YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14701
KARAR NO : 2013/8731
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, davacıya düğünde takılan altınların davalının annesinin hesabının bulunduğu İş Bankası şubesinde açılan kasaya konulduğunu, davacının öğrenim kredisinin ödenmesi gündeme gelince bu altınların halen davalıda kalanlar dışındaki bir kısım ziynetlerin bozdurularak yaklaşık 7.000 TL olan kredi borcunun kapatıldığını, kasada kalan diğer altınlarını davalının annesi tarafından alınarak bozdurulduğunu öğrendiğini ve sorduğunda davalının annesinin yaklaşık 200 gr altını araba almak için kullandıklarını söylediğini, halen düğünde davacıya takılan 1 adet inci kolye, 1 adet bilezik, davacının annesinin taktığı set, ablasının taktığı kolye, teyzesinin taktığı bilezik ve kuzeninin taktığı kolye ucu ile bileziğin davalıda kaldığını belirterek ziynet eşyalarının aynen iadesini bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere bedellerinden şimdilik 1.000 TL.nin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, davacı tarafın ziynetlere ilişkin iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davalı ve annesinin, karşı tarafa 30.000 TL değerinde sertifikalı mücevher taktıklarını, davacının ziynetlerini kendisinin muhafaza ettiğini, evlilik süresince ziynetlerini çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bozdurduğunu, davalının davacının ziynetleriyle hiç ilgilenmediğini, karşı tarafın evlendikten kısa bir süre sonra 7.000 TL olan öğrenim kredi borcunu ziynetlerini bozdurarak kapattığını, KPSS ve ehliyet sınavları için ziynetlerini bozdurduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece, davacının ziynetlerin davalı ve annesinin kasasında kaldığının, davalı ve ailesi tarafından bozdurulup harcandığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın, dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda ve ailesinde kaldığının, bir kısmının bozdurulduğunu ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü,kendi ihtiyaçları için bozdurulduğunu savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla, bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır. Olayda, davacı düğünde davacıya takılan ziynetlerin davalının annesi adına açılan kasaya konulduğunu, davalı ve ailesinin bu ziynetleri bozdurup harcadıklarını iddia etmiş, tanıkları bu iddiayı doğrulamış iseler de, davalı ziynetlerin davalı tarafça alınmadığını, kasaya konulmadığını, davacının kendi ihtiyaçları için bozdurduğunu, kalan ziynetlerin davacı tarafından evden ayrılırken götürüldüğünü savunmuş, tanıkları ise savunmayı teyit etmişlerdir. Her iki taraf tanıkları birbirine zıt ve çelişkili beyanlarda bulunmuştur. Bu nedenle davacı iddiasını tanık delili ile kanıtlayamamıştır. Bununla birlikte, davacı vekilinin delil listesinde her türlü delil ibaresinin bulunması karşısında, davacının yemin deliline de dayandığı kabul edilerek ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı ve ailesinde kaldığı konusunda davacı tarafa, davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.