Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/9564 E. 2023/9509 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/9564
KARAR NO : 2023/9509
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Finike Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/2762 soruşturma numaralı iddianamesi ile; sanık hakkında 01.09.2012 tarihli tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1. cümle, 53. maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.

2. Finike Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2014 tarihli ve 2014/79 Esas, 2014/815 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümle, 29, 62. maddeleri uyarınca 3 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 50/1-a, 52/2. maddesi gereği hapis cezanını 2.200,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir.

3. Finike Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2014 tarihli ve 2014/79 Esas, 2014/815 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 04.02.2020 tarihli ve 2019/8353 Esas, 2020/2396 Karar sayılı kararı ile;
” Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre sanığın uzlaşmaya tabi olan tehdit eylemini uzlaşmaya tabi olmayan kardeşe karşı kasten yaralama eylemi ile birlikte gerçekleştirdiği belirlenerek yapılan incelemede;
TCK’nın 106/1-1. maddesi uyarınca belirlenen hapis cezasından, aynı Kanunun 29. maddesi uyarınca 1/4 oranında ve 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken ayrı ayrı hesap hataları yapılmak suretiyle, sonuç cezanın 2.240 TL yerine 2.200 TL adli para cezası olarak eksik tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
Sanığın sabıkasında görülen ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olması, CMK’nın 231/8. maddesine 28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 72. maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesi eklenmiş ise de, daha önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşme tarihi itibariyle engel oluşturmaması karşısında, yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak, takdiri indirim uygulanan sanık hakkında diğer koşullar değerlendirilmeden, “Sanığın sabıka kaydında daha önce hakkında verilmiş hagb kararları bulunduğu görülmekle, sanık hakkında 5271 sayılı CMK nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklindeki kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Finike Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2020 tarihli ve 2020/157 Esas, 2020/464 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümle, 29, 62. maddeleri uyarınca 3 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 50/1-a, 52/2. maddesi gereği hapis cezanını 2.200,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz Sebepleri
1. …’un beyanında geçen M.U.’nun tanık veya sanık sıfatıyla dinlenmediğine,
2. Oğlu B.U.’nin beyanlarının değerlendirilmediğine,
3. Suçu işlediğine dair delil olmadığına,
4. Tanık M.A.U.’nun beyanında belirttiği “Her türlü terbiyesizliği yaparım” cümlesinin 03.09.2012 tarihinde söylenmediği gibi, bu cümlenin tehdit olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığına,
5. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına yönelik gerekçenin
yerinde olmadığına,
6. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile katılanın kardeş oldukları, aralarında miras paylaşımı nedeni ile husumet bulunduğu ve diğer kardeşleri ile birlikte arazilerini sulamak için kullandıkları vananın masrafları konusunda anlaşmazlık bulunduğu, sanığın 01.09.2012 günü kardeşi tanık M.A.U.’yu arayarak katılanın suyu kullanmaması için “… parayı öderse vanayı kullanır, parayı vermezse gelmesin bir yakasını kırarım ona söyle” dediği, tanığın kardeşi katılanı arayarak sanığın söylediklerini ilettiği, anlaşılmıştır.

2. Sanık kardeşi tanık M.A.U.’yu aradığını ancak sadece, katılandan parayı ödemesini istediğini, söylediğini savunduğu görülmüştür.

3. Tanık M.A.U.’nun savcılık huzurunda alınan beyanında sanığın “… parayı öderse vanayı kullanır, parayı vermezse gelmesin bir yakasını kırarım ona söyle” dediğini, mahkeme huzurunda alınan beyanında sanığın “150,00 TL vermezse kendisine her türlü terbiyesizliği yaparım” dediğini belirtmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın 01.09.2012 tarihli eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümlesinde tanımı yapılan tehdit suçunu oluşturduğu, 24.11.2016 tarihinde kabul edilen 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi gereğince suçun uzlaşma kapsamında kaldığı gözetilerek, taraflara usulünce uzlaşma önerisinde bulunularak sonucuna göre işlem yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle,

2. Uzlaşma sağlanamadığı halde, 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde basit yargılama usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu sebebiyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Finike Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2020 tarihli ve 2020/157 Esas, 2020/464 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

22.03.2023 tarihinde karar verildi.