüfeğini alarak müştekinin Ortapınar Köyündeki kahvehanesinin olduğu mevkide bulunan tarlaya gittikleri, tarladan … ve …’nin tüfeklerle katılanın kahvehanesine doğru en az iki kez ateş ettikleri, bu sebeple katılana ait kahvehane camlarının kırıldığı,bu şekilde sanıkların nitelikli tehdit ve mala zarar verme suçlarını işledikleri iddiası ile haklarında kamu davası açılmıştır.
2. Olay yerinde ele geçirilen üç adet kurşun parçası üzerlerinde istimal edildikleri silah- silahlara ait teşhise elverişli karakteristik izler bulunmadığından atıldıkları silah – silahların tespitinin mümkün olmadığına dair 07.06.2012 tarihli ekspertiz raporu dosya içerisinde mevcuttur.
3. Olay anında kahvehanede bulunan katılan ve müşteri olan tanıklar H.A.,A.Ç. ve S.K. beyanlarında kahvehaneye kim ya da kimler tarafından ateş açıldığını görmediklerini ifade etmişlerdir.
4. Sanıkların el, yüz ve boyun svaplarında yine sanık …’nin montunda atış artıkları tespit edildiğine dair 04.07.2012 tarihli ekspertiz raporu dosya içerisinde mevcuttur.
5. Sanık …’ın evinde yapılan aramada duvarda asılı ve üzeri tozlu halde av tüfeğinin ele geçirilmiş olduğuna dair 30.03.2012 ev arama tutanağı dosya içerisinde yer almktadır.
6. Temyiz dışı sanık H.S’nin evinde yapılan usulüne uygun arama neticesi samanlık bölümünde av tüfeği ele geçirildiğine dair 02.04.2012 tarihli ev arama tutanağı dosya içerisinde yer almaktadır.
7. Sanıklar aşamalardaki savunmalarında suçlamaları kabul etmemişler, atış artıklarının evde bulunan av tüfeğini temizlemeleri nedeniyle bulaşmış olabileceğini ifade etmişlerdir.
IV. GEREKÇE
A. Sanıkların Cezalandırılması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Hukûkî Süreç başlığı altında iki numaralı paragrafta belirtilen delilden anlaşılacağı üzere; olay yerinde ele geçirilen üç adet kurşun parçasının sanık …’nin ve temyiz dışı sanık H. S.’nin evinde ele geçirilen tüfeklerden atıldığına dair bir tespit yapılamamaktadır. Dava konusu olayı kim yada kimlerin gerçekleştirdiğine dair bir görgü tanığı bulunmamaktadır. Sanıklar da tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmemişlerdir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2 nci maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11 inci maddesi) de nazara alınarak, sanıkların üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi gereğince sanıkların beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Vesaire Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre,o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şuhut Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2016 tarihli ve 2015/247 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.