YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17600
KARAR NO : 2013/10737
KARAR TARİHİ : 19.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat-Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat ve alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından kiraya veren aleyhine açılan tazminat ve alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kısmi dava olarak açtığı dava dilekçesinde kiraya verenin kusuru nedeniyle kiralanandan istifade edemediğini, erken tahliye etmek zorunda kaldığından bahisle, halı sahadan aylık 2.000,00 TL den sözleşme sonuna kadar 15 aylık toplam 30.000 TL kâr mahrumiyeti olacağını, halı saha için 6.000,00 TL lik spor malzemesi aldığını ve halen kiralananda kullanıldığını, tesisin kafeterya kısmında ise müvekkilinin 17.650 TL lik ileriye dönük sözleşme imzaladığını sözleşmenin sona ermesi nedeniyle zarara uğradığını, ayrıca halı saha ve kafeterya için Sincan Belediyesine 4.781,00 TL lik ve 773,00 TL lik ruhsat harçları yatırdığını ve ruhsatları da alamadığını, Ankara Büyükşehir Belediyesine 585,00 TL numarataj bedeli ödediğini,665,00 TL de itfaye gideri ödemek zorunda kaldığını, ayrıca erken tahliye edildiği için ödenen kira bedeli alacağı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak toplam 9.000,00 TL nin davalıdan tahsiline, 13.11.2009 tarihinde taşınmazı tahliye etmesine karşın 16.03.2010 tarihine kadar müvekkilinden alınan kira paralarının iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda bir takım istemleri yerinde görmemesine, spor malzemelerinin ise iade edilmesine rağmen alacak miktarı talep edilen miktarı aştığı kabul edilerek, davanın kabulüne 9.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, spor malzemeleri bedeli nedeniyle talep edilen alacak yargılama sırasında iade edildiğinden davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hakim, davacının dava dilekçesinde göstermediği vakıaları kendiliğinden gözetemez ise de, müphem (belirsiz) veya çelişik gördüğü iddia ve sebepler (vakıalar) hakkında izahat (açıklama) isteyebilir. Davanın bir an önce sağlıklı bir sonuca ulaşması için ileri sürülen dava sebebinin (dayanılan olayların), talep edilen alacak kalemlerinin ve miktarlarının belirsiz olmaması kendi içerisinde tutarlı bulunması gerekir.
Olayımızda; Dava dilekçesinde davacının talep ettiği alacaklarının, bir kısmını mahrum kalınan kâra, bir kısmı kiralanana yapılan masraflara, bir kısımı kiralanda bırakılan menkul mallara, bir kısmı ise fazladan ödenen bedelinin istirdatına ilişkin toplam alacak miktarı üzerinden, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 9.000 TL.’nin tahsili ve miktarı açıklanmayan fazladan ödenen kira parasının istirdatı istenmiştir. Talep edilen bu 9.000 TL kısmi davanın içerisinde istirdatı talep edilen kira alacağının bulunup bulunmadığı anlaşılamadığı gibi, ne kadarının kira alacağı,ne kadarının yoksun kalınan kâr, ne kadarının kira sözleşmesine istinaden yapılan masraflara ve diğer alacaklara ilişkin olarak talep edildiği belli değildir. Mahkemece, davacı tarafa 9.000 TL’lik kısmi davanın ne kadarının mahrum kalınan kâra, ne kadarının kira sözleşmesine istinaden yapılan masraflara, ne kadarının kiralananda kalan menkul mallara ilişkin olduğu, istirdatı talep edilen kira parasının da bu miktar içerisinde olup olmadığı, içersinde ise miktarı davacıya açıklattırılmalı ve hasıl olacak sonuca göre talep edilen alacak ve tazminat kalemlerinin tamamının talep edilebilip edilemeyeceği, talep edilebilecekse ne kadarının kısmi davada hüküm altına alındığı ayrıntılı olarak gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, davacının mahrum kalınan kâr nedeniyle tazminat istemine ilişkin olarak ticari defterleri üzerinden inceleme yapılarak, mahrum kalınan kârın hesaplanması yoluna gidilmişse de; davacının aynı davalıdan farklı kira sözleşmesi ile kiraladığı düğün salonu olduğu, düğün salonuna ilişkin kira sözleşmesininde benzer şekilde sona erdiğinden bahisle mahrum kalınan kâr istemiyle … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/900 E. sayılı dosyası ile dava açıldığı anlaşılmaktadır. Diğer davaya konu düğün salonu ile temyize konu davadaki halı saha ve sosyal tesisler farklı kira sözleşmesi ile kiralandığından, mahkemece aralarında fiili irtibat görülmemiş ise de; Dosyaya ibraz edilen ve mahrum kalınan kâr hesabına esas alınan davacıya ait ticari defterlerin her iki işletmeyi de kapsadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından her iki davada da mahrum kalınan kâr talep ediliğine göre, davalar arasında fiili irtibat bulunmaktadır. Kâr yoksunluğuna mükerrer olarak karar verilmemesi açısından düğün salonunun kiralanmasından kaynaklanan ve Mahkemenin 2010/900 E. sayılı dava dosyası ile taraflar arasında görülen, davanın karara çıkmış ise dosyasının, yargılama konusu dava dosyası içine alınarak, karara çıkmamış ise her iki davanın birleştirilmesine karar verilip, buna göre davacının talepleri değerlendirilerek, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, her iki dava arasında irtibat olmadığından bahisle ayrı ayrı değerlendirilmesi de usule aykırıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma sebeblerine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.