Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/18672 E. 2013/11461 K. 03.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18672
KARAR NO : 2013/11461
KARAR TARİHİ : 03.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Müdahalenin men’i ve tazminat

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı müdahalenin men’i ve tazminat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından, kiralayan ve taşınmazı yeniden kiraya verdiği kiracı hakkında kiralanana vaki müdahalenin önlenmesi, bir duvarının yıkılarak bitişik dükkana birleştirilmiş olması nedeniyle eski hale getirilmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davacının kiralananı rızasıyla kiraya veren davalıya teslim ettiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, 01.04.2005 tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile davaya konu taşınmazı kiraladığını, kiraya verenin taşınmazı davalı …’e sattığını iktisap nedeniyle tahliyesini talep etmeyen davacının ve kardeşinin dükkanın tahliyesi için kendisine defalarca tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu, 30.03.2006 tarihinde kendisinin şehir dışında olduğu tarihte davacının kardeşi ve yanındaki kişilerin kiralanana gelerek, yanında bekçi olarak çalışan …’dan baskı ve tehditlerle anahtarı aldıklarını ve müvekkilinin rızası hilafına eşyaları dışarıya çıkarttıklarını ve kiralananda tadilata başladıklarını, çalışanın kendisine haber vermesine de engel olduklarını, bu nedenle olayı ertesi gün öğrenen müvekkilinin telefon ile Jandarmayı arayarak şikayetçi olması üzerine olay yerine gelen Jandarma tarafından durumun tespit edildiğini, pansiyon olarak kullanılan üst kata ait anahtarların çalışanına teslim edildiğini ve dükkan olarak kullanılan alt katta ise tadilatın başladığı bitişik dükkan ile arasındaki duvarın kaldırılarak birleştirildiğinin ve kapısının kilitli olduğunun tespit edildiğini, akabinde 04.04.2006 tarihinde kiralananın kapılarının açık olması ve tadilata devam edilmesi nedeniyle yeniden şikayetçi olduğunu ve ayrıca savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ve 02.05.2006 tarihinde Kaymakamlığa müracaat ederek 3091 Sayılı Kanun gereğince zilyetliğinin korunmasını talep ettiğini, Kaymakamlıkça davalının müdahalesinin men’ine karar verilmesi üzerine infaz için 23.05.2006 tarihinde taşınmaza geldiklerinde, kiralananın yan dükkan ile arasındaki duvar kaldırılmak suretiyle birleştirilerek davalı … tarafından 09.05.2006 tarihli kira sözleşmesi ile diğer davalı …’e kiraya verildiğini öğrendiklerinini, İnfaz sırasında davalıların yoğun baskı ve tehdit oluşturmasına rağmen infazın zorda olsa gerçekleştiğini, Ancak men kararı yerine getirilerek dükkanın anahtarı kendilerine teslim edilmesine rağmen, dükkanın yan dükkanla birleştirilmiş olması ve birden fazla kapısının olması nedeniyle kiralananda faaliyette bulunmadığını, dükkanların birleştirilmiş olması nedeniyle kiralananda 3. şahın faaliyette bulunduğunu, kiralananı kullanamaması nedeniyle zarar gördüğünü, gayrimenkul
bitişik dükkan ile arasındaki duvarın örülerek eski hale getirilmemesi nedeniyle müdahalenin halen devam ettiğini, Bu durumunda da 2007/12 D.İş dosyası ile sabit olduğunu, bu nedenle vaki müdahalenin önlenmesine, gayrimenkulün eski mimari projesine uygun hale getirilmesine, Davacı … tarafından projeye uygun hale getirilmemesi halinde, yapılacak masrafın karşı taraftan alınmasının karar altına alınmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 90.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatı davalı …’ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … vekili, davacının kiralananı kendi rızası ile tahliye ettiğini, hatta çalışının rızasıyla tahliye ettiğine dair belge imzaladığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı … beyanlarını içeren dilekçesinde; davalı …’yi daha önceden tanıdığını, kendisine gelerek 2 dükkan aldığını birisinin boş, diğerinde ise davacının kiracı olduğunu, davacıya kirasını arttırmasını ya da çıkmasını söylediklerini, ancak kiracının kabul etmediğini, davacının sözleşme koşullarında kiracılığa devam edeceğini bildirdiğini, bunun üzerine dükkanı boşlattırarak dükkanı rızasıya boşalttığına dair davacının çalışanından belge aldığını, ancak davacının savcılık ve Kaymakamlıça girişimleri olduğunu kendisine söylediğini ve davacı kiracıyı problemsizce çıkarmak için kendisine …’nin kira sözleşmesi yapmayı teklif ettiğini, bunun karşılığında da ilk yıl kira almaYacağını berlittiğini, bunun üzerine kendisininde ilk yıl kira ödemeden taşınmazı kullanacağını düşünerek taşınmazı kiraladığını, olayın bu şekilde gerçekleştiğini, davalı …’in kendinin davalı olmasına sebep olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece davacının taşınmazdan zorla, cebir şiddet kullanılarak tahliye edilmediğinden, davacının rızasıyla dükkanları boşalttığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kiralananın rızaen tahliye ve teslim edilidğini ispat yükü davalı kiraya verene aittir. Davalı kiralananın rızaen tahliye ve teslim edildiğini yazılı belge ile ispatlayamamıştır. Her ne kadar davalının bekçi olarak çalışanından taşınmazı rızasıyla boşalttığına dair belge almış ise de, söz konusu belge davacı tarafından düzenlenmemiş olması karşısında, davalının taşınmazı rızasıyla tahliye ve teslim ettiğini kanıtlamaz. Öte yandan olayın oluş şekli, davalının kiralanana müdahale edilmesinin ertesi günü Jandarmaya şikayette bulunması, sonrasında müdahalenin devam etmesi nedeniyle Savcılığa şikayetçi olması, Kaymakamlıktan 3091 Sayılı Yasaya göre men talebinde bulunması ve kaymakamlıkça davalının müdahalesinin men’ine karar verilmiş olması, davalıların dosya içerisinden bulunan tutanağa göre men kararının infazına dahi direnç göstermeleri, Davalı …’in beyanlarına göre de davacı ve davalı arasında kiralananın tahliye ve teslimine ilişkin bir mutabakat olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle; davalı tarafından kiralananın rızaen tahliye ve teslim edildiği ispatlanamadığından yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.