YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/230
KARAR NO : 2012/3956
KARAR TARİHİ : 13.03.2012
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ziynet ve çeyiz eşyasının iadesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ziynet ve çeyiz eşyasının iadesi davasına dair karar, davacı ve davalılardan … tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesine, mümkün değilse bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece, çeyiz eşyaları yönünden davanın kabulüne, ziynet eşyaları yönünden reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının elinden alındığını ileri sürmüş, davalı yan ise bu iddiayı kabul etmemiştir. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Olayda, davacı ile davalı … 16.07.1996 tarihinde evlenmişlerdir. Kısa bir süre Nevşehir’de davacının kayınpederinin evinde kaldıktan sonra birlikte Almanya’ya gitmişlerdir. Davacı evlilikleri sırasında düğünde kendisine takılan ve dava konusu edilen ziynetlerin kendisinden alınıp bozdurularak eşinin eniştesinin yaptırmakta olduğu inşaatında kullanıldığını iddia ederek iş bu davayı açmış ise de, bu konuda dinlenen davacı tanıkları davalı tarafça takılan ziynetler konusunda davacının savlarını doğrulayacak şekilde net, açık ve ayrıntılı bilgi vermemişler, genel ve soyut beyanlarda bulunmuşlardır. Davacı iddialarını tanık beyanlarıyla kanıtlayamamakla beraber 14.12.2010 tarihli delil listesinin 7. bendinde “her türlü yasal delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynet eşyalarının kendisinden alınarak eşinin eniştesinin inşaatında kullanıldığı konusunda davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.