Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/14130 E. 2013/6989 K. 17.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14130
KARAR NO : 2013/6989
KARAR TARİHİ : 17.04.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi mümkün olmazsa bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından ayrı, ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının davacıya evi terk et seni boşayacağım diyerek davacıyı evden zorla çıkardığını, davacının üzerine kalın birşeyler giymek için tekrar içeri girdiğini, bu defa dışarıya çıkmayınca davalının, davacının babasını arayarak gel kızını götür yoksa cinayet çıkacak dediğini, bunun üzerine davacının babası gelerek, davacıyı köyüne götürdüğünü, davacının evlilik süresi içerisinde kazanımlarını davalıya verdiğini, düğünde davacıya takılan 12 adet bilezik, takı seti ve künyeyi iş kurarken, ev alırken ve araba alırken davalının elinden aldığını ileri sürerek, ziynet eşyalarının aynen iadesini ya da bedeli olan 26.400 TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davacının davalıya maddi açıdan yardım yapmadığını, davalıya iş kurması için de yardım etmediğini, davalının buğday pazarı mevkiindeki dükkanını 1996 yılında sattığını, parası ile el dokuması kilim imalatı işini kurduğunu, 1998 yılında da tüp bayiliği işini yaptığını, davalının annesinin büyük destek sağladığını, davacı tarafın iş kurmak amacı ile para verildiği iddialarının doğru olmadığını, davalının 1994 yılının 2. ayından 1995 yılının ortasına kadar işsiz kaldığını, bu dönemde davacının 9 bileziğinden 6 tanesinin davacının isteği üzerine satılarak geçimlerinin temininde kullanıldığını, kalan 3 adet bileziğin 2009 yılı 9. ayında davacı tarafından giderken baba evine götürüldüğünü belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 6 adet bilezik yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamaklayükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, temyize konu 5 adet bilezik ,2 adet künye, 1 adet baklalı kelepçe, 2 adet düz bilezik, 1 metre altın zincir, 1 adet yüzük ve bir adet set takımının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Olayımıza gelince, davacı kadın evi terk ettiği tarih itibariyle redde konu ziynet eylalarının davalı tarafından elinden alındığını ve daha sonra kendisine iade edilmediğini dinlettiği tanıkların beyanları ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde “her türlü kanuni delil” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan, davacıya redde konu olan ziynetlerin davalı tarafından iş kurmak, ev ve araba almak için alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.