Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/10323 E. 2013/2400 K. 13.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10323
KARAR NO : 2013/2400
KARAR TARİHİ : 13.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davacının bedelde muvazaa iddiası kabul edilerek satılan payın iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin … parsel nolu taşınmazın paydaşı olduğunu ve diğer paydaşlardan …’ın 348949/4247376 payını 24.03.2010 tarihinde 130.000.-TL bedelle davalı …’ya sattığını ancak satış bedelinin muvazaalı olduğunu, gerçek satış bedelinin 50.000-TL olup, bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini bildirmiş, davalı payının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı vekili gerçek satış bedelinin tapuda gösterilen miktar olduğunu, bunun aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiğinden davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Ancak davacı, tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; davacı, dava konusu … nolu parseldeki 348949/4247376 payın gerçekte 50.000.-TL bedelle davalıya satıldığını, davalının satış bedelini muvazaalı olarak 130.000-TL gösterdiğini iddia etmiş, iddiasını da davalıya ait payın daha önce 17.11.2009 tarihinde 50.000 TL ye Caner Ağca’ya, 28.01.2010 tarihinde 50.000 TL ye…tarafından …’a, bu tarihten yaklaşık 1,5 ay kadar sonrada 24.03.2011 tarihinde 130.000 TL’ye Mürsel Yılmaz tarafından Davalıya satılmış olduğuna, taşınmazın bu kadar kısa sürede bu miktarda değerlenemeyeceği iddiasına dayandırmıştır. Davalının kısa bir süre
sonra taşınmazı 130.000 TL’ye satın almış olması ve keşfen taşınmazın satış tarihindeki değerinin 65.313 TL olduğunun tespit edilmesi bedelde muvazaa iddiasını tek başına ispatlamaya yeterli değildir. Davacı delil listesinde tanık deliline dayanarak, mahkemece dinlenmesine karar verildiği takdirde isimlerini bildireceklerini beyan etmiş olmasına rağmen mahkemece davacıya tanık listesini ibraz etmesi için süre verilmeden ve tanıkları dinlenmeden karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davacıya 6100 Sayılı HMK’nun 240. maddesi gereğince tanık listesini vermesi için süre verilerek, muvazaa iddiasını ispatlama imkanı verilmesi, davasını ispat etmesi halinde ispatlanan değer üzerinden önalım hakkının tanınması, aksi halde davacıdan tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından yapılan harç ve masraflar toplamı üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanmayacağının sorulması, kabul etmesi halinde önalım bedelini depo etmesi için uygun bir süre tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.