YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12555
KARAR NO : 2013/14858
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı ve davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı asil … geldi. Hazır bulunanın sözlü beyanı dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira ilişkisinin son bulmasına rağmen davacıdan cebri icra yoluyla ve haksız olarak tahsil edilen kira paraları, yargılama gideri ve icra tazminatının iadesi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece manevi tazminat isteminin reddine, diğer talepler yönünden ise sadece tahsil edilen asıl alacak tutarı bakımından davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait işyerinde 01.06.2000 tarihli sözleşme ile kiracı olduklarını, taşınmazın üçüncü kişiye devren kiralanması ve davalının da buna muvafakat etmesi sebebiyle taraflar arasındaki kira ilişkisinin Eylül/2006 tarihinde sona erdiğini, buna rağmen davalının müvekkili hakkında icra takibi yapılarak tahliyeden sonraki Eylül/2006-Mayıs/2007 dönemi kira paralarının tahsilini istediğini, takibin haksız olmasına ve itiraz edilmesine karşın icra mahkemesince aleyhe karar verildiğini ve müvekkili hakkında fiili haciz uygulandığını belirterek, 5.000 TL manevi ve cebri icra yoluyla tahsil edilen tutarlara ilişkin olarak 35.000 TL alacağın davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise; davacının taşınmazda halen kiracı olduğunu, tahliye ve anahtar tesliminin gerçekleşmediğini, davacının devir ve devre muvafakat iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunmuştur. Mahkemece, davaya konu işyerinin bir başkasına kiraya verildiği tarih olan 15.09.2006 tarihi itibariyle davacının kiracılığının sona erdiği, bunun bir sonucu olarak Eylül/2006 ve sonraki aylar için davacıdan kira parası istenemeyeceği gerekçesi ile takibe konu 9 aylık kira alacağının davacıya iadesine, icra takibi ve yargılama nedeniyle tahsil edilen faiz, yargılama gideri icra tazminatı gibi kalemler geri istenemeyeceğinden bunlara ilişkin talebin reddine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında 01.06.2000 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi bulunmaktadır. Sözleşme ile davalıya ait işyeri eczane olarak işletilmek üzere davacıya kiraya verilmiştir. Davacı, kiralayanın muvafakati ile işyerini bir başkasına devrettiğini, devralan ile davalı arasında 15.09.2006 tarihinde kira sözleşmesi imzalandığını, bu tarih itibariyle kiracılık sıfatının son bulduğunu iddia etmiştir. Davalı ise iddiaya karşı çıkarak akdi ilişkinin anahtarın teslim edildiği 18.12.2007 tarihine kadar devam ettiğini öne sürmüştür. Davacı her ne kadar iddiasına dayanak olarak, davalı ile üçüncü kişi arasında imzalanan 15.09.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanmış ise de devren üçüncü kişiye kiralandığı bildirilen işyerinin anahtarı ancak 18.12.2007 tarihinde davacı vekili tarafından … 9.İcra Müdürlüğünün 2006/12936 sayılı takip dosyasına ibraz edilebilmiştir. Bu durum kiralananın anahtarının 15.09.2006 tarihinde sonrası için de davacı uhdesinde kalıp, kiralanan üzerindeki fiili hakimiyetin davacıda olduğunun bir delili niteliğindedir. Kaldı ki davacı vekili haksız olduğunu iddia ettiği icra takibine (… 9.İcra Müdürlüğünün 2006/12936 sayılı) karşı itirazında kiralananın tahliye edildiğinden bahsetmemiş borca kısmi itirazda bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle taraflar arasındaki kira ilişkisinin 15.09.2006 tarihinden sonra da devam ettiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya iadesine, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.