YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18302
KARAR NO : 2013/10739
KARAR TARİHİ : 19.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mah. Sıf. İle)
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının bedelinin tahsili istemine ilişkindir
Davacı vekili, boşanma davası ile birlikte açılan 10.000 TL maddi tazminat istemine ilişkin davada, maddi tazminat istemine yönelik açıklamasında tazminat taleplerinin TMK.nun 174. maddesi kapsamında maddi tazminat olmayıp, altınların bedeline yönelik olduğunu, altınların davalı eşinin gözünden, tedavisi için kullanılmak üzere davalının babasına teslim ediliğini, belirterek altınların bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili altınların müvekkiline verilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının ziynet eşyalarının davalıda kaldığını kanıtlayamadığını, ziynet eşyalarının davalının babasına teslim edildiği kabul edilse dahi davacının tazminat hakkının doğmayacağını, ayrıca davacının takıları, davalının gözünde çıkan tümörün tedavisi nedeniyle verdiğini beyan ettiğinden, bu amaçla verildiği kabul edilse dahi altınların verilmesinin eşin ahlaki görevi olduğundan geri istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, boşanma davası ile birlikte 10.000 TL maddi tazminat istemi olarak açılmış, davacı tarafından maddi tazminat isteminin boşanma davasının fer’isi niteliğinde TMK.nun 174 maddesi gereğince açılan maddi tazminata yönelik olmadığı, kişisel eşya niteliğindeki ziynet eşyasına yönelik olduğu belirtildiğinden, boşanma davasından tefrik edilerek, bu yönde inceleme yapılmış ise de; Davacı kadının talep ettiği ziynet eşyalarına yönelik istemi boşanmanın eki niteliğinde olmadığından dava değeri üzerinden harca tabidir. Mahkemece ziynet alacağına ilişkin alınması gereken peşin harcın, cins, miktar ve değerleri davacı tarafından açıklanan değer üzerinden tamamlatılarak davanın esası yönünden karar verilmesi gerekirken, peşin harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı vekilinin davanın esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kural olarak, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır. Dava konusu kadına ait altınlar koca tarafından bozdurulup değişik amaçlarla kullanılmış olabilir. Çeşitli sebeplerle (evin ihtiyaçları, düğün borçları, balayı vs.) koca tarafından bozdurulan bu altınların karşılığının hibe edilmediği müddetçe kadına iadesi zorunludur. Ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur.
Olayımızda davacıya ait olduğu anlaşılan ziynet eşyalarına yönelik olarak dinlenilen davacı tanığı Mehmet Ballı’nın “Ben son 7 senedir davacının babasının evinde kiracıyım, evlendikten sonra davalının bir rahatsızlığı ortaya çıkmış, gözünden ameliyat olmuş, bu nedenle tedavi için Ankara’ya gitmişler, giderken de davacı altınlarını 7 adet bileziği ve 120 adet çeyrek altınını kendi babasının evine bırakmış, bir gün davalının babası davacının babasının evine gelerek altınları vermelerini, evliliğin ancak bu şekilde kurtulacağını söylemiş, davacının babası da beni şahitlik yapmak üzere çağırdı, 7 adet bilezik ve 120 adet çeyrek altın davalının babasına verildi, altınlar benim yanımda sayılarak teslim edildi, benim şahit olduğum en az 10 kere davacı “beni kurtarın diye” babasını gece yarıları telefon ile aradı, ancak davacının babası hiç bir zaman gidip kızını getirmedi, evliliklerini bozmak istemedi, en son taraflar arasında büyük bir kavga olduğunda gece saat 01.00 sıralarında gidip kızını getirmek zorunda kaldı” şeklindeki beyanl, davacının iddiasını doğrulamaktadır. Her ne kadar davalı tanıkları … ve … davacının eşyalarını alırken, davacının annesinin davacıya “altınları aldın mı” şekilde seslenmesi üzerine, davacının da “evet aldım” şeklinde beyanda bulunduğunu ifade etmişlerse de, bu beyanları dava konusu altınların davacı tarafından götürüldüğüne ilişkin bir görgü içermediği gibi dava konusu altınlara yönelik olduğu da anlaşılmamaktadır. Bu nedenle davalı kendilerine teslim edilen ziynet eşyalarının davalıya iade edildiğini kanıtlayamamıştır. Bu itibarla ziynet eşyalarının davalıda kaldığının davacı tarafından kanıtlanamadığına ilişkin mahkemenin gerekçesi isabetli değildir. Öte yandan, ziynet eşyalarının davalıda kaldığı kabul edilse dahi bu eşyaların davalının babasına verildiği, davalıya verildiği kabul edilse dahi davalının tedavisi için verildiği bunun da davacının ahlaki bir görevi olduğundan, iadesinin talep edilemeyeceğine ilişkin mahkemenin gerekçesi de yasal değildir. Davacı, ziynet eşyalarının davalıya verildiğini kanıtladığına göre, ziynet eşyalarının iade edildiğini veya iade edilmemek üzere rızası ile verildiğini davalı kanıtlamak zorundadır. Davalı tarafından da bu husus kanıtlanmadığına göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru değilir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.