YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10280
KARAR NO : 2010/1607
KARAR TARİHİ : 16.02.2010
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık ziynet alacağına ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dilekçesiyle dava konusu ziynetlerinin davalı eşi tarafından evlilik birliği içerisinde bozdurulduğunu ve bir daha da kendisine verilmediğini ileri sürerek bahse konu ziynet eşyasının aynen ya da bedelinin tahsilini istemiş davalı ise ziynet eşyasının iddia edildiği kadar olmadığı gibi olanların da davacı tarafından evden ayrılma anında götürüldüğünü beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Olayımıza gelince; davacı kadın evi son terkettiği tarih itibariyle ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğuna, darp neticesinde evden ayrıldığından bunların zorla elinden alındığına yönelik bir iddiada bulunmamış, dava konusu ziynet eşyalarının evlilik birliği
içerisinde davalı tarafından bozdurulduğunu savunmuştur. Ancak dinlettiği tanıklarla bu savunmasını ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı delil listesinin deliller bölümünde vs. delillere de dayandığından bunun yemin delilini de kapsadığı sonucuna varılarak ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.