YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14052
KARAR NO : 2014/979
KARAR TARİHİ : 28.01.2014
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından taraflar arasındaki kira sözleşmesinin feshi ve 479.022 TL alacağın ticari faizi ile tahsiline yönelik olarak açılan davada, mahkemenin davanın kısmen kabulü ile kira sözleşmesinin feshine, fesih sonrası dönem için ödenmiş olan 95.226 TL’nin sözleşmenin bittiği tarih olan 01.09.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen yukarıda tarih ve numarası yazılı kararı Dairemizin 18.06.2013 gün ve 2012 / 17712 Esas 2013 / 10611 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş idi. Bu kararın incelenerek düzeltilmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istenilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Mahkemenin kararında ve Yargıtay ilamında yazılı sebeplere göre HMUK’nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiç birine uymayan davalı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin karar düzeltme istemine gelince ;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, taraflar arasında 15.08.2002 tarihinde düzenlenen kira sözleşmesi ile sözleşme konusu benzin istasyonunun bulunduğu kavşakta belediye tarafından yapılan kavşak çalışması nedeniyle benzin istasyonunun çevresindeki yolların kapandığını, durumdan habersiz olan müvekkilinin altı yıllık kira parasını kiraya veren davalıya peşin olarak ödediğini, yapacağı işin bayisi olduğu akaryakıt şirketlerine taahhütlerde bulunduğunu, ancak mevcut durumun pompa satışlarını 1 / 10 oranında düşürdüğünü, büyük zarara uğradığını belirterek, sözleşmenin feshini ve sözleşmenin 7. maddesi gereğince 330.000 Dolar karşılığı 479.022 TL cezai şartın ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davanın dayanaksız açıldığını, davacının yapılacak kavşak çalışmasından haberdar olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucu, davanın kısmen kabulü ile kira sözleşmesinin feshine, fesih sonrası dönem için ödenmiş olan 95.226 TL’nin sözleşmenin bittiği tarih olan 01.09.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Her iki taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine de hüküm, Dairemizin 18.06.2013 gün ve 2012 / 17712 Esas 2013 / 10611 Karar sayılı ilamı davacı Yararına vekalet ücreti yönünden ve hüküm altına alınan alacağın 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 120. maddesinin faiz oranına getirdiği sınırlamalar da dikkate alınarak ticari (avans ) faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiğine işaretle bozulmuştur.
Hüküm tarihinden sonra 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki 6101 Sayılı Kanun’un 7. maddesinde, Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile
./..
geçici ödemelere ilişkin 76. faize ilişkin 88. temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddelerinin görülmekte olan davalarda da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Temerrüt faizine ilişkin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 120. maddesine göre, uygulanacak yıllık temerrüt faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Her ne kadar Dairemizin bozma ilamında ticari ( avans ) faizine hükmedilirken 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 120. maddesindeki açıklanan sınırlamaların göz önünde bulundurulmasından söz edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt faizi konusunda bir düzenleme getirilmemiş, dolayısıyla uygulanacak bir faiz oranı belirlenmemiştir. Bu durumda sadece hüküm altına alınacak alacağa ticari ( avans ) faizi uygulanmasına işaretle kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken, dava konusu olayda uygulama yeri bulunmayan 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 120. maddesindeki sınırlamalardan söz edilerek hükmün bozulmasının yerinde olmadığı bu defaki incelemeden anlaşılmakla, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüyle Dairemizin 18.06.2013 gün ve 2012 / 17712 Esas 2013 / 10611 Karar sayılı ilamından “ 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 120. maddesinin faiz oranına getirdiği sınırlamalar dikkate alınarak” ibaresinin bozma ilamı metninden çıkarılarak aynı bozma ilamında yazılı gerekçelerle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ. Yukarıda ( 1 ) No’lu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, yukarıda ( 2 ) No’lu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin uygulanacak faize ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulü ile, Dairemizin 03.07.2013 gün ve 2012 / 17781 Esas 2013 / 11440 Karar sayılı bozma ilamından “01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 120. maddesinin faiz oranına getirdiği sınırlamalar dikkate alınarak” ibaresinin çıkarılarak Dairemizin anılan bozma ilamındaki diğer gerekçelerle yerel mahkemenin 10.04.2012 gün ve 2008/1862 Esas, 2012/711 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, takdiren 226 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davalıdan alınmasına, istek halinde peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harcının düzeltme isteyen davacıya iadesine, 28.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.