Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/17535 E. 2013/2395 K. 13.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17535
KARAR NO : 2013/2395
KARAR TARİHİ : 13.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin … ada… No’lu parselin paydaşlarından olduğunu, taşınmazın diğer bir kısım paydaşlarının toplam 72/481 paylarını 16.03.2011 tarihinde 1.450 TL bedelle davalıya sattıklarını, satıştan haricen haberdar olan davacının önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının müvekkilinin amcası olduğunu, bu nedenle satış işlemini baştan beri bildiğini, satış işlemi bilen davacının davayı üç ay içinde açmadığından davanın reddine karar verilmesini, öte yandan müvekilinin payını temlik aldığı…’in babası olduğunu, taraflar arasındaki işlemin gerçek bir satış olmadığını, miras payının devri olarak algılanması gerektiğini, aynı resmi satış işlemi ile alınan diğer paydaşlara ait paylarında müvekkili tarafından alınmadığını, bu paylara iişkin bedeli de müvekkilinin babası…’in ödeyerek, payların tescilinin müvekkili adına yapıldığını, bu nedenle bu işlemin de müvekkili açısından satış olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı ile babası arasındaki satış işleminin gerçekte bağış olduğu kabul edilerek, babası…’den aldığı paylar yönünden önalım hakkı kullanılamayacağından davanın reddine, diğer paydaşlardan aldığı paylar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.03.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen Batman ili Yeniköyü… parsel No’lu taşınmazın 72/481 payı taşınmazın paydaşlarından …,… ve … tarafından davalıya 16.03.2011 tarihinde toplam 1150 TL bedelle satılmış, davacı da yapılan satış noter aracılığı ile bildirilmediğinden 22.12.2005 tarihinde süresi içinde açtığı işbu dava ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı ise dava konusu edilen payın tapuda satış gösterilmesine rağmen babası … tarafından kendisine bağışlandığını, önalım hakkının kullanılamayacağını savunmaktadır. Dosyada bulunan nüfus kayıtlarından satıcılardan… ile davalı arasında baba-oğul ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. 27.03.1957 tarih ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre paylı mülkiyette paydaş, payını, karı veya kocaya, çocuklarına ya da akrabaya temlik ederse görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile gerçekte miras hukuku ile ilgili amaçların ya da bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkı kullanılamayacaktır. Bu nedenle mahkemenin, davalının babası…’den devralınan pay için önalım hakkı kullanılamayacağına ilişkin gerekçesi isabetlidir. Ancak davalı babasının 72/481 payını bağış yoluyla edinerek ve bu şekilde taşınmazda paydaş haline geldiğinden, davalının aynı gün, aynı satış senedi ile diğer paydaşlarında hissesini satın aldığından, satın alınan paylara yönelik olarak da önalım hakkının kullanılması söz konusu olamayacaktır. Nitekim dairemizin 2009/13857 E. 2010/6514 K. 01/06/2010 tarihli kararında da bu durum açıklanmıştır. Bu nedenle davalının diğer paydaşlardan satın aldığı 48/481 paya yönelik olarak da davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu paylar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.