Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/9986 E. 2023/9675 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/9986
KARAR NO : 2023/9675
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hüküm; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 02.09.2008 tarihli ve 2008/30169 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 53 üncü maddesi uyarınca, inceleme dışı hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 129 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca, cezalandırılmaları istemi ile kamu davaları açılmıştır.

2. Kadıköy 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 13.04.2011 tarihli ve 2008/2018 Esas, 2011/475 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, beraat, inceleme dışı hakaret suçundan ise ceza verilmesine yer olmadığı kararları verilmiştir.

3. Kadıköy 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 13.04.2011 tarihli ve 2008/2018 Esas, 2011/475 Karar sayılı kararının sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan kurulan beraat, inceleme dışı hakaret suçundan ise ceza verilmesine yer olmadığına dair kararların sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından, temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 14.02.2019 tarihli ve 2016/7131 Esas, 2019/857 Karar sayılı kararıyla;

“… 1- Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükme karşı katılan …’ın temyiz itirazının incelenmesinde;
Sanık …’ın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nin 125/1, 66/1-d, maddelerinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre 8 yıllık olağan dava zamanaşımının sorgu tarihi olan 15.09.2009 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan …’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

2- Sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan hükme karşı katılan … ve O Yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince de;
Sanık … hakkında, katılan …’a yönelik tehdit suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz incelemesinde; 02.09.2008 gün ve 2008/3414 nolu iddianame anlatımına göre, “….Katılan …’a 37.500 YTL para verdiği, … …’ın elden vermiş olduğu parayı dosyaya yatırmadığı, sanığın parayı ödemesi için katılandan talepte bulunduğu, katılanın telefonlarına çıkmaması nedeniyle dosya arasında bulunan mesajları çektiği” iddia edilmesi karşısında; eylemin yağma ve/veya yağmada “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 5237 sayılı TCK’nin 150/1. maddesindeki suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … ve O Yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, “

Nedeniyle tehdit suçundan hükmün bozulmasına inceleme dışı hakaret suçundan ise kamu davasının düşmesin dair kararlar verilmiştir.

4. … Anadolu 58. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2019 tarihli ve 2019/213 Esas, 2019/193 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrası, 150 nci maddesi delaletiyle yağma suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın Görevli … Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5. … Anadolu 15.Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2020 tarihli ve 2019/9 Esas, 2020/265 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen suçu işlediği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Yargıtay Bozma İlamında ve Temyiz eden Cumhuriyet savcısı ve katılan’ın temyiz dilekçesinde de gösterildiği üzere, sanığın, vekalet görevini savsadığı iddiasıyla katılana çektiği ” panjurları aç da güneş girsin, unutma güneş girmeyen eve doktor girer, hukukun yüz karası, çember daraldı, kaçacak yerin yok, paramı ver kurtul, … Babasının hırsızlığını bilmesin, okulda hırsız avukatın kızı derler, gece 1 den sonra evde olduğunu biliyorum, bundan sonra rahat uyuyamayacaksın, hırsız avukat, çaldığın paraların hesabını ver, her tarafın sarıldı, paramı getir, namussuzlar bir yere kaçamaz, paramı teslim et kurtul, peşini bırakmayacağım biliyorsun, panjurların arkasına saklanma çık dışarı konuşalım, götür parayı dosyaya yatır bu işi unutayım, kaçma şansın yok bilesin her an tependeyim ” biçimindeki SMS kısa mesajlarda katılanın hayatına, sağlığına zarar verilebileceğinin bildirimi açıkça mevcut iken, sanık hakkında eylemine fiiline uyan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca nitelikli tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yerine suç vasfının 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi olarak belirlenmesi suretiyle düşme kararı verilmesine,
2. Vesaire
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın avukatı olan katılana bir miktar para verdiği, katılanın bu parayı dosyaya yatırmadığı iddiası ile sanığın bahsedilen parayı ödemesi için katılandan talepte bulunduğu, katılanın telefonlarına çıkmaması nedeniyle de kullanmakta olduğu telefonundan katılana ait telefona suça konu ”çember daraldı, kaçacak yerin yok, paramı ver kurtul”, “gece bir den sonra evde olduğunu biliyorum, bundan sonra rahat uyuyamayacaksın”,”çaldığın paraların hesabını ver”, “her tarafın sarıldı, paramı getir, namussuzlar bir yere kaçamaz”, “paramı teslim et kurtul, peşini bırakmayacağımı biliyorsun”, “götür parayı dosyaya yatır bu işi unutayım, kaçma şansı yok bilesin her an tependeyim” şeklinde tehdit ve inceleme dışı hakaret içerikli mesajları çektiği anlaşılmıştır.

2. Sanığın savunmalarında suçu ikrar ettiği anlaşılmıştır.

3. Katılan ve tanıklar M.S., E.E, O.Z.B., N.Y.ve N.K. beyanlarının dosyada mevcut olduğu belirlenmiştir.

4. Cumhuriyet savcılığının 01.08.2008 tarihli mesaj tespit tutanağı içeriğinde suça konu mesajların belirtildiği anlaşılmıştır.

5. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmistir.

IV. GEREKÇE
A. Suç Vasfının ve Düşme Kararı Verilmesinin Hatalı Olduğu Yönünden
Her ne kadar katılan vekilince sunulan temyiz isteminde sanığın eylemine uyduğu belirtilen 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen nitelikli tehdit suçunun, temyiz istemine konu 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 106 ncı maddesinin birinci cümlesinin birinci fıkrasında düzenlenen hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit suçu ile cezaların türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen 8 yıllık asli ve 5237 Sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 12 yıllık uzayan dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu anlaşılmış ise de somut olayımızda sanığın olay ve olgular başlığının birinci paragrafında ayrıntıları belirtilen eylemlerinin, bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturacağı ve bu suça ilişkin cezanın, türü ve süresine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımının da sanığın savunmasının alındığı 15.09.2009 gününden itibaren 15.09.2017 tarihinde dolmuş olduğu gözetildiğinde suç vasfının yazılı şekilde hatalı olarak belirlenmesi ve ayrıca 8 yıllık asli dava zamanaşımı sürenin suç tarihi itibariyle hesaplanan 12 yıllık uzayan dava zamanaşımının dolduğu tarihten önceki bir tarih olan 15.09.2009 günü dolduğu dikkate alınmaksızın zamanaşımı süresinin de hatalı olarak yazılı şekilde belirlenmiş olması sonuca etkili ve yeniden yargılamayı gerektirir bir bozma sebebi görülmeyerek sanık hakkında açılan kamu davanın zamanaşımı sebebiyle düşürülmesine ilişkin hükümde belirtilen eleştiri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki islemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Anadolu 15.Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2020 tarihli ve 2019/9 Esas, 2020/265 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
30.03.2023 tarihinde karar verildi.