Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/9840 E. 2023/9687 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/9840
KARAR NO : 2023/9687
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 26.07.2012 tarihli ve 2012/14209 Esas No.lu iddianamesiyle sanık …’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.

2. … 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 25.03.2013 tarihli ve 2012/742 Esas, 2013/279 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 25.01.2017 tarihli 2014/31688 Esas ve 2017/2851 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçu yönünden;
“02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

4. … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2020 tarihli ve 2018/383 Esas, 2020/464 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.11.2021 tarihli ve 4-2021/10663 sayılı,
“Hükümden sonra 19/08/2020 gün ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 25/06/2020 gün ve 2020/16 esas 2020/33 karar sayılı kararı ile, 04/12/2004 tarihli 5271 sayılı CMK’na 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31.maddesiyle EK’lenen geçici 5.maddenin (d) bendinde yer alan “… Kovuşturma evresine geçilmiş … ” ibaresinin aynı bentte yer alan ” …basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olması ve CMK’nun ” Tanımlar ” kenar başlıklı 2.maddesinin (f) bendinde kovuşturmanın ” iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eder şeklinde tanımlanması karşısında, 7188 sayılı Kanun’un 24.maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlemeye konu edilen CMK’nun 251.maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebebi;
Beraatine karar verilmesi gerektiğine,

B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi;
5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden karar verilmesi gerektiğine,

C. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın olay tarihinde … Adliyesinde katılan ile aralarındaki bir ceza davası duruşması sırasında, mahkemece kendisi ve eşi hakkında para cezası kararı verilerek davanın sona ermesinden sonra dışarı çıktıklarında katılana hitaben “sana gösteririm” dediği ve parmak salladığı anlaşılmıştır.

2. Katılanın aşamalarda alınan tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.

3. Tanık S.B.’nin katılanın beyanlarını kısmen destekleyen beyanı dava dosyasında bulunmaktadır.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Basit Yargılama Usulünü düzenleyen 5271 sayılı Kanun’un 251/1 maddesine göre “…basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki açık düzenleme ile mahkeme hakimine mutlak bir takdir yetkisi verilmiştir. Mutlak takdir yetkisi verilen durumlarda Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre de 5237 sayılı Kanun’un 50, 51,62 ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde olduğu gibi açık bir talep olması halinde gerekçe yazma zorunluluğu olup, uygulama yapma zorunluluğu bulunmadığı kabul edilmektedir. Açık talep olmaması halinde hakimin takdirine bırakılan konularda gerekçe yazmak bile gerekmediği oturmuş yerleşik içtihatlarımızdandır. Kanun metninde de açıkça görüldüğü gibi tamamen hakimin takdirine bırakılmış olan basit yargılama usulünü uygulayıp uygulamama nedeniyle kararın bozulamayacağı, karar tarihinde basit yargılama usulü yürürlükte olduğu anlaşıldığından Tebliğname’de bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

B. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Katılan beyanı, katılan beyanı ile kısmen uyumlu tanık beyanı ve Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır

C. O yer Cumhuriyet Savcısı Temyiz Sebepleri Yönünden
Tehdit suçu 5237 sayılı Kanun’ un 106 ncı maddesinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesi uyarınca, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit iken suç tarihinde 106 ncı maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi uyarınca malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit edilmesine yönelik yaptırımlar düzenlenmiştir.
Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; sanığın kabul edilen eyleminin katılana hitaben “sana gösteririm” diyerek parmak salladığı anlaşılmakla eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesindeki suçu oluşturduğunu kabul eden ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2020 tarihli ve 2018/383 Esas, 2020/464 Karar sayılı kararında sanık ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

30.03.2023 tarihinde karar verildi.