YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11621
KARAR NO : 2013/15979
KARAR TARİHİ : 27.11.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılardan … tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında kira alacağı ve tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine itiraz üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, tahliye ve tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına, takibin devamına ve tahliyeye karar verilmiş, karar kefil olan davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 15.03.2011 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı … kira sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davacı 23.10.2012 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 2011/9.ay ile 2012/10 aylar arası 14 aylık kira parası ve işlemiş faizi olarak toplam 220.622,47 TL’nin tahsilini istemiştir. İcra takibine konu edilen kira alacağının bir kısmı kefalet süresine dahilse de, takip tarihi itibariyle Borçlar Kanunu’nun 493. maddesine göre davalı kefalet sorumluluğundan kurtulmuştur. Sözü edilen Borçlar Kanunu’nun 493. maddesine göre, kefalet süresinin bitimini takip eden bir ay zarfında, alacaklı icraya veya mahkemeye müracaatla hakkını takip etmezse veyahut takibatına uzun müddetle fasıla verirse, kefil kefaletten beri olur. Bu süre zamanaşımı süresi olmayıp hak düşürücü süre olduğundan mahkemece re’sen gözönüne alınması gerekir. Davacı, kefalet süresinin bitimini takip eden bir ay içinde alacağının tahsili için icra takibine girişmeyip, bu süre geçtikten sonra 23.10.2012 tarihinde icra takibine girişmiş, takibe itiraz üzerine de bu davayı açmıştır. Bu durumda Borçlar Kanunu’nun 493. maddesi hükmüne göre davalı kefilin kefalet nedeniyle sorumluluğu kalmamıştır. Mahkemece bu nedenle davalı kefil yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı … yönünden BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.